Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
29
Temmuz
2008
Anasayfa arrow Yazarlarımız arrow Muhlise GÜNGÖR arrow Tuncay Güney ve Yandaş Basın
Tuncay Güney ve Yandaş Basın Yazdır E-posta
Muhlise GÜNGÖR   
Salı, 22 Temmuz 2008
Muhlise GÜNGÖR32.Gün programının yayınlanmasına kadar, sadece tuhaf bir siluet halinde fotoğrafının dışında, fiziksel görünümüne sahip olmadığımız namı değer ‘’haham Tuncay’’ hakkında biraz bilgi sahibi olduk.

Fiziksel görüntüsünün, ruh durumunun ve konuşma biçiminin ne düzeyde olduğunu aşağı yukarı kestirebildik(!)

Sözcükleri söylerken ‘’E’’ harflerinin kapalı söylemesinin, sinirlendiğinde bir hayli fazla bilgi ifşa edebilmesinden de ‘’ağzında bakla ıslanamayacağının’’ anlaşılması dışında tutarsız, çelişkilerle dolu söylemleri dikkat çekiciydi.
’İşte şimdi medya bana esir kullanayım kullanabildiğim kadarıyla’’ edasıyla gazetecileri inin inim inletmekten müthiş zevk almanın dışında pek bir şey göremediğim alelade bir zat!
Yılların ‘’görünmemezlik’’, ‘’değer verilmemişliğin’’ acısını  ''fırsat bu fırsattır'' gibilerinden  çıkartıyor izlenimi aldım.

Baksanıza bütün ''Yandaş Basın'' peşinde..

Terörizme bulaşan ya da ölüme giden canlı bombaların  ruhsal yapısına baktığımızda da aslında pek farklı bir sonuç göremeyiz.
Toplumda genel olarak itilmiş kakılmış, şimdiye kadar değer verilmeyen kişiliklerin kısacası özgüvensiz, başarısız olmuşların kısa sürede pohpohlanmasıyla ‘’terminatör’’ yaratmak olasıdır.
Bunların örneklemelerini günlük yaşantıda da görmek mümkündür. Yetkiyi hazmedemeyecek kişilerin yetki payesi verildiğinde nasıl ‘’aslan ‘’ kesilip ilk işi görev arkadaşlarını sindirmek olduğunu hepimiz mutlaka görmüşüzdür.
Tuncay Güney' izlerken bana tıpkı bu duyguları yaşattı.

''Özgüvensiz, silik bir kişilik''

Şimdi elinde fırsatlar var ve keyifle değerlendiriyor!
2001 de yakalandığında yapılan sorgulamasında neler ifşa etmiş neler?
Eşref Bitlis Paşa’nın öldürülmesinden tutunda, Cem Ersever’in, Uğur Mumcu’nun ve daha nice şehitlerimizin öldürülmesine ve faili meçhul cinayetlere kadar tüm karanlık noktaları güya(!) anlatmış bizim haham(!)
Yanılıyor muyum 2008 deyiz değil mi?
7 yıl gibi bir süre geçmiş.
Şimdi diğer cenaha, ''Yandaş Basına'' bakalım…
Ergenekon’un başlangıç süresinde böyle ‘’yaylım ateşine’’ tutulmuş muydu ortalık?

''Gidebildiği yere kadar gidelim!'' diyen babayiğitler var mıydı?
Ne oldu da birden bire yandaş basın yaylım ateşine başladı?
Ergenekon kapsamındaki gözaltı süreci 12 Haziran 2007 de başladı yanılmıyorsam.
AKP’nin kapatılması süreci 14 Mart 2008.

Peki, Ergenekon hangi süreçte patladı ve yandaş basın yaylım ateşine tuttu ve bu kadar konuşulur hale geldi?
Önceden kendi halinde bir süreç işliyordu. AKP nin kapatılması davası açıldığından sonra ise takibinin hızına yetişilmiyor(!)
Esas üzerinde durmak istediğim konu aslında ''yandaş basın!''

Her gün Tuncay Güney’den yapılan alıntıları, TSK ya karşı müthiş bir karalama kampanyaları, ‘’hukukun üstünlüğe’’ zoraki de olsa inandıklarını söylemeleri, ama tam bunun aksi yönde, nasıl bir arz-ı endam eylediklerini hepimiz görmekteyiz(!)
Tuncay Güney gibi bir kişiliğe nasıl sarıldıkları ise bana daha da komik geliyor.
Demek ki oldukça umutsuz görüyorlar, ‘’vakay-i adiyeden’’ olayları bile önemsemek zorunda kalıyorlar(!)
Her şeyden en önemlisi 6 çuval ‘’çok önemli’’ ‘’evrak-ı müsbeteyi’’ kimler, ne adına ve ne için Tuncay Güney’e vermişlerdir?
Adam yırtınmış 2001 de, bu 6 çuval evrakların ‘’çok önemli’’ olduğunu anlatabilmek için,inandırabilmek için, ama nafile. Kimse  bu çok önemli ''evrak-ı müsbeteye'' sahip çıkmamış(!)
Hatırlar mısınız?
AKP’nin kapatılma davasının iddianamesi açıklandığında ‘’bu google davasıdır!’’ dediler.
Peki demezler mi adama bu Ergenekon ne davası oluyor?
Yandaş basından kimlerin servis ettiği meçhul(!) kişilerden alınan bilgiler medyalarda uçuşuyor?

Tuncay Güney’ e bak ve davanın ehemmiyetini gör!

 Tuncay Güney’ den medet umup ta hukuku yönlendirmeye, karalamaya ve yaralamaya kalkanların kendilerini ‘’ gazeteci ‘’sıfatında görmeleri en acı olanıdır.

’Bana kimden servis aldığını söyle, kim olduğunu söyleyeyim!’’ değişine göre tüm çabalarınız nafile!

Bırakın hukuku kendi haline!
Korkuyorsunuz hiçbir şeyin çıkmayacağını bildiğinizden ve ha bire ''şişirme haber'' pompalayıp duruyorsunuz.
Karanlıkta ıslık çalarak korkularınızı yok etmeye çalışıyorsunuz.
Siz hukuku arkadan dolandırmanın, aldatmanın cezasını çok iyi biliyorsunuz!
Çok korkuyorsunuz çok…

Öyle korkuyorsunuz ki  ''denize düşen yılana sarılır'' misali hahama bağlamışsınız umutları...

 

Saygılar.


 

feed2 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.
Noktalı virgül
23 Temmuz 2008 13:45 50
Başarı Göstergesi: +1

Ergenekon, Heryerekon!...

Geçen hafta ilk olarak iddianamenin “İKİBİNDÖRTYÜZELLİBEŞ” sayfa olduğunu öğrendiğimizde “boğuntuya mı getiriliyor?” demiştik.

Şimdi açıklanmayan (!) iddianameden neler neler kulağımıza megafonla yayın yapılıyor ki, “boğuntuya getirilme” lafı bayağı bir naif kalıyor!..

Zira iddianamede her şey var, derde deva dışında her şey!..

“Ergenekon” mu “Heryerekon” mu belli değil? Bir kere Ergenekon “Agatra” efsanesiyle 600 yıl öncesine dayandırılıyor!...

Tarihe dönelim biraz; O zaman “kabakçı isyanı”nı, “Genç Osman”ın Yedikule zindanlarında boğdurulmasını, “Abdülhamit”in tahttan indirilmesini, “İttihat Ve Terakki Cemiyeti” nin kurdurulmasını, “27 Mayıs” ı, “12 Mart” ı, “12 Eylül” ü, “Tankların balans ayarı” yapmasını da (onlarca) Ergenekon Terör Örgütü (!) mü organize etti, diye düşünmeden edemiyor insan!...

Ve en sonunda insanın aklına şu soru da geliyor “Mustafa Kemal de mi Ergenekoncuydu!...”

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı iddianameyi açıklamayacağına dair açıklamasını yaparken, iddianame ile ilgili yazılı basında çıkan haberlerin çoğunun yalan olduğunu bildirmişti!... Şimdi dokuz sütunla manşetler birbirini kovalıyor!...

Başsavcının “bilgi kirliliği” nden yakınmasından sonra manşetler daha da bir bomba haline dönüştü!... Ergenekon gelişti, gelişirken de semirdi, genişledi!... Susurluk’tan tutun da Sabancı cinayetine kadar ne varsa içine aldı!... DHKP-C li Çaycı kızcağız, kendini sol bir örgütte sanırken, “Ergenekoncu” olduğunu öğrenince hüngür hüngür ağlıyordur şimdi!... Belki intiharı bile düşünüyordur!...

Gazetelerde yazılanlara bakarsanız Uğur MUMCU, Ahmet Taner KIŞLALI, Necip HABLEMİTOĞLU cinayetlerini de Ergenekoncular işledi!...

Taraf gazetesinin komplo teorisine göre 14 Nisan Tandoğan mitinginde 20.000 kişi kalabalığın içine dalarak ön safları tutup halkı TBMM’YE yürütüp darbe yapacaklarmış!...

Aslına bakarsanız bu iddianameyi savcılar değil de devşiren medya yazıyor!...

Açıklanmayan, açıklanması suç teşkil eden iddianame delik deşik!... Ne suç var, ne ceza, ne de hukuk!... Zanlıların “zedelenmeme hakkı” çoktan berhava oldu!...

Bu da yetmedi iddianame PKK’YA kadar dayandırıldı!... Bir zamanlar ABD muhabiri olan Yasemin ÇONGAR’IN sahibi olduğu (Taraf) gazetenin yazdıklarına göre PKK’YA yardım ve yataklık yapmakla suçlanan ve de susurluk kapsamında değerlendirilen Behçet ÇANTÜRK, ve Savaş BULDAN ile Behçet CANTÜRK’ÜN avukatı Yusuf EKİNCİ’NİN öldürülmesi de Ergenekon iddianamesinde!...

O zaman mutlaka Abdullah ÇATLI da işin içindedir!... Hatta Kumarhaneciler kralı olarak tanıdığımız Ömer Lütfi TOPAL da!... Hatta ve hatta Kenan EVREN bile Ergenekoncu!...

Ya İmralı’da göbek kaşıyan, “Ulusalcı”, “Ergenekon” cu olduğunu öğrenirse, kendi kendinin idamını talep eder mi acaba!...

Misal; kendini “kürt milliyetçisi” olarak gören, ve şimdi PKK’YI yöneten Murat KARAYILAN’IN sonunda Ergenekoncu olduğu ortaya çıkıyormuş!... O mu yoksa bizler mi kafayı üşütürüz bilemiyorum!...

Bunun sonu nereye varacak bilmiyorum!... Sağcısı, solcusu, dincisi, tarikatçısı, AKP’YE karşı olan nerede kim varsa hepsi Ergenekoncu olduğu ortaya çıkıyor!... Recep Tayyip’in yıllarca başdanışmanlığını yapmış Turhan ÇÖMEZ bile Ergenekoncu!...

Belki de Fetoş bile Ergenekoncudur!... Ya Abdullatif ŞENER!... AKP’YE karşı bir hareket başlattığına göre (!) onu da Ergenekon kapsamında değerlendirmek gerekir!....

Bu gidişle AKP’YE kapatma davası açan Sayın YALÇINKAYA ve Anayasa Mahkemesi üyesi 9 Kişi de Ergenekon Terör Örgütü (!) üyesi olarak ek iddianameye konulursa hiç şaşırmayın!...

Zira bu iş gerçekten “Ergenekon, Heryerekon” a döndü!...

Son gelişme ise, iddianameyi hazırlayan Zekeriya ÖZ ve üç savcıya suç duyurusunda bulunuldu. Diyelim ki (hani olması milyonda bir ihtimal de) Zekeriya ÖZ ve beraberindeki üç savcı suçlu bulundu ve Hapse, Ergenekon kapsamında tutuklu bulunanların bulunduğu yere gönderildi… Siz seyreyleyin o zaman filmin sonunu…

Rapor Et
Başarısız
Başarılı
Zennur
23 Temmuz 2008 12:24 30
Başarı Göstergesi: +1

dı: Tuncay Güney.
Çorum'un Kargı ilçesi nüfusuna kayıtlı.
1972 doğumlu.
2001'de aldığı 10 yıllık ABD vizesiyle, 7 yıldır New York'ta yaşıyor.
Tuncay Güney, CIA denetimindeki "New York Institutes" adlı web sitesinin Genel Yayın Yönetmeni!

Babası, Tuncay Güney çok küçükken ölüyor. Yetim ve yoksul. Çorum'da okurken İmam Hatip Lisesi'nde "ağabeyler" tarafından fark ediliyor. İstanbul'a getiriliyor. Ünlü "babalar ve oğullar" uygulamasına maruz kalıyor. Kişiliği yok ediliyor. Suç işleyecek bir makine haline getiriliyor. Irzına geçilerek eşcinsel yapılıyor. Önce İsmailağa dergahına yerleştiriliyor.

Sonra hızla ilerliyor ve Fethullah Gülen tarikatına dahil oluyor. 1989-1991 yılları arasında Fethullah Gülen'in özel kalemi olarak cemaatte görev yapıyor. Altunizade'deki FEM Dersanesi'nin en üst katındaki Fethullah'ın bürosunda randevuları o düzenliyor. Görüşmelere katılıyor. Samanyolu televizyonunun kurulmasını sağlayan ekipte yer alıyor. O dönemde Samanyolu televizyonunda programlar yapıyor.

Rapor Et
Başarısız
Başarılı

 
  küçült | büyült
 

security image
Güvenlik kodunu girin


busy
 

  :: Güngören'de tüm zararları devlet ödeyecek   :: Kandil'i vurduk!   :: Bosnalı kadınlara borcumuz   :: BUGÜN MİRAÇ KANDİLİ   :: Bolu'da hafif şiddetli deprem   :: ERGENEKON, NEYMİŞ   :: İlköğretime Kayıt Başvuruları Yarın Sona Eriyor   :: Ahmedinejad: Nükleer Silah Peşinde Değiliz   :: Sabancı: Terör emellerine ulaşamayacak   :: Reventador Yanardağı Faaliyete Geçti   :: Haiti'de Zincirleme Trafik Kazası: 29 Ölü   :: AİHM "Kapatmaya Karşı Tedbiri" Reddetti   :: Kapatma Davasında İkinci Gün   :: İstanbul güne sağanak yağmurla uyandı   :: Telekom'dan sabit ücret kampanyası   :: İddia ve İftira...   :: Azim ve kararlılıkları artacakmış...Peh!   :: "Ergenekoncu" Çömez'in daha büyük bir suçu var!   :: El Kaide'den Kral Abdullah'ın Öldürülmesi Çağrısı   :: İnternet hızla büyüyor   :: Google'a rakip arama motoru   :: İran: Türk Halkının Yanındayız   :: ABD Savunma Bakanı: Orta Doğu'da Yeni Bir Savaş Felaket Olur   :: Almanya'dan Seyahat Uyarısı   :: Devlet Bahçeli: Hükümet Tedbirleri Artırmalı   :: Genelkurmay Yine Vurdu   :: İstanbul Valisi: pkk Bağlantısı Görülüyor   :: Kara Kuvvetleri'ne Uzman Erbaş Alınacak   :: Hakkari'de 490 Kilogram Saf Eroin Ele Geçirildi   :: Robotik Cerrahi Ameliyatlar Kamuda da Yapılacak

Topçu-Popçu OUT(!) Tanık Koruma IN(!)

Eski adı ile DGM, yeni adı ‘’Özel Yetkilendirilmiş Ağır Ceza Mahkemeleri’’ AB’ nin baskıları ve AHİM de alınan mahkûmiyetlerden sonra, tartışmalı DGM ler...

Diğer Yazıları
 
Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin
korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar,
elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar.
K.Atatürk
Outlook ve diğer RSS okuyucu programlar ile haber başlıklarını takip etmek isterseniz aşağıdaki resme tıklayın.Açılan sayfanın adresini kopyalayın ve ilgili yere yapıştırın. 

E-Posta ile haberdar ol: