Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
28
Ekim
2008
Terörün Kilometre Taşları... Yazdır E-posta
Mustafa BALBAY   
Salı, 07 Ekim 2008

Mustafa BALBAYBayram tatili sonrası gündemin ekonomi ve yolsuzluklar olması bekleniyordu ama Aktütün saldırısı tümünü doğal olarak öteledi. Önümüzdeki perşembe günü Ankarada ciddi bir toplantı yapılacağı açıklandı.

Toplantıda, bir süredir gündeme girip çıkan kimi yasal düzenlemelerin gündeme gelmesi bekleniyor. AKP hükümetinin terörle mücadelede, özellikle son 3 yıldır, sandığı riske sokacak adımlar atmaktan yana olmadığını biliyoruz. Başbakanın açıklamaları, bu kez daha farklı bir açılım olabileceğini gösteriyor.

Bugün, haftaya ışık tutması bakımından, Türkiyenin 24 yıllık terörle mücadelesinin ana kilometre taşlarını anımsatalım...

15 Ağustos 1984teki Eruh baskını, terör örgütünün sesini ilk duyurduğu büyük eylem olarak kabul ediliyor. 6 Kasım 1983te ANAP tek başına iktidar olmuştu. Özal, mimarı olduğu 24 Ocak 1980deki kararların uygulanmasını her şeyin önüne koymuştu. Bunun da etkisiyle terör küçümsenmiş, 3-5 eşkıya denmişti. Ertesi yıl terör olaylarında azalma meydana gelince de demeç hazırdı:

Terörün belini kırdık.

***

Bel kırıldığına göre sorun yoktu; bölgedeki sıkıyönetim de gevşetilebilirdi. 1987de sıkıyönetimden OHALe geçildi. 1988deki 500 bin kişilik peşmerge göçü, ardından 1991deki Birinci Körfez Savaşı terörün yeniden azgınlaşmasına neden oldu.

ABDnin Iraka düzenlediği savaş terörü neden azdırmıştı?

Çünkü, 36. paralelin kuzeyi Saddama kapatılmış, bu bölgenin kontrolü ABDye bırakılmıştı.

ABD kontrolü nasıl sağladı?

İncirlik Üssünde konuşlanan Çekiç Güçle...

Türkiyede gelip giden her iktidar Çekiç Güçün altışar aylık görev süresini uzattı. Terör örgütü de Irakın kuzeyinde bulduğu hayat sahasını her türlü destek eşliğinde çok güzel kullandı.

1993-95 arası terör olaylarının şiddetlendiği dönemdi. Askerler, baktılar ki iş tamamen başa düştü, yeni bir mücadele yöntemi benimsediler, hâkimiyet sağladılar. 1998de terör örgütü başının Suriyeden çıkarılması belki de en önemli kilometre taşıydı. O güne dek sadece Öcalanı konuk etmekle kalmayan, terör örgütünün lojistik desteğinin yüzde 60ını sağlayan Suriye, Adana Mutabakatı ile devre dışına çıktı.

Türkiye rahatladı...

2000’lerin başında terör iyice sinmişti. Ne zamana kadar?

21 Mart 2003te ABD Irakı işgal edene dek...

PKK, 2005te yeniden ses getiren eylemlerle geri döndüğünde eyvah demiştik, 98 sonrası iyi değerlendirilemedi, başa dönüyoruz”.

Ne yazık ki öyle oldu...

Son 3 yıldır yeniden yükselip alçalan bir terör kıskacı içindeyiz...

***

Yukarıdaki tablo 24 yıllık zaman diliminde terörün özellikle dış desteğinin kesildiği dönemlerde büyük başarı elde edildiğini gösteriyor. Ancak böylesi dönemlerden sonra iç barışın kalıcılaşmasını sağlayacak önlemlerin yeterince uygulanmadığı da ortada...

Önümüzdeki perşembe günü yapılacak toplantıda konunun iki ucunun da dikkat alınması gerekiyor. Kabile devletleri dahil, hiçbir ülke güvenliğini başka bir ülkenin insafına bırakmaz. Türkiye de bırakmıyor. Ne var ki; Irakın işgal altında oluşu, güney sınırımızın insansızve kuralsız bir bölge haline gelmesi ya da bilinçli olarak bu duruma getirilmesi işimizi güçleştiriyor.

36. paraleli biz koruduk, yıllar sonra bedelini ödedik...

Şimdi oluşan yerel yönetimin işlevini, arkasındakileri, içimizdekileri çok iyi görmek ve gereğini yapmak durumundayız.

Yarınlar için...


0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy