|
Şimdiye kadar aklınıza kim gelirse herkesle yüzlerce kez kavga eden Başbakan, dün de çevrecilere yüklenmiş... Onları, “Bu insanlar boş vakitlerinde bu işi yapıyorlar” diye eleştirmiş. Sonra da bombasını patlatmış:
“Asıl çevreci benim!”
Peki, neden “asıl çevreci” oymuş biliyor musunuz?
Çünkü İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde yaptıkları ortadaymış!
Çevre denilince benim aklıma “yeşil” gelir...
Yeşil denilince de Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde kentin tüm büyük caddelerinin kaldırım taşlarını “yeşil”e boyatması...
Bir de “çevreci belediye otobüsleri!”
Hepsinin egzozundan fabrika gibi duman çıkardı ama ne gam! Yeşildiler ya o bile yeter!
Haksızlık etmeyeyim “lâle meselesi” de var! Ya da daha genel tanımıyla kentin çiçeklendirilmesi...
O ve ondan sonra görev yapan AKP’li belediye başkanları, kentin trilyonlarca lirasını bu mevsimlik çiçek işine ayırdılar. Böylece partiye yakın bazı girişimcilerin “yeşermesi”ni sağladılar. Ve... “Yeşil alanlar”ı, imara açtılar!
Sorun kendinize bir kez,
“Niye?”
Çevreyi sevdikleri için!
O yemyeşil çimlerin İstanbul’un sıcağında sık sık sararıp bozulmasına dayanamadılar. Sorunu kökten çözdüler ve yeşil alanları, AKP’nin “yeşil” müteahhitlerine vererek, “yeşil yeşil” binalar yaptırdılar!
O kadar çevreciler ki onların iktidarda olduğu altı yılda ormanlarımızın onda biri yandı!
Su havzalarının büyük bir bölümü inşaata açıldı!
Siyanürle altın üretimine resmen izin verildi!
Torba torba bedava kömür dağıtılarak, hava kirliliğinin artmasına katkıda bulunuldu...
Peki neden?
Başbakan halkımızın “çevrenin önemini anlamasını istedi” de ondan!
Ama Başbakan’ın asıl çevreciliği, yakın “çevresine” olan bağlılığından ve vefasından geliyor!
Nasıl birbirlerine bağlılılar... Ne de güzel yüzdürüyorlar gemilerini...
Zor günlerde nasıl da birlikte bekliyorlar “güneşin yeniden doğmasını” romantik romantik!
Şaban Dişli’nin 1 milyon YTL’yi dişlemesini hatırlayın en azından... Başbakan yakın “çevre” sindeki bu isme bile sahip çıkıyor!
Yine “çevre”sindeki türbanlı kızları koruyup, kolluyor!
“Çevresi”ndeki iş adamının otelinden başka otele asla adım bile atmıyor!
Üstelik tüm bunları bizim işsiz güçsüz çevreciler gibi boş vakitlerinde değil, günün 24 saatinde yapıyor!
Tüm bu nedenlerle Başbakan’a tüm kalbimle katılıyorum!
Hayatımda onun kadar “çevreci” bir Başbakan gördüysem, çevresiz kalayım!
BRAVO HATİCE!
Öğrenci Seçme Sınavı’nda Türkiye dokuzuncusu olarak Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazanan Sivaslı türbanlı öğrenci Hatice Koç, “Üniversiteye başlamadan önce Anıtkabir’i ziyaret edeceğim. Üniversitede başımı açacağım” demiş...
Bravo Hatice...
Türban üzerinden siyaset yapan koca koca adamlara ders verdin!
İbadetin kıyafetle yapılmayacağını, aklın yaşta değil başta olduğunu gösterdin...
Helal olsun sana!
GÜNÜN SORUSU
Dün 5 bin metre finalinde göğsümüzü ikinci kez kabartan Elvan’ın eline bir bayrak veremeyen Atletizm Federasyonu, bundan sonraki olimpiyatlarda yarış kazanan sporculara bayrak vermesi için bir de “bayrakçı” devşirmeyi düşünür mü?
Hoca yaptı yine yapacağını!
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından affedilen Necmettin Erbakan, dün eski öğrencisine teşekkür etmiş...
“Siz de onları affettiniz mi?” diye soran bir gazeteciye ise “Onlar her zaman bizim kardeşimiz, talebelerimiz ve taraftarımızdır” cevabını vermiş!
Oysa daha bir yıl önce, yani 22 Temmuz seçimlerinden önce Saadet Partisi’nin Muş’ta düzenlediği mitingde AKP için, “Kireç suyunu süt diye yutturuyorlar. Saadet Partisi süt, AKP ise Yahudi’nin hazırladığı kireç bulamacıdır. AKP’ye oy veren, Yahudi’ye oy verir” diyordu.
Bu durumda Abdullah Gül, sırf Hoca’nın cezasını sildiği için “Yahudi hayranlığı” suçlamasından kurtulmuş mu oluyor?
|