|
Çankaya'da veda anları... Kraliçe, birkaç gün önce ağırlandığı “Resepsiyon”a ve tüm konukseverliğe teşekkür için tekrar gelmiş...
Üzerine güneş batmayan Kraliçe’nin gezisi bitiyor... İngiliz derini “Hadi ihtiyar sana bir Bursa yaptıralım da Müslümanlar iyice okuyup üflesin, iyi gelir” demişler, seksenlik kadını ahir ömründe bizim diyara salmışlar... Çankaya ilk gece... Memleketin kreması, Kraliçe’nin önünde temennayı çakıp kendini gösteriyor... Reveransı yerlileştiren sonradan görmeler, hazır Kraliçe’yi karşılarında bulmuşken tarzanca İngiltere’de okuyan çocuklarının majesteyi ne çok sevdiğiri anlatma derdine düşüyorlar (Aynen vaki, kendini kaptıran ablalardan biri dolma sarıp kızı ile Buckingham Sarayı’na göndereceğini söylüyor!..) Ve bu rengarenk ahenk de matbuatın ilgisi Kraliçe’ye olduğu o kadar, Abdullah Bey’e de... Çünkü o, papyonu, smokini ve Kraliçe’nin taktığı nişanı ile bir muhteşem bir muhteşem... Hani ahenk dedik ya, Kraliçe ile Abdullah Bey de bir ahenk içerisindeler ki, o kocaman nişanlarla!.. Yalnız ahenk ağır biçimde İngiliz akordu taşıyor ama o kadar olacak... Zaten bizim büyüğümüzün de eğitiminin İngiliz patentli olduğu belirtiliyor ve o zaman Kraliçe’ye ışıldayan gözler ve munzam tebessümü ile bakmasının manası da açığa çıkıyor... Yani bu ahenk o kadar o kadar yüksek ki, Başbayan’ın türbanı bile fazla muhabbet konusu olmuyor!.. Bu konuda kem söz sahipleri “Ortaçağ Avrupa’sında yaşayan köylüler gibi bağlanmış” fesatlığını fısıldasalar da hepsi o kadar!.. Gece ışıl ışıl bitiyor ve ardından, Kraliçe, çantasında getirdiği İngiliz uçak gemisini İstanbul Boğazı’na demirletip bu sefer “Kremayı” tebayı toplar gibi huzuruna topluyor!.. Dolmabahçe’nin önünde İngiliz zırhlısı, 19 Mayıs’ın yıl dönümünde ne güzel bir manzara!.. Ve içinde “Sıcak” sohbetler... İngiliz zırhlısının konuklarını kim tespit etmiştir sizce?.. İngiliz Büyükelçiliği, Türk Dışişleri protokol dairesi, belki de Cumhurbaşkanlığı Protokol Müdürlüğü... Şimdi size gemiden bir muhabbet... “Kraliçe’nin eşi Edinburgh Dükü Prens Philip davetlilerin arasındaki İpek Çalışlar isimli hanımefendi ile sohbet ediyor... Sohbet Atatürk ve Latife Hanım üzerine... Kraliçe’nin kocasının babası kim... Atatürk’ün Sakarya’da mağlup ettiği Yunanlı komutan, bu kolutan kaçarken İzmir’i ateşe veren kişi olarak da anılıyor... Peki konuştuğu hanım kim, yazdığı kitapla Atatürk hakkında hoş olmayan iddialarla gündem oluşturan Atatürk’ün kurduğu Cuhuriyete karşı duruş sergileyen bir kişi... Abdullah Gül’ün itibar ettiği kadronun mensuplarından...” (Kraliçe’yi karşılayan protokol ekibinde de benzer görüşteki kişilerin yazar-sanatçı diye alındığı da söyleniyor) Ve şu son “Veda” buluşması... Gül Bey Kraliçe’ye hararetli bir biçimde bir takdim yapıyor... Selim Kuneralp isimli diplomatı tanıştırıyor ve “Londra Belediye Başkanı Boris Bey’in kardeşi” olduğunu söylüyor, “İkisi de gazeteci Ali Kemal’in torunudur” diyor... Torunlar kimin torunu, fazla sözünü etmeye gerek yok... Selim Kuneralp Abdullah Bey’in pek makbulüdür onu vurgulayalım... Bu beyin Cumhurbaşkanı Sezer tarafından vetolu bir büyükelçi olduğunu, Abdullah Gül’ün Çankaya’ya oturur oturmaz bu vetoyu yok sayıp Selim Kuneralp’i ihya ettiğini belirtelim... Peki bu Selim Bey, Ali Kemal hainin torunu olmanın ötesinde başka nedir derseniz, şu bir zamanların ünlü madaması Karen Foog adlı AB’ci saldırganın çok yakın ahbabı ve özel ajandadan dostudur... Karen hanımı hatırladınız mı?.. Hani şu bizim bir takım Soros veledi Sevr ajandası çıkıntılarla Türkiye’nin milli duruşu aleyhine oyunlar geliştiren, canımlı cicimli yazışmalarla AB lehine, AB’ye teslimiyet lehine Türkiye’nin ulusal duruşu aleyhine oyunlar tezgahlayan abla!.. Bu Karen hanımla Türkiye’nin İsveç Büyükelçisi Selim Kuneralp birbirleri ile internet üzerinden haberleşirlermiş meğerse... Bu haberlerin ne olduğunu varın tahmin edin... Selim Bey’in bir e-postasında şu ibareler bulunuyor “Sevgili Karen, dünkü mesajımda yanlışlıkla büyükelçiliğin e-posta adresini kullanmışım. Hala geçerli olan eski adresime yazmaya devam etmen gerek. Yoksa senin mesajlarını burada herkes okuyabilir.” Vay be... Devletin büyükelçisi, devleti teslimiyete zorlayan AB’li kadınla böyle muhabbet içerisinde... Ve şimdi bu muhteremi, Gül “Pek muteber adamdır” diye Kraliçe’ye sunuyor... Kraliçe’nin gezisi anlayana çok önemli detaylar sunmuştur ey ahali!..
|