Bir cumhurbaşkanı hayal ediniz… Kızına iş arıyor ve bunun için dünyaca ünlü bir şirketin ülkemizde ki temsilcisine telefonla başvuruyor.
’’ Ağabey, bizim kızı, Kübra’yı işe alıverin noluur!’’ Haber yalan bile olsa, nasıl yazmaya cesaret ediliyor? Cesareti veren bizatihi kendisi olamaz mı? ( Not: Bu haber cumhurbaşkanlığı tarafından yalanlanmıştır!) Bir cumhurbaşkanı hayal ediniz… İşsizliğin bu kadar kol gezdiği bir ülkede, 39! (otuz dokuz) yaşındaki birine, TORPİL yapıp, ‘’uzman‘’ olarak işe aldırtıyor. Cumhurbaşkanlığına yakın kaynaklar ise: ‘’39 yaşında devlet memurluğuna alınmanın söz konusu bile olmadığını, Cumhurbaşkanının onayı alındıktan sonra atamanın yapıldığını ‘’belirterek bu olayın bütün vahametini ifşa ediyorlar. Her tuttuğunu şap diye vantuz gibi yapışıp öpen H.C GÜZEL : ‘’Ben Türk gencini bir elinde rahle, astronot elbisesi içinde uzaya bakarken hayal ediyorum’’ diyerek ortalığa pek bir vıcık vıcık yağ salmış olduğu gözlemlenmiştir! Bir ülke hayal ediniz… Cumhurbaşkanının eşleri Hanfendü (!) ,Dolmabahçe Sarayı’nda ki Osmanlı dönemine ait 35 parça değerli eşyaları Çankaya Köşk’ünde görmek isterlermiş! Anlaşılan odur ki, Cumhuriyetin kalesi ÇANKAYA KÖŞKÜ, Osmanlı’nın kalesi olmaya adaydır! Antikadan, değerden anladığı için olmasa gerek, Osmanlı’ya özlemden olsa gerek! Yine bir ülke hayal ediniz ki… Ülkemize ziyarete gelen misafir kralın oteline, ayağına kadar giden, Türkiye Cumhuriyeti’nin onurunu hiçe sayan bir cumhurbaşkanı ve kral tarafından verilen SIR hediyelerin envantere geçirildiğini söyleyen bir hanfendü(!) Bu SIR hediyeler yetmemiş. Çankaya Köşk’ünün duvarlarından ATATÜRK tablolarını indirmek ve bodrumlara hapsetmek yetmemiş! Anlaşılmıştır! ‘’SIR’’ dedim de aklıma geldi. Nedir bu 50 yıllık, 75 yıllık Devlet Sırları Yasası? Saklanacak ne var? Neyi örtme çabası içindeler? ’’Devlet Sırları Yasası’’ yasa tasarısının yasalaşması halinde ‘’bazı’’ bilgilere ulaşılması imkânsız hale gelecek! Yasama, yürütme nasılsa ellerinde. ‘’Yargı’’ya da, ÖMER SEYFETTİN DİYETİ ödetmeye çalışıyor sayın(!) ve de pek saygıdeğer Adalet bakanımız. Yargı'ya saksağan benzetmesi yaparak, yargının belinin kırılması gerektiği imasında bulunarak, hemen açıklıyor ve diyor ki: ’’ Hâkim ve savcıların maaşına zam yaptık’’ Sahi siz Ömer Seyfettin’in DİYET hikâyesini okudunuz mu? Okudunuz mu bilmem, ama uysa da uymasa da ben de bir hikâye anlatacağım. Anamın meşhur hikâyelerindendir. Bu hikâyelerle büyüdüm ben. Zaman zaman sizlerle paylaşacağım. ‘’Serçenin biri, pek soğuk altında kalmış. O kadar üşümüş ki, artık dayanamayacağı bir noktaya gelmiş ve yere pat diye düşmüş, öylece kalakalmış. Cansız beden soğuktan kaskatı kesilmiş halde yolda dururken, oracıktan bir inek geçmiş. İnek tam serçenin üzerinden geçerken mayısını (kurusuna tezek derler, tazesine ise mayıs) bırakıvermiş serçenin üzerine. Sıcacık olan mayıs serçeyi sarıp sarmalamış. Serçe bu sıcaklık içinde yavaş yavaş kendine gelmeye başlamışken bir kedi gelmiş yanına. Kedi merakla bakınmış. Bakmış ama bir şeye benzetememiş ve başlamış kurumaya yüz tutmuş mayısla tezek arasındaki nesneyi yalamaya. Serçe, yalamanın da etkisiyle yumuşayan tezekten kurtulduğuna sevinirken biraz hareket etmeye başlamış. Kedi kıpırdanan şeyin serçe olduğunu görünce lop diye hemen yutuvermiş.’’ Yaşamımız yanılgılarla doludur. Acı yanılgılar! Bedellerini canlarla ödediğimiz yanılgılar! Serçe misali, bizi tezeklerden kurtarmaya çalışıyor görünenlere hep aldanıp yem oluyoruz! Saygılar
|
28 Mayıs 2008 16:58 45
Başarı Göstergesi: +0