Farz ediniz ki bir zamanlar ''kurt''dunuz! Şimdi ise affedilmeyi bekleyen biri… Ramazan öncesi ''affedilen'' biri…
Ve size ihanet etmiş biri tarafından affediliyorsunuz! Bu afla size yaptıklarının ''bedelini'' ödediğini düşünen biri… ''Şeriatın kestiği parmak acımaz!'' derler halk arasında ve hala bu Osmanlı düşüncesinden kurtulamadığımız anlamına gelse de artık bu anlamda değil HUKUK anlamında söylenir oldu bu söz. Evet, şeriatın kestiği parmak acımaz! Ama bir zamanlar kurt olanların kesilen parmakları ACIYOR! Acıyor ki affedilmeye ''tık'' bir itiraz gelmiyor! Bu saate kadar beklediğim halde gelmedi…
Şimdi durumu ‘’bence, kendimce yani'' irdeleyeceğim! KAYIP TRİLYON DAVASI…
Devlet hazinesinden partiye verilen trilyonları, parti yararına harcamamak!
Harcanan paraların kanun nazarında belgeleyememek! Kanunsuzluğun belgesi zaten olmaz! Affeden kim?
Aynı suçtan dolayı dokunulamadığı için sadece ‘’zanlı’’olan biri…
Affedilen kim?
Bu suçtan hüküm giymiş 83 yaşında taa eskilerden biri…
Ne düşünüyorum biliyor musunuz? Acaba ''affeden'' ve ''affedilen'' KUDDUSİ OKKIR adını anımsadılar mı?
SANMIYORUM!
Gülümseme var dudaklarımda, ama darmadağın olmuş yüreğimde ki karmaşık öfkemi, buruk bir gülümsemeyle durdurmak istediğim bir isyan!
Acaba bu ''affeden'' ve ''affedilenin'' MASUMİYET KARİNESİ hakkında bir bilgileri var mı?
Hayır sanmıyorum!
Bu affetmenin yaşla ilgili de olduğunu sanmıyorum!
Hiç ama hiç sanmıyorum! Çünkü 83 yaşındaki bir ‘’aydını’’, sabahın en karanlık zamanında bir ''baskın'' yöntemiyle gözaltına alınıp sorgulamasının olduğu aklıma geliyor! ‘’Yıllarmış gibi süren’’ saatler sonrasında güya serbest bırakılan, ama bırakıldığında ‘’kalp ameliyatı’’ geçiren İLHAN SELÇUK var yaşamımızın en canlı, taptaze anılarımızda…
Tuhaf bir zamandan geçiyoruz! Anaforun en tehlikeli çukur noktasına doğru sessizce sürüklenen, hiçbir gayret göstermeden bu süreci izlemeyle, geçirilen süreler… Sürü psikolojisi ile korku dolu gözlerin açılmışlığı ile bakan, ya da bekleyelim görelim diyen beklemede olan süreçler…
Bu çarkın böyle işlediğine dair yeni karinelerin ortaya atıldığı DİŞLİ'LER… Demek bu DİŞLİ çarkında öğütülüp gidenler… Yok olanlar…
Aklıma babam ve o minnacık çocuk bakışım geldi… D.M.O. Devlet Malzeme Ofisi…(Unakıtan bunu da kesin satmıştır!) Boyasız, tahta üzerinde DMO yazan kalemler…
Çocuk aklıyla özenir, babamın cebinde o minnacık küçülmüş DMO yazan kalemleri istediğimde TÜYÜ BİTMEDİK YETİMİN HAKKI VAR diye derhal para verip kalem aldırtan babam…
O zamanlar anlayamadığım dil.
TÜYÜ BİTMEDİK YETİMİN HAKKI VAR!
Aldığımız kalemlerde öyle çok renkli değildi. Siyah üzerinde timsah resmi olan ve ‘’alligatör ‘’yazan hiç sevmediğim kalemler… Olmadı hiç DMO yazan kalemlerim… TÜYÜ BİTMEDİK YETİM HAKKI…
KAYIP TRİLYON DAVASI MIYDI? Aklıma nedense bir baklava çalmış Antepli genç geldi… 20 yıl mı yemişti? Hade olsun şimdi baklava 100YTL. Yapılan iş sadece bir kişiye… Ya kayıp trilyonlar kaç kişiye? Neyse bana ne? Ama kurt kocayınca affedilmek hoş olmasa gerek!
Doğrusu eğrisi beni çok ilgilendirmiyor.
İntikamın en acı tarafı, vicdan susturulması ve ‘’affedilmek!’’ yönüyle geliyor. O koca kurt bunu ''ramazan öncesi'' diye mi kabul ediyor?
Yoksa gerçekten devam niteliğinde mi?
KANLI MI GELECEK KANSIZ MI?
KANSIZ HOCA KANSIZ! GELDİ BİLE!... Hey! Ben bu filmi çook izlemiştim… Ama unutmuşum…Hay Allah! İLKEL TOPLUMLARIN HAFIZALARI ZAYIFTIR! Saygılar.
|
22 Ağustos 2008 17:19 13
Başarı Göstergesi: +1