Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
24
Ekim
2008
Önsayfa arrow İzlediğimiz Yazarlar arrow Cüneyt ARCAYÜREK arrow Eğri Oturup Doğruları Konuşursak
Eğri Oturup Doğruları Konuşursak Yazdır E-posta
Cüneyt ARCAYÜREK   
Pazar, 12 Ekim 2008

Cüneyt ARCAYÜREKStrateji uzmanları, emekli generaller, Kürt partisi DTP dışındaki partiler, medya, halk; asıl düşmanın K. Irakta yerleşik, terör örgütüne her türlü yardımı yaptığı askerler ve istihbarat servisleri tarafından saptanan aşiret reisi Mesud Barzani olduğunda birleşiyor.

Muhalefet partilerinin terör örgütünü engelleyebilmek için K. Irakta tampon bir bölge oluşturulmasını içeren önerisini, RTE önce olabilirliğini askerlerle konuşalım diye karşılıyor.

Genelkurmay 2. Başkanı Hasan Iğsız askerlerin bu konudaki görüşünü çok riskli diye değerlendiriyor.

Kamuoyunda olumlu karşılanan önerinin gerçekleşmesi olasılığını hükümet askerlere bırakıyor, askerler de tampon bölgenin tamamen hükümetin takdirindebir konu olduğunu söylüyor.

Bu tabloyu izleyenler bu sorunu askerlerin sivillere, sivillerin de askerlere ihale ettiği sonucuna varıyorsa, acaba şu veya bu kurumu yan çizmekle suçlamış mı oluyorlar?

***

Tampon bölge sorunu neden hükümetin takdirine kalıyor? Diyorlar ki, zira uluslararası hukuk açısından değerlendirilmesi gereken çok yönlü, özellikle muhatap ülkelerle ilgili bir olay”.

Bu saptamalar doğru olmasına doğru da, işbaşında üstelik tek başına iktidarda olan bir hükümetin asıl görevi zoru aşmak ve sonuç almak değil midir? Soru, bu ülkede dün olduğu gibi bugün de yanıtsız.

Üstüne üstlük bu hükümet zoru aşarak tampon bölge sorununu aşacağı yerde, kolaya kaçıyor.

Başbakan K. Iraktaki başına buyruk Kürt aşiretlerinin engelleriyle karşılaşınca Mesud Barzani ile diyaloğa devam kararı alıyor.

Doyurucu olmayan bir dizi gerekçeyle. Belli başlısı da evlere şenlik: Aktütün saldırısından sonra Kuzeydeki yönetim (Barzani) istenilen düzeydeolmasa bile terör örgütünü kınamış!”

Barzaniyi dışlamanın örgütün işine yarayacağı da gerekçeli söylemin diğer bir parçası.

***

Geçen salı günü TBMMdeki görüşmeler sonunda tezkere, örgütü terörist saymayan, sınır ötesi harekâta karşı çıkan DTP dışında üç partinin oylarıyla kabul edildi.

Bu manzara ulusu temsil eden üç partinin genelde terör örgütüne karşı birleştiklerini kanıtlıyor diye alkışlandı.

Gerçek acaba bu kanıyı destekliyor mu? Hayır!

Bakın neden: CHP görüşmelerden sonra oylanmasını istediği bir TBMM karar metni hazırladı. AKP ve MHPye önerdiği bu metin, terörü lanetliyor. K. Iraktan gelen saldırılara karşı hükümeti başta ABD ve kuyruğundaki Barzaniye karşı gereken her türlü önlemi almaya çağırıyor.

CHP metnine MHP hayli mırın kırın ettikten sonra olumlu bakmaya başladı.

Fakatttt AKP hükümeti; K. Iraktan gelen tehlikeye karşı önlemleri yeterli görmeyen, ABDyi ve Irakın bugüne kadar izledikleri tutumu eleştiren böyle bir metne sıcak bakmadı, bakamıyor.

AKPnin Meclis sorumluları önce Dışişleri Bakanına ve Başbakana soralım gibi yan çizme belirtileri gösterdiler ve sonra tamamen hükümetin terör politikasını, ABD ve Irakla ilişkilerini öven karşı bir metinle ortaya çıktılar.

Karar metni oybirliğini sağlayacak kimi değişikliklerle gerçekleşseydi, TBMMnin teröre karşı dünya kamuoyuna duyurduğu, kimilerini uyardığı ortak sesi olacaktı.

Partizan kafa partiler arası uzlaşmayı baltaladı ve... karar metninden vazgeçildi.

Tabii hiçbir gazete siyaset kulislerindeki olayları doğru dürüst izleyip yazmadığı için kamuoyunun bu gelişmeden haberi olmadı.

Meclisteki oy sonucunu bir yana bırakıp eğri oturup doğru konuşalım: Gerçeklere gözünü kapayan, hatta aksi yönde politikalar izlemeye devam edeceği işaretleri veren RTEnin başında olduğu AKP hükümeti ile terör gibi ulusal bir sorunda partiler arası ortak bir anlayış, teröre karşı birliktelik olduğu söylenebilir mi?


 

 

0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy