|
Kim ne derse desin “Kraliçe hazretleri” mübarek kadınmış!.. Atatürk’ün evindekine kimse papyon taktıramadı da Kraliçe bunu yapıverdi, var mı “Mübarekliğin” ötesi, çok yaşa Kraliçe!..
Devlet adamında “Papyon smokin” denilince gözümün önüne Atatürk gelir... Kocatepe’deki “Şayak kalpak ve o kaputu” cephenin mübarek donanımını ne güzel yansıtmışsa, “Muasır medeniyetin” önderliğini o “Çankaya kıyafeti” pek güzel heyecanlandırırdı, kafası aydınlık olanları... Sanatçı Sümer Ezgü, Atatürk’ün son balosunu canlandırmış... O baloda, Cumhurbaşkanı’mız önce vals yapıyor (Müzeyyen Senar’la) sonra da zeybek oynuyor... Üzerinde papyon smokin, zeybekle smokin uyar mı... İşte muhteşem bir görüntü... Sümer Ezgü çok araştırmış çok güzel yansıtmış sağ olsun... Şayak kalpak ne ise papyon smokin de o kadar saygındır bizim için, Mustafa Kemal Atatürk’ü hatırlattığı için... Bu beyefendi, ne Cumhuriyet Bayramı’nda, ne TBMM’nin açılışında frak smokin teamülüne uymadı... 30 Ağustos Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ağırlama gecesi davetiyesine not düşülmüştü. “Erkekler smokin, hanımlar tuvalet, askerler mess dres” diye... Bey’imiz gene “Bildiği gibi” geldi... O “Çankaya nöbetindeydi” ama smokin giymezdi!.. Büyüklerimizden gelen bir sözdür, “Allah’ın sopası yok” demişler!.. Bu sözcük elbette ince bir mesajdır, Yüce Yaradan’ın öyle sopaya mopaya, orantılı güce falan ihtiyacı mı olurmuş hâşâ... O halde “Sopası yoktur” da... Dürtü börtü görevi görecek “Bi Şiiler” vardır zaar!.. Kraliçe gibi mesela!.. Ne diyorlardı dudak bükerek ve ellerinden şimdilik daha ötesi gelmediğinden “Linç” amaçlarını kafalarının içerisindeki örümcek ağlarının kıvrımlarında gizleyerek?.. “Ne lan o ööle penguen gibi!..” Papyonlu mapyonlu frak, smokin, gâvur işi, dinsiz imansız kitapsızların cehennemlik durumlarıydı!.. Bunlar, böyle giyinenlerin namusları bile sorgulanmalıydı!.. “Gad gravad!”a kerhen katlanıyorlardı da papyon smokinli giyinmeye, böyle diyorlardı!.. Elbette bu saldırının önemli bir bölümünde Mustafa Kemal Atatürk’e inceden geçirme hesaplarının önemli bir ilkel tatmini de vardı!.. Son dönemde ne yaşadık?.. “Ey cemaat, dinsizler türbanın bu memlekette yükselmesinin önünü kesmek istiyor, beni mutlaka oraya gönderin ki, türbanı dikelim evelallah!..” Türban, tek başına türban değil ki!.. 19 Mayıs’ın yıldönümünde “Gençlere” türbanları ile lise kapılarında gövde gösterisi yaptırılırken onlara kim eşlik ediyor? Sarıklı cübbeli, çember sakallı gençler!.. Oraya çıkan türbanı da takip edecek olan belliydi yani o kafaların içerisindeki kuytu yerlerde... Ve bu bir günahtı aslında da kim kime nasıl anlatacaktı bu iklimde, “Vatan kurtaran, Haçlı’yı perişan eden bir milletin namusuna sahip çıkan kahraman”a böyle saldırmanın Allah katında imansızlığının hesabı vardır diye... Kraliçe istedi iş bitiverdi!.. Anlayana artık!.. Ve efendim, dün 19 Mayıs 1919’un yıl dönümüydü... Gençleri kucaklayan Ankara erkanı arasında kim yoktu?.. Başbayan!.. Türbanı oraya gitmesini engelledi!.. Ne fark var, eşi nasıl papyon-smokin olabilir demişti... Madem, “İngilizin hatırına” tavizi vermişti, Başbayan da, nöbetini tuttukları devletin hatırına gerekeni yapabilirdi... Günahı büyük olsa bu fedakârlığın beyefendi niye bunu göze alsın, ne fark ederdi? Muritler, hadi bakalım takın kulpları, kendinizi tatmin edin!.. Ama sorgulayın, Kraliçe her şeyin üstünde midir acaba!? SON SÖZ: KOMUTANA İĞRENÇ SALDIRIYA DAİR: Dolmabahçe’de ne konuşulduğunu bilmemiz doğal da, ne konuşulmadığını bilebiriz... Örneğin şu malum adamın içine alındığı tezgahtaki konunun hiç olmadığı ortadadır... Bu konuda yazacaklarım ve Fikri Sağlar’ın ne işler kovaladığını deşifre edecek bilgilerin sahibiyim de Kraliçe’yi unutamıyorum!.. Kısaca değineyim, PKK çetesi, malum tarikatın militanları, sömürgecilerin uşakları, bu adamı alkışlayarak tempo tutuyorlar... Oyun derin... Oyunun hedefinde Başbakan’a yönelik tezgah da ortada... Fikri, kendisini teşvik eden kişileri “AKP’li diye tanımlarken bazı ipuçlarını deşifre ediyor... Kıblesi gül yüzlü ABD yönlü AKP’lilerin varlığı biliniyor!.. Yazılacaktır...”
|