|
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, üniversiteden ilişiği kesilen öğrencilerin affedilmesi konusu her gündeme geldiğinde buna şiddetle karşı çıkmış ve böyle bir affı kesinlikle düşünmediklerini açıklamıştı...
Bakan Bey’in o açıklamalarının kayıtlı olduğu kasetler, hâlâ televizyon arşivlerinde.
Peki ne oldu da AKP iktidarı, “her ne sebeple olursa olsun üniversiteden ilişiği kesilen öğrencilere ek sınav hakkı getiren bir yasa tasarısı” hazırladı ve Meclis’e sundu?
Ve yine ne oldu ki ilk hazırlandığı günlerde sadece 2005’ten bu yana üniversiteyle ilişiği kesilen öğrencileri kapsayan bu af tasarısının kapsamı önce 2000’e sonra da AKP’li milletvekillerinin önergeleriyle 1995’e çekildi?
Ve bir soru daha:
Dün kameraların karşısına geçip, “YÖK af konusunda bütün rektörlerin görüşlerini aldı” diyen Bakan Hüseyin Çelik’in bu sözleri doğru mu?
*** Bu soruların yanıtını almak için dün İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Mesut Parlak’ı aradım. Mesut Hoca, sorularıma sonuncusundan yanıt vermekle başladı ve aynen şunları söyledi:
“YÖK bu afla ilgili olarak kesinlikle bizden görüş istemedi. Elbette biz de bu ülkenin çeşitli nedenlerle mağdur olmuş çocuklarının önünün açılmasına sıcak bakarız. Ama böylesine geniş kapsamlı bir af, üniversitelerdeki mevcut eğitim kalitesinin daha da bozulmasına yol açar. Bizim üniversitemize bu yıl kaydettiğimiz öğrenci sayısı 12 bin 100. Öğretime devam eden öğrencilerimizin sayısı 59 bin. Bu afla birlikte üniversiteye dönmesi muhtemel öğrenci sayısı ise 30 binin üzerinde. Biz mevcut koşullarımızla bu kadar öğrenciyi kesinlikle okutamayız. Üzülerek söylüyorum bu af yasasının tek nedeni, yaklaşan yerel seçimlere yatırım yapmaktır! Bu da kelimenin tam anlamıyla bir skandaldır!”
*** Bu sütunlarda defalarca yazdım:
Karşı olmadığım, hatta desteklediğim tek af, öğrenci affıdır...
Ama sırf “yüzde bilmem kaç daha fazla oy almak” için, böylesine hesapsız kitapsız bir af çıkarmaya ve üniversiteleri Ali Baba’nın Çiftliği’ne dönüştürmeye de kimsenin hakkı yok!
***** FIRST ÖĞRENCİ!
Üniversite affından yararlanabilecek öğrenciler içinde özellikle biri var ki insan, “Affın kapsamının 1995’e çekilmesinde acaba bu ismin özel bir etkisi var mı” diye sormadan edemiyor...
O öğrenci Cumhurbaşkanı’nın eşi Hayrünnisa Gül!
Çünkü yeni şekliyle af yasası ona da üniversite kapılarını açıyor...
Biliyorsunuz Hayrünnisa Hanım, 1998 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü kazanmış ama kayıt işlemleri sırasında türbanlı fotoğrafını vermekte ısrar edince üniversiteye girememişti...
Daha sonra konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde dava açmaya kadar götürmüştü.
Eğer Meclis’te görüşülmekte olan tasarı bu haliyle yasalaşırsa “first lady”, üniversitede okuma amacına ulaşmış olacak...
Tabii kayıt sırasında türbansız bir fotoğrafını vermesi şartıyla!
*** Demokratik falan değil... “Demokomik” bir ülke bizimkisi!
***** GÜNÜN SORUSU
Sadece askerle ilgili gizli belgeleri sızdıran ve yayınlayan demokrasi kahramanı “taraf” medya neden işkence, dayak, F tipi örgütlenme iddialarının gırla gittiği polis teşkilatından tek bir dosya bile sızdır(a)mıyor?
***** VATAN’a Oktar sansürü!
Dün öğle saatlerinde Telekom üzerinden VATAN’ın internet sitesine girmeye çalışanlar, “Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir” yazısıyla karşılaştı.
Mesele neymiş biliyor musunuz? Bizim sitedeki arkadaşlar Adnan Oktar cemaatiyle ilgili bazı haberlere yer vermişler. Oktar’ın avukatları da yememiş içmemiş, mahkemeye giderek sitemizi yasaklatmış!
Bu yüzyılda böyle bir karar Türkiye’ye yakışmıyor!
Sözüm ona düşünce ve ifade özgürlüğünü savunan bir iktidarın işbaşında olduğu bir dönemde, Türkiye’nin en büyük üç gazete sitesinden birinin haber bile vermeden kapatılması, kendini savunma hakkı tanınmaması demokrasinin ve çok sesli toplumun katledilmesinden başka bir şey değildir!
Bu çağda hâlâ yaşama şansı bulan yasakçı zihniyete yazıklar olsun!
|