Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
04
Ekim
2008
Önsayfa arrow Yazarlarımız arrow Pompei'nin Edepsizlikleri mi? Yoksa, Sizin Edepsizlikleriniz mi ?
Pompei'nin Edepsizlikleri mi? Yoksa, Sizin Edepsizlikleriniz mi ? Yazdır E-posta
Muhlise GÜNGÖR - muhlisegungor@dengeli.com   
Çarşamba, 03 Eylül 2008

Muhlise GÜNGÖRHaber başlığı aynen böyle:

’Edepsizlikten Taş Kesildiler.’’

Sonra devam ediliyor:

''Her şey bir anda oldu. Kimi yemek yerken, kimi alışveriş yaparken kimi uyurken taş kesildi… İşte…''

Haberi tıklıyorsunuz bilindik bir hikâye. 

İtalya’nın Pompei şehrinin yıllar önce Vezüvya’nın püskürmesi ile meydana gelen felaketini anlatan resimlerle bezenmiş bir yazı. 

Haber kaynağı ‘’internet haber’’dir. 

'Pompei italya’da Napoli’nin güneyinde ki Romalılardan kalma arkeolojik bir yerleşim yeridir.24 Ağustos 79 tarihinde Vezüvya Yanardağı’nın patlaması sonucunda Pompei şehri tamamen yok olmuştur. Bu büyük patlamada çıkan kül ve lav karışımı şehrin üzerini bir örtü gibi kaplayarak oksijenle ilişkisini kesmiştir ve bu yüzden kalıntılar günümüze kadar yok olmadan gelmiş ve eski Roma kentleri konusunda bilgiler edinilmiştir.''

Olayın özü budur. 

Burada konunun bu şekilde anlatılması elbette dikkati çekmeyecektir.

Çarpıcı bir başlıkla bu haberi en çok tıklanan haber arasına sokuverirsiniz.

İtirazım şurada başlık okuyucuyu yanıltmaktadır.

Okuyucu kandırılıyor. İtirazım burada.

79 yılından günümüze kadar uzanan bu kalıntıların okuyuculara sunumu son derece yanıltıcı ve çirkindir!

 Zaten tarihte bu tür söylentiler söz konusudur.

Eski Roma döneminde ve dünyanın her bölgesinde ahlakın bugünkü ahlak anlayışı ile bağdaşmadığını herkes bilmektedir.Çok yeni bir habermiş gibi sunulmasının arkasındaki amaçlardan birinin de, insanların (özellikle kadınların) bir şekilde onlara göre ahlaksızlığa doğru gidişatına örtülü bir gözdağıdır.

Haaa bakın taş kesildiler!

Örtünmezseniz ahlaksızınız ve taş kesileceksiniz! 

 

Küçükken annem bize hep nasihatlerde bulunurdu.

''Büyüklere el kalkmaz Allah taş eder!'' derdi.

Ya da ''yediğiniz nimeti atmayın, atan elleriniz taş kesilir!'' gibi söylemlerdi bunlar.

Bizleri iyi yola sevk etmek amacıyla söylenen sözlerdi bunlar.

O çocuk kafasıyla bunlara inanırdık ve büyüklerimize saygılı davranırdık.

Oysa bu haber amacını aşmış bir başlıkla ve içerikler yapılmıştır.

 

 Akşam saatleri…

İftar topu patladı patlayacak.

Kocaman bir iftar çadırı.

Çadırdan içeriye giren çıkanlara bakıyorum. Hepsi düzgün giyimli son derece şatafatlı tesettürlü kıyafetleri ile kalabalığı oluşturuyorlar.

Çadırın yanında 60–65 yaşlarında yaşlı, belli ki karnı aç olan bir amca var.

Adam hücumlanıp duruyor bir şeyler alıp yiyebilmek için.

Kasketi ve sakallı yüzünü örtüyor ama yinede bir hayli çökmüş yüzü görülebiliyor.

Bir kaç hamle yaptı içeriye girebilmek için ve sonunda kovalandı çadırdan.

Adamcağız sessiz sakin oradan uzaklaştı.

Gördüğüm ve orada durarak dehşet içinde baktığım bu olaya müdahil olmak istedim.

Ama ne yazı ki tavırları amcaya yapılandan daha beterdi!

Peki, bu EDEPSİZLİK ÖTESİ değil mi? 

Yine çok gerilere uzanacağım…

Biliyor musunuz sesli ‘’besmele’’ çektiğim için, sesli ‘’Allah’’ adını andığım için ben çok azar işittim. ‘’Neden?’’ diye sorduğunuzu duyar gibiyim.

Rahmetli babam, ''yapılan ibadetin diğer şahısların duymaması gerektiğini, sadece Allah ile kendi aramızda kalması gerektiğini'' anlatırdı bize.

Yapılan iyiliklerin kimse tarafından bilinmemesi gerektiğini, aksi takdirde ‘’iyilik’’ olmaz ‘’gösteriş’’ olduğunu anlatırdı ve iyilik yapılan kişilerin rencide olmaması için azami çaba gösterirdi.

TV nin olmadığı dönemlerde, gecenin bir karanlığında annemin gizlice ve sessizce bir yerlere hızlı adımlarla gidişini çok gözlemişimdir. Kolları dolu gidip boş geldiğini gözlemişimdir hep.Yapılan yardımların gece vakti kimse görmeden yapılması olayını o çocuk kafamla çözemezdim. Dahası onların yardım olduğundan habersizdim.Zaman içinde büyüyünce keşfettim bunları.Hele şimdilerde bu iftar çadırlarına bakarak kahroluyorum.

Peki, sizce bunlar edepsizlik değil mi? 

EDEPSİZLİK nedir?

Utanmazlık, sıkılmazlık, terbiyesizlik, şirretlik değil midir? 

Siz bir fakiri utandırmakla, utanmazlık yapmış olmuyor musunuz? 

 

Siz Türk Milleti ile dalga geçer gibi Sadaka kültürü aşılamaktan hiç sıkılmıyor musunuz? 

 

Siz borçlandırdığınız, açlık sınırında yaşam mücadelesi veren kişileri arsızca İSTEME edebiyatı ile karşı karşıya bırakmanız, dilenci seviyesine düşürmeniz terbiyesizlik değil mi? 

''F tipinin uşakları'' üzerinden 1000 yıl geçen Pompei edepsizliği ile uğraşacağınıza, günümüzde edepsizliklere bir göz atsanız daha makbule geçmez mi?

Toplumun saf ve tertemiz dini inançları sizin sahte inanç biçiminizle örtüşmüyor!

Elbet bir gün bu toplum sizlerin MÜSLÜMANLIĞI MESLEK seçtiğinizi anlayacaktır!

O zaman vay halinize!

Kaçacak yerlerinizi şimdiden ayırtın derim!  

 

Saygılar.


2 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.
_AHMET_
04 Eylül 2008 08:55 59
Başarı Göstergesi: +0

Sayın GÜNGÖR Yazınızı sonuna kadar okudum elinize yüreğinize sağlık.belki yazılması gerekenlerin tamamını değil ama.TÜRK MİLLETİNİN tüm duygularına tercüman olmuşunuz.Sizi kutlarım.

Başarısız
Başarılı
UUUr
04 Eylül 2008 02:48 26
Başarı Göstergesi: +0

Örtünmeye nerden bağladın olayı anlayamadım bu olayın özünde

Edepsizlik derken fuhuş ve eşcinsellik yatmaktadır.

Gözdağı göremiyorum.Gerçekleri görüyorum

Başarısız
Başarılı

 
  küçült | büyült
 

busy
 
   
Zafer YÜCEL
Zafer YÜCEL Hasta hakları koca bir palavradır... Türkiye de senelerdir hemofili sorunu yaşanmaktadır. Birçok il’e yayılan mevcut hasta sayısının 3.500 ...