Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
22
Ekim
2008
Önsayfa arrow İzlediğimiz Yazarlar arrow 'Siz Gazetecisiniz, Değil mi?'
'Siz Gazetecisiniz, Değil mi?' Yazdır E-posta
Mustafa BALBAY   
Pazar, 24 Ağustos 2008
Mustafa BALBAY

Bir gazetecinin iki büyük ideali vardır:

Köşe yazarı olmak, kitap üretmek... 

11 Kasım 1980de İzmirde, 20 yaşında gazeteciliğe başladığımda, kendime şunu söylemiştim:

Arkadaş, 40 yaşına kadar köşe yazarı olmalısın. Yoksa gözüme görünme...

 

Ağırlıklı olarak gazetenin iç dinamikleri, biraz da benim çabam hedefe ulaşmayı 7 yıl öne çekti.

Cumhuriyetin Ankara Temsilciliği görevini üstlenmenin verdiği önemli güç ve sorumluluğa yazarlık da eklenince, doğal olarak çevre de genişledi. Süreç ayda birkaç konferansı da beraberinde getirdi...

Yazarlığımın ilk aylarıydı, Amasyadan çağırmışlardı. Prof. Şahin Yenişehirlioğlu ve Prof. Ünsal Yavuzla birlikte gitmiştik. Onlar kendilerini ön isimleriyle tanıtınca ben de Cumhuriyetten Mustafadedim. Karşılayanlar Hoşgeldiniz Mustafa Bey dedikten sonra sordular:

Sayın Balbay nerede?

Hem yüzümü tanımıyorlardı, hem de beni biraz genç bulmuşlardı...

Televizyon programlarıyla birlikte, Cumhuriyet çevresiyle yüz yüze de gelmiş olduk...

Buna radyo da eklenince kulak kulağa da verdik...

Özellikle kitap fuarlarında, Cumhuriyet ailesiyle buluşmak, hemen herkesle tanış gibi konuşmak ayrıca hoşuma gider. Bana güç, enerji, sorumluluk ve daha çok şey yapma duygusu verir.

***

Ergenekon operasyonunun dalgaları bize de çarpınca, yıllardır usul usul genişleyen doğal çevrede, olağanüstü bir farklılık oluştu.

Bir kişi selam verdiğinde, onun az çok mesleğini tahmin eder, bize yakınlık derecesini bilirdim. Artık kestiremiyorum. Yürekten inandığım ve yapmaya çalıştığım şey şuydu:

Kendimi öne çıkarmak için zorlamamak.

Gazetecinin kendisi haber olmamalı, yaptığı haberler öne çıkmalı, onlar gündemde yer etmeli.

Ama yaşam tersini getirdi...

Yeni çevre, karşılaşma sırasında kısa bir ikirciklenmeden sonra soruyor:

Siz gazetecisiniz, değil mi?

Bu soruyla sık karşılaşınca, içeriği hoşuma gitti...

Evet, ben gazeteciyim.

AKP medyasının oluşturduğu havadan etkilenen kesimler elbette vardır. Ancak, sokaktaki insanın Siz gazetecisiniz, değil mi? sorusu, benim kendimce yerleştirmeye çalıştığım bir kimlikti.

Evet, ben gazeteciyim.

Kimsenin gazetecisi de değilim. Türkiyenin, toplumun, sokaktaki insanın gazetecisiyim...

***

AKPnin y-azılı ve g-örsel, sayısı azımsanmayacak yayın organları da dahil olmak üzere, Ergenekon iddianamesiyle ilgili haberleri, akıl süzgecinden geçirerek okuyan bir kişinin ilk söyleyeceği sözlerden bir şudur:

Ben bu işin içinden çıkamadım!

Barolardan birinin, ciddi bir komisyon kurup iddianameyi teknik anlamda irdelemesini, kamuoyunu bilgilendirmesini bekledim ama sanıyorum üstlenen olmayacak.

Cumhuriyete bu sorumluluk da düşüyor.

Avukatımız Akın Atalayın bir sözü var:

Biz bu davada haklıyız... Ama haklı olmak kadar haklı kalmak da önemli!

Bu sağduyulu bakışın gereği olarak biz de kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğunu, iddianamenin bütün süreçlerinin tamamlanmasıyla birlikte yerine getirmeyi uygun gördük...

Bir bakıma önümüzdeki dönemde iki işi birden yapmaya çalışacağız:

Gerçekleri ve kendimizi anlatmak!

Cumhuriyet okuru ve çevresinin bize ilişkin hiçbir kuşkusu yok. Bunu biliyoruz. Ama kendimizi tüm Türkiyeye anlatma ve bu bağlamda gücümüzü arttırma sorumluluğumuz var.

Nice dalgaları atlatan Cumhuriyet, bunu da başaracak...

Biz gazeteciyiz...

Ve Cumhuriyet her gün sadece gazete veriyor!


 

 

0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy