Perşembe günü asker ve polisin öteden beri öne sürdüğü yasal önlemlerin hangisine hükümet sıcak bakacak, yasalarda veya anayasada değişiklikler gerektiren düzenlemelere girişecek mi?
İçeriye dönük önlemlerin yanı sıra diplomatik girişimler neler olacak?
Hükümet (Irak ve ABD’ye) diplomatik girişimlerde bulunurken masaya yumruğunu vurabilme güç ve cesaretini gösterebilecek mi?
Büyük ABD dostu Çankaya’daki AKP’li ile Başbakanlık’taki AKP’liden böylesine cüretkâr bir hareket beklenebilir mi?
***
K. Irak’tan gelip Türk askerini vuran örgütün eylemlerinin önünü alabilmenin iki ayağı var: Bağdat’taki hükümetin acizliği ve örgütün saldırılarını nihai hedeflerinde bir araç gibi görerek içlerinden destekleyen Barzani ve Talabani’ye ABD desteği!
Bu iki ayağı kırmadıktan sonra örgütün gerçekleştirdiği saldırıların önünü almak olanaksız.
Yoksa bu dönem de günlerce konuşulan yeni yol haritasına ilişkin yasal veya idari yöntemlerle göstermelik birtakım açıklamalar veya uygulamalarla mı geçiştirilecek?
Diplomatik girişimlerin ucu göründü: Bağdat hükümetine sert bir nota. ABD’ye işbirliğini daha da güçlendirmeye yönelik olumlu sonuçlar vermeyecek istemler... Sonra?
Bağdat işbirliğine hazır olduğunu ilan edecek. Çankaya’daki AKP’linin büyük dostu ikiyüzlü Talabani koşarak Barzani’ye gidecek. K. Irak’ta iki aşiret reisi Türkiye’den gelmesi olası baskı dalgasını geçiştirmek için birlikte ne yapacaklarını görüşecekler. Ama kamuoyunu, hükümeti uyutmak için sınırlarımızı aşan terör hareketlerine asla rıza göstermediklerini ve göstermeyeceklerini ilan edecekler.
Oysa terör örgütü Barzani’nin hükmettiği topraklarda her türlü yardımı ve yakınlığı görüyor. Aktütün olayında örgütün kullandığı ağır silahlar K. Irak’ta insansız diye nitelenen, fakat Barzani’nin denetimi altındaki topraklardan geçerek üzerimize geliyor.
TSK, bu gerçeği açıklıyor. Barzani ile Talabani aksini söylemekle yetiniyorlar. Bütün bu olgulardan yola çıkarsak sonuç gayet berrak:
Ankara’nın Bağdat nezdindeki girişimleri derde deva olmaktan uzak, kâğıt üzerinde kalmaya mahkûm!
***
Ya ABD? Büyükelçi Ross Wilson Dışişleri’ne çağrılarak ABD’den “daha yakın işbirliği” istenildi. Örgüte karşı daha etkin mücadele beklenildiği söylendi.
Büyükelçinin Barzani ile ABD yetkililerinin görüştüklerini söylediği öne sürülüyor. Bu, ne demek? ABD’nin, dostu ve mutlak anlamda desteklediği Barzani’ye terör örgütü ile savaşımda hiçbir etkisi olmayacak kimi göstermelik uygulamalarla Türkiye’yi yatıştırmayı tavsiye etmesi güçlü bir olasılık.
Ankara’nın diplomatik girişimlerden de beklenen veya istenilen sonuçları alamayacağı gün gibi aşikâr!
***
Diplomatik -girişimlerin yanı sıra- yol haritasının diğer parçası yasal ve idari yeni önlemler.
Önlemler mi: Terörle mücadelede asker ve polisin öteden beri mutlak anlamda gerekli gördüğü ama Avrupa Birliği baskısı altında yürürlükten kaldırılan kimi yasal gereksinimleri yeniden yaşama geçirmek!
Eskiden var olan ama AB’den ve içerideki AB çığırtkanlarının baskısıyla yasalardan çıkarılan yetersiz önlemler yeniden yaşama geçirilirse…
…Terör ve örgütün eylemlerini önlemekte büyük mesafe alınacak veya bu eylemler sona erecek mi? Elbette hayır!
Önceki gün eski önlemlere dönüş hazırlığına başlandığını içeren haberler yayımlanmaya başlar başlamaz bu uygulamaların AB ile ilişkilere zarar vereceğini öne süren görüşler TV’lerde boy gösterdi.
İlk soru şu: Geçmişte -örneğin Devlet Güvenlik Mahkemeleri vs. gibi- önlemler vardı ama terör azaldı mı?
Teröristin ifadesini avukatı yanında alma kuralını kaldırmayı, şüpheli kişinin elbisesini çıkarmayı, askerin, polisin hâkim veya savcı kararı izni olmaksızın ev ve işyerini araştırmayı… Yeniden ihya etmek, AB’nin insan hakları ölçütlerini çiğnemek anlamına geliyor diyen yorumlar giderek yoğunlaşıyor.
Hükümetin eski yasal önlemleri AB korkusu altında ne ölçüde yeniden gerçekleştirme iradesi göstereceğini… Hükümetin göstermelik diplomatik girişimlerinin somut ve olumlu bir sonuç vermediğini… Kısa süre içinde göreceğiz!
Tabii terör örgütünün eylemlerini asgari düzeye indirecek önlemlerin bu aşamada alınamadığını da!