|
Strateji uzmanları, emekli generaller, Kürt partisi DTP dışındaki partiler, medya, halk; asıl düşmanın K. Irak’ta yerleşik, terör örgütüne her türlü yardımı yaptığı askerler ve istihbarat servisleri tarafından saptanan aşiret reisi Mesud Barzani olduğunda birleşiyor.
Muhalefet partilerinin terör örgütünü engelleyebilmek için K. Irak’ta tampon bir bölge oluşturulmasını içeren önerisini, RTE önce olabilirliğini askerlerle konuşalım diye karşılıyor. Genelkurmay 2. Başkanı Hasan Iğsız askerlerin bu konudaki görüşünü “çok riskli” diye değerlendiriyor. Kamuoyunda olumlu karşılanan önerinin gerçekleşmesi olasılığını hükümet askerlere bırakıyor, askerler de tampon bölgenin tamamen “hükümetin takdirinde” bir konu olduğunu söylüyor. Bu tabloyu izleyenler bu sorunu askerlerin sivillere, sivillerin de askerlere ihale ettiği sonucuna varıyorsa, acaba şu veya bu kurumu yan çizmekle suçlamış mı oluyorlar? *** Tampon bölge sorunu neden hükümetin takdirine kalıyor? Diyorlar ki, “zira uluslararası hukuk açısından değerlendirilmesi gereken çok yönlü, özellikle muhatap ülkelerle ilgili bir olay”. Bu saptamalar doğru olmasına doğru da, işbaşında üstelik tek başına iktidarda olan bir hükümetin asıl görevi zoru aşmak ve sonuç almak değil midir? Soru, bu ülkede dün olduğu gibi bugün de yanıtsız. Üstüne üstlük bu hükümet zoru aşarak tampon bölge sorununu aşacağı yerde, kolaya kaçıyor. Başbakan K. Irak’taki başına buyruk Kürt aşiretlerinin engelleriyle karşılaşınca Mesud Barzani ile “diyaloğa devam kararı” alıyor. Doyurucu olmayan bir dizi gerekçeyle. Belli başlısı da evlere şenlik: “Aktütün saldırısından sonra Kuzey’deki yönetim (Barzani) ‘istenilen düzeyde’ olmasa bile terör örgütünü kınamış!” Barzani’yi dışlamanın örgütün işine yarayacağı da gerekçeli söylemin diğer bir parçası. *** Geçen salı günü TBMM’deki görüşmeler sonunda tezkere, örgütü terörist saymayan, sınır ötesi harekâta karşı çıkan DTP dışında üç partinin oylarıyla kabul edildi. Bu manzara ulusu temsil eden üç partinin genelde terör örgütüne karşı birleştiklerini kanıtlıyor diye alkışlandı. Gerçek acaba bu kanıyı destekliyor mu? Hayır! Bakın neden: CHP görüşmelerden sonra oylanmasını istediği bir TBMM karar metni hazırladı. AKP ve MHP’ye önerdiği bu metin, terörü lanetliyor. K. Irak’tan gelen saldırılara karşı hükümeti başta ABD ve kuyruğundaki Barzani’ye karşı gereken her türlü önlemi almaya çağırıyor. CHP metnine MHP hayli mırın kırın ettikten sonra olumlu bakmaya başladı. Fakatttt… AKP hükümeti; K. Irak’tan gelen tehlikeye karşı önlemleri yeterli görmeyen, ABD’yi ve Irak’ın bugüne kadar izledikleri tutumu eleştiren böyle bir metne sıcak bakmadı, bakamıyor. AKP’nin Meclis sorumluları önce Dışişleri Bakanı’na ve Başbakan’a soralım gibi yan çizme belirtileri gösterdiler ve… sonra tamamen hükümetin terör politikasını, ABD ve Irak’la ilişkilerini öven karşı bir metinle ortaya çıktılar. Karar metni oybirliğini sağlayacak kimi değişikliklerle gerçekleşseydi, TBMM’nin teröre karşı dünya kamuoyuna duyurduğu, kimilerini uyardığı ortak sesi olacaktı. Partizan kafa partiler arası uzlaşmayı baltaladı ve... karar metninden vazgeçildi. Tabii hiçbir gazete siyaset kulislerindeki olayları doğru dürüst izleyip yazmadığı için kamuoyunun bu gelişmeden haberi olmadı. Meclis’teki oy sonucunu bir yana bırakıp eğri oturup doğru konuşalım: Gerçeklere gözünü kapayan, hatta aksi yönde politikalar izlemeye devam edeceği işaretleri veren RTE’nin başında olduğu AKP hükümeti ile terör gibi ulusal bir sorunda partiler arası ortak bir anlayış, teröre karşı birliktelik olduğu söylenebilir mi?
|