Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
24
Ekim
2008
Önsayfa arrow İzlediğimiz Yazarlar arrow Bir Kadehin Serüveni
Bir Kadehin Serüveni Yazdır E-posta
İlhan SELÇUK   
Çarşamba, 27 Ağustos 2008

İlhan SELÇUKHürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, gazetesindeki köşesinde bir dileğini Başbakan RTEye duyurdu...

Özetle dedi ki:

- Boğazda bir kıyı lokantasına git, sofraya otur, içinde isterse portakal suyu bulunsun eline bir kadeh al...

RTE böyle bir şey yapabilir mi?..

*

Geçen gün İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad Türkiyeye geldi, cuma namazını Sultanahmet Camiinde kıldı...

Namaz, gerici siyaset gösterisine dönüştürüldü...

Ahmedinejad bir kadeh şarap içer mi?..

Ağzınızdan yel alsın...

Hayyamların, Sadi-i Şirazilerin, Hafızların İranı yüzlerce yıl sonra yobazlığın pençesine düşmüştür...

Hayyam (1044-1123) zamanın İranında şu dörtlüğü söyleyebiliyordu:

Ben şarap içer iken, biri dedi yanımdan:

Bırak artık şarabı, içme din düşmanından

Düşmanıysa gerçekten, dinimin eğer şarap;

Daha helâl bir şey yok, düşmanımın kanından.

Hayyamdan bir dörtlük daha:

Bilir misin, yüceler yücesi Tanrı,

Şarap ne zaman coşturur içenleri?

Pazar, pazartesi, salı, çarşamba,

Bir de cuma, cumartesi günleri.

Bin yıl önceki İranı bugünküyle kıyaslayalım...

Ahmedinejadı bu tabloda nereye oturturuz?..

İran faslını Hayyamın bir başka dörtlüğüyle kapatalım:

Toprak olup gitmişlere sorarsan

Ha gâvur olmuşun ha Müslüman.

Kimler bu dünyada eğlenmemişse

Ötekinde yalnız onlar pişman.

Ne dersiniz, bin yıl önceki İran bugünkünden daha mı hoşgörülüydü?

*

Bir dostum anlattı, Konyada açılan Kitap Fuarına çağrılı gelen bir yabancı arkadaşı demiş ki:

- Haydi bir şeyler içelim...

Kaldıkları otelde içki yasak...

Aramışlar taramışlar, bir kadeh içecek yer bulamamışlar...

Konya neresi?..

Mevlevi kenti...

Mevlevi ayinleri yapılır Konyada, Mevlana şehre damgasını vurmuştur...

Peki, bu yasak ne?..

Hazreti Mevlananın Rubailerikitabından (TC Kültür Bakanlığı Yayınları - Şefik Can) bir rubai alıntısı:

Haydi, kalk sabah şarabını

içme vakti geldi..

Çünkü mest olmadan, ayık olarak

yaşamak bir çeşit ölümdür...

Sevgilim, ya bu âşığın gönül rebabının,

iniltilerini, feryatlarını hoşgör...

Yahut da, yanıp yakılan bu

yaralı gönle acı, onu gözet...

Bir rubai (dörtlük) daha:

Sâki! Sana dedim ki, bana

katıksız, duru şarap getir..

Hür olan kişiyi canlandıran dirilten içkiyi getir..

Sana dedim ki feleğin bu devrinde

esen, başka bir hava vardır..

Ey sevgili, işte o hava esinceye

kadar sen bana şarap getir...

13’üncü yüzyılda yaşamış Mevlana Celalettin-i Ruminin kenti Konyada 700 yıl sonraki taassuba bakın, kentte bir kadeh içecek yer bulamıyorsun...

*

Türkiye nereye gidiyor?..

Taassup, irtica, yobazlık günden güne modalaşıyor...

İslamı siyasal iktidar için kullananların gözlerini hırs bürümüş...

Gidişat korkutucu...


0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy