|
Kurban olduğum Yüce Yaradan, hikmetinden sual eyleyenin gözü kör olsun!.. O güneş orada gitti de kona kona reisicumhur hazretlerinin üstüne kondu ya!..
Protokol tribünü dolu... reisicumhur ve etrafında üst protokol... Hava sıcak ama, tribüne vuran güneş dimdik ışıkları ile sadece onun üzerinde!.. Gül Bey ekrana yansıyan görüntülerinden de anlaşılıyor ki, müthiş rahatsız... Gömleğin yakasını oynatıyor, sağa sola hamle yapıyor ama güneşten kaçamıyor, gözlük de faydasız... 19 Mayıs’lar öncelikle Büyük Atatürk’ün anıldığı yıl dönümleridir... 19 Mayıs, 30 Ağustos, Cumhuriyet Bayramı, 23 Nisan öncelikle “Atatürk Bayramları” dır.. Bu bayramlarda, ahali Ankara törenlerine koşar ki, baş tribünde “Çankaya Nöbeti” kimde ise onu ve eşini selamlayarak “Atatürk’ü selamlamış” olsun... 19 Mayıs günü hem ahalinin hem alandaki gençlerin görebildikleri “Tek başına bir kişi”dir... Reisicumhurun muhterem zevceleri orada yoklar... Atatürk’ü yansıtma gibi bir görevlerini yerine getirme ihtiyacında olmadıklarından mı?!. Peki bu ahali sormaz mı “Kraliçe’nin maiyetinde dolaşmak daha mı önemlidir?!” diye... Ve gene bu değerli aileye denilemez mi “Madem beyefendi, inancı gereği karşı olduğu papyona Kraliçe’nin hatırına katlandı, hanımefendi de Atatürk’ün hatırına gerekeni yapsa idi ya!..” Yani öyle demiyorlar mı, oturdukları yerin icabı gereği zaman zaman “Atatürk’ün gösterdiği yol” diye... Madem orası Büyük Kurtarıcı’nın asıl, reisicumhurların “Nöbete talip” olarak üstlendikleri geçici mekân... Mekanın icaplarına uymak şart değil mi sayın hanımefendi?!. Ve hanımefendi, Atatürk’ün gençlerinin O’nu andıkları, yansıttıkları mekânda yok ama... Cumhuriyet devrimlerini iliklerine kadar hisseden hanımefendiler oradalar... Örneğin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın eşi Filiz Büyükanıt... Onu da ekranlarda görüyoruz, orada bulunmanın büyük gururu ile... Ve tabii, bir çete organizasyonu sonucu hedef alındığı alçakça saldırının sarsamadığı metaneti ile... Ve oradaki varlığıdır işte bu “Cumhuriyet hanımefendisi”nin saldırıya uğramasının sebebi!.. Ve de yeri gelmişken TERCÜMAN’ın manşetini tekrarlamanın yeridir, “İspat etmezseniz namertsiniz” diyerek... Çakal sürüsüne sormak gerekir, "Elinizde, Filiz Hanım’ın eşi ile devlet kesesinden ABD gezilerine gidip, yancıları ile lokantalara koştuğu, istiridyeli makarnalar yiyerek hesabı elçilik bütçesinden ödettiği, çocuklarına devlet torpilinden ikbal kovaladığı, ya da Büyükanıt Ailesi’nin geceliği 10 küsur bin dolarlık tatil köylerinde konaklayıp faturayı devlete ödettiği !.. gibi bilgiler mi var?” Böyle “İşlerin” erbabı değerli büyükler belli iken ve onlara sırtlarını dönen... Bu sürüye sormalı ki, bu işleri yapanlar, babalarının malı gibi devlet tahsisatından, göz göre göre keyif sürerken sizin “Komutan”a dalış yapmanızın alçakça hesabı nedir?!. Sorunun cevabı “Sevr hempalarının, bölücünün, Soroscunun, kıblesi haçlı yobaz sürüsünün 19 Mayıs’larla hesaplaşması”dır.. Güneş 19 Mayıs protokol tribününde, ona vuruyor, güneşin rahatsız edici ışıklarından zorlanıyor!.. Yalnız, eşi yanında değil... Kraliçe’nin Boğaz’a demirlemiş gemisine koşa koşa giden hanımefendi, 19 Mayıs’a gelmiyor... Gelse yanında olsa güneş ona da gelecek eziyet çekecek, nizam öyle... Hey kurban olduğum Allahım... Ben biliyorum ki; Mustafa Kemal Atatürk senin sevgili kullarındandı...
|