Zamanın neresindeyiz? Takvimlere göre 2008. Ama değişimleri(!), pislik oyunlarla vatanın elimizden kayıp gittiğini gördükçe yok hayır! Bu zaman, o zaman değil.
Albert Einstein:"Zaman izafidir" demiş. Yoksa zaman gerçekten izafi mi? Kimler zamanın ilerisinde? Kimler gerisinde? Herkes ‘’en(!) ilerisinde’’ olduğundan dem vuruyor. Zaman kargaşası içindeyiz. Hangi insan aklı karanlık çağları ister? Hangi insan kazanılmış haklarından vazgeçmek ister? Hangi kadın özgürlük adına yeniden zincirlenmek ister? Hangi siyasi ahlak vatanını peşkeş çeker, satar? Tanımlayamayacağım bir keder içindeyim. Sanki karanlıklarda kalmış gibi çaresizce bir ışık aramaktayım. Nefes alamıyorum! Bu yazım bir yazı değil, ruhumun sessiz isyan çığlığı! İçim acıyor! Yüreğimde ki her bir kas lifim lime lime ayrılıyor sanki. Hangi zamanda olduğuma bakıyorum ve karar veremiyorum inanın bana. Zamansız bir zamanda yaşamak için neler vermezdim. Umutların tükenmediği, tüketilmediği bir zamanda yaşamayı isterdim. Şövalemi kurup tualimi hazırlayıp, paletime tüm renkleri döküp resim yapmak isterdim zamanın olmadığı bir zamanda. Kaygılarımın sadece renklerin seçiminde, ya da temanın iyi işlenmesi konusunda olması için neler vermezdim. Oysa kaygılarım şimdi çok derin! Otuz yılı aşkın eğitim camiasının içindeyim. Bir toplumun geleceğinin ‘’değişimlerle!’’ nasıl yok edildiğine kahrolarak tanık oldum. Düşünmeyi öğrenemeyen, uyutulan, sorgulamasını yapamayan, geleceğimizin göz göre göre yok edilmeye çalışıldığı büyük oyunlara tanıklık ettim! Siyasete alet olmuş Milli Eğitimde, yazboz tahtasına dönmüş müfredatla, yel değirmenlerine savaş açmışçasına mücadele verdim. Bireysel çabaların önünde devasa bir kâbus varken bir şey yapamamanın acısını yaşadım yıllar boyu. Örgütsüz toplumların nasıl kolayca alt edilebilirliğini yaşadım, acısını çektim. Arsızlığın cesaret sayıldığı… Aydınlıkların zahiri olduğu… Geri dönüşümün mubah sayıldığı… İffet ve din kavramlarının karıştığı… İlkelerimizin yıkıldığı… Vatanımızın kayıp gittiği… Kemalizm’in yok edilmesine ramak kaldığı… Çok zamansız zamanlar gördüm! Suçluyum, sizler kadar suçluyum! Biliyorum ki gelecekten utanç duyacağım, hiçbir şey yapamamanın çaresizliği ile küçüleceğim, keş kelerle dolu bir gelecekle baş başayım. Bu nasıl bir zulümdür düşünebiliyor musunuz? Tüm bunlara sebebiyet vermemek adına bir şeyler yapılmalı? Yapılabilecek en mantıklı ve tek doğru yolun Bursa Nutku’nu gerçekleştirmek olduğu inancındayım. Bunu düşündüğümde zamanın yerli yerinde olduğunu görüyorum. Bunu düşündüğümde yüreğim karanlıktan aydınlığa çıkıyor. Bunu düşündüğümde şehitlerimizin rahat uyuduğunu düşünüyorum. Bunu düşündüğümde aydınlık bir geleceğin bizleri beklediğini görüyorum. Bunu düşündüğümde kalbim kabarıyor, adrenalin tavan yapıyor ve diyorum ki aydınlık bir gelecek için en doğrusu bu! Hadi o zaman neyi bekleriz? Kurtarıcı bekleyen ilkel toplumlardan mı olacağız! Biz HALKIZ ve gücümüzün farkında olmalıyız. İnanınız bana bu güç önünde hiçbir engel duramaz! Bu öyle bir güç ki yeniden tarih yazarız! Bu öyle bir güç ki karanlıklardan aydınlığa çıkarız! Bu öyle bir güç ki emperyalizm vız gelir bize! Bu öyle bir güç ki geleceğimiz olan çocuklarımıza aydınlık yarınlar bırakırız! Aynı korkuyu çekenler! Korkuların kâbus olmasını istemeyenler! Zamanın gerilere dönmesinden muzdarip olanlar! Türkiye Cumhuriyetinin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti ilkelerini yerle bir edenlere karşı, yeniden top yekûn mücadele zamanıdır! Emperyalistlere ve onların işbirlikçilerine KARŞI GELME ZAMANIDIR! Gün bu gündür! Ya istiklal ya ölüm deme günüdür! Saygılar
|