|
Ivan Petroviç Pavlov, Rus fizyolog, psikolog ve hekim. Pavlov'un köpekler üzerinde yaptığı şartlı refleks deneyleri ünlüdür. Köpeğe bir kaç kez et verirken zil çalınır ya da buna benzer bir işaret yapılırsa, sonradan et verilmediği halde zil çalındığında köpeğin ağzının suyunun aktığı görülür. Şartlı ya da şartlandırılmış refleks denen olay da budur.
PARKİNSON YASASI: Her çeşit organizasyonda yaşanabilecek durumları mizahi bir bakışla anlatan Lord Northcote Parkinson’a ait bir düşüncedir. Bu yasaya göre; bir şirket büyüdükçe daha çok vasıfsız insanları işe alır ve bununla birlikte onlara fazla ücret öderler. Neden? Çok basit. Çünkü çalışan yöneticiler güçlü rakiplerin gelmesinden korkarlar. Kendisine tehlikeli rakipler yaratmamanın en iyi yolu yeteneksiz insanları işe almaktır. Onlardaki atılım yapma heveslerini bastırmanın en iyi yolu onlara değerinden fazla ücret ödemek ya da güvence sağlamaktır. Uzun zamandır Tuncay Özkan haberleri okumaktayız. Kanalın satılmasına karşı çıkanlar ve destek verilenlerle sanki bölündü ortalık. Bölünecek durum azlığı çekiyorduk sanki. İlk giriş bölümünde ki yazılarla Tuncay Özkan’ın ne alakası var diyeceksiniz. Her ne kadar bu haberlerden bıktı iseniz de, izninizle birde ben değinmek isterim. Anlatayım efendim. Bana göre şartlı refleks, Parkinson Yasası ve bahsi geçen kişi arasında son derece benzerlikler söz konusudur. Umduklarının üzerinde büyüme gösteren kişiler, hep kendilerine hayallerinde rakip yaratırlar. Kendi yerlerini birilerinin almasından korkarlar. Çünkü kendi değerlerinin aslında büyütüldükleri kadar olmadıklarının bilincindedirler. Bu hayal âlemindeki kişiler,(aslında hayalleri siyasi güç, ya da parasal güçtür.)büyütülen bu balonun patlayacağından çok emindirler. Kullandıkları kişilerin er geç kendisinin koskocaman fos olduğunun farkına varacaklardır diye panik havasındadırlar. Bu olayı geciktirmek için her yolu deneyerek, etraflarına kendi güçlerinin devamının sağlasın diye niteliksiz insanları toplayarak, gereğinden fazla paye yükleyerek, kendilerini korumaya aldırırlar. Paye verdikleri kişilere baktığımızda; verilen görevi eksiksiz yerine getirmenin dışında hiçbir özellikleri olmayan, baskıcı zihniyete sahip kişilerin olduğunu görürüz. Şartlanmışlardır. Zil çaldığında et geleceğini anlayan Pavlov’un köpeği Titrek gibi, ağız suları akarak saldırıya geçerler. Bunu istem dışı yaparlar. Zira düşünme mekanizmaları gelişmemiştir, kimse o güne kadar değer verip onlarla ilgilenmemişlerdir. Bu gereğinden fazla verilen paye sayesinde, bilinçsiz bir şekilde Parkinson Yasasını uygulamak isteyenlere köle olurlar ve verilen emirleri yerine getirirler. Özellikle örgütlenmemiş toplumlarda, bir kurtarıcı arayan toplumlarda, bu olay çok görülür. Toplum bir şeylerden şikâyet eder, ne yapacağını bilmeden bir şeyler yapma arzularındadır. İşte bu durumu çok iyi değerlendirme yoluna gidenler, birden bire o toplumun önünde, toplumun nabzına verilen şerbetle ilah durumuna geliveririler. Hamasi nutuklar, duygu sömürüleri had safhadadır. Sanki gerçekten başkaldırı durumundaymışçasına söylerler… Söverler… Heyecanların doruk noktasına çıkması an meselesidir. Toplum artık hazırdır. Kitleler arkalarından sorgusuz sualsiz akar… Akar… Akar… An gelir hatalar su yüzüne çıkar. Artık kitlelerde yavaş yavaş kıpırdanmalar sorgulamalar başlar. Bir elinde ‘’Nutuk’’ bir elinde ‘’Kuran’’ la sahnelerde yerini alan, dini siyasete alet etmeyi marifet sanan kişi kendi beceriksizliğini ve basiretsizliğini başkalarının üzerine yıkar. Gün gelir, ellerindeki silahı düşmana ‘’para’’ karşılığında bırakıverirler. Ortalık savaş meydanına dönmüştür. Bu satışı ihanet olarak görenler, savunanlar, hayal kırıklıkları… Her şey toz duman! Şimdiye kadar bu örneklerden çok değil miydi? Elbette çok örnek görmüşüzdür. Kendi kişisel çıkarları uğruna her türlü takiyyeyi mubah gören bu zihniyetler toplumun gazını alabilme görevini üstlenmişlerdir. Görevlendirilmişlerdir. Bu görevlendirilmelerden nemalanacaklardır elbette ki. Sonuç gayet doğal bir seyirdir. . Bu tür durumlardan kaçınmak için, bizlere verilen çok değerli bir olgu söz konusudur. DÜŞÜNMEK, SORGULAMAK, DÜŞÜNMEDEN OLDUĞU GİBİ KABULLENMEMEK. İşte o zaman bu toplum, bu tür marazlı kişileri ayıklayacaktır ve yok etme yoluna gidecektir.
|