32.Gün programının yayınlanmasına kadar, sadece tuhaf bir siluet halinde fotoğrafının dışında, fiziksel görünümüne sahip olmadığımız namı değer ‘’haham Tuncay’’ hakkında biraz bilgi sahibi olduk.
Fiziksel görüntüsünün, ruh durumunun ve konuşma biçiminin ne düzeyde olduğunu aşağı yukarı kestirebildik(!)
Sözcükleri söylerken ‘’E’’ harflerinin kapalı söylemesinin, sinirlendiğinde bir hayli fazla bilgi ifşa edebilmesinden de ‘’ağzında bakla ıslanamayacağının’’ anlaşılması dışında tutarsız, çelişkilerle dolu söylemleri dikkat çekiciydi. ‘’İşte şimdi medya bana esir kullanayım kullanabildiğim kadarıyla’’ edasıyla gazetecileri inin inim inletmekten müthiş zevk almanın dışında pek bir şey göremediğim alelade bir zat! Yılların ‘’görünmemezlik’’, ‘’değer verilmemişliğin’’ acısını ''fırsat bu fırsattır'' gibilerinden çıkartıyor izlenimi aldım. Baksanıza bütün ''Yandaş Basın'' peşinde.. Terörizme bulaşan ya da ölüme giden canlı bombaların ruhsal yapısına baktığımızda da aslında pek farklı bir sonuç göremeyiz. Toplumda genel olarak itilmiş kakılmış, şimdiye kadar değer verilmeyen kişiliklerin kısacası özgüvensiz, başarısız olmuşların kısa sürede pohpohlanmasıyla ‘’terminatör’’ yaratmak olasıdır. Bunların örneklemelerini günlük yaşantıda da görmek mümkündür. Yetkiyi hazmedemeyecek kişilerin yetki payesi verildiğinde nasıl ‘’aslan ‘’ kesilip ilk işi görev arkadaşlarını sindirmek olduğunu hepimiz mutlaka görmüşüzdür. Tuncay Güney' izlerken bana tıpkı bu duyguları yaşattı. ''Özgüvensiz, silik bir kişilik'' Şimdi elinde fırsatlar var ve keyifle değerlendiriyor! 2001 de yakalandığında yapılan sorgulamasında neler ifşa etmiş neler? Eşref Bitlis Paşa’nın öldürülmesinden tutunda, Cem Ersever’in, Uğur Mumcu’nun ve daha nice şehitlerimizin öldürülmesine ve faili meçhul cinayetlere kadar tüm karanlık noktaları güya(!) anlatmış bizim haham(!) Yanılıyor muyum 2008 deyiz değil mi? 7 yıl gibi bir süre geçmiş. Şimdi diğer cenaha, ''Yandaş Basına'' bakalım… Ergenekon’un başlangıç süresinde böyle ‘’yaylım ateşine’’ tutulmuş muydu ortalık? ''Gidebildiği yere kadar gidelim!'' diyen babayiğitler var mıydı? Ne oldu da birden bire yandaş basın yaylım ateşine başladı? Ergenekon kapsamındaki gözaltı süreci 12 Haziran 2007 de başladı yanılmıyorsam. AKP’nin kapatılması süreci 14 Mart 2008. Peki, Ergenekon hangi süreçte patladı ve yandaş basın yaylım ateşine tuttu ve bu kadar konuşulur hale geldi? Önceden kendi halinde bir süreç işliyordu. AKP nin kapatılması davası açıldığından sonra ise takibinin hızına yetişilmiyor(!) Esas üzerinde durmak istediğim konu aslında ''yandaş basın!'' Her gün Tuncay Güney’den yapılan alıntıları, TSK ya karşı müthiş bir karalama kampanyaları, ‘’hukukun üstünlüğe’’ zoraki de olsa inandıklarını söylemeleri, ama tam bunun aksi yönde, nasıl bir arz-ı endam eylediklerini hepimiz görmekteyiz(!) Tuncay Güney gibi bir kişiliğe nasıl sarıldıkları ise bana daha da komik geliyor. Demek ki oldukça umutsuz görüyorlar, ‘’vakay-i adiyeden’’ olayları bile önemsemek zorunda kalıyorlar(!) Her şeyden en önemlisi 6 çuval ‘’çok önemli’’ ‘’evrak-ı müsbeteyi’’ kimler, ne adına ve ne için Tuncay Güney’e vermişlerdir? Adam yırtınmış 2001 de, bu 6 çuval evrakların ‘’çok önemli’’ olduğunu anlatabilmek için,inandırabilmek için, ama nafile. Kimse bu çok önemli ''evrak-ı müsbeteye'' sahip çıkmamış(!) Hatırlar mısınız? AKP’nin kapatılma davasının iddianamesi açıklandığında ‘’bu google davasıdır!’’ dediler. Peki demezler mi adama bu Ergenekon ne davası oluyor? Yandaş basından kimlerin servis ettiği meçhul(!) kişilerden alınan bilgiler medyalarda uçuşuyor? Tuncay Güney’ e bak ve davanın ehemmiyetini gör! Tuncay Güney’ den medet umup ta hukuku yönlendirmeye, karalamaya ve yaralamaya kalkanların kendilerini ‘’ gazeteci ‘’sıfatında görmeleri en acı olanıdır. ‘’Bana kimden servis aldığını söyle, kim olduğunu söyleyeyim!’’ değişine göre tüm çabalarınız nafile! Bırakın hukuku kendi haline! Korkuyorsunuz hiçbir şeyin çıkmayacağını bildiğinizden ve ha bire ''şişirme haber'' pompalayıp duruyorsunuz. Karanlıkta ıslık çalarak korkularınızı yok etmeye çalışıyorsunuz. Siz hukuku arkadan dolandırmanın, aldatmanın cezasını çok iyi biliyorsunuz! Çok korkuyorsunuz çok… Öyle korkuyorsunuz ki ''denize düşen yılana sarılır'' misali hahama bağlamışsınız umutları... Saygılar.
|
23 Temmuz 2008 13:45 50
Başarı Göstergesi: +1