Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
10
Ekim
2008
Önsayfa arrow Yazarlarımız arrow Vatandaş Olmak Lazım !
Vatandaş Olmak Lazım ! Yazdır E-posta
Muhlise GÜNGÖR - muhlisegungor@dengeli.com   
Perşembe, 07 Ağustos 2008
Muhlise GÜNGÖRHep diyoruz ''Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir'' ve bu niteliklerin devamından yana olduğumuzu bas bas bağırıyoruz.

Ve yine diyoruz ki devlet kurumlarıyla vardır. Kurumların yıpranması güveni sarsar ve devlet mekanizması zayıflamaya başlar, zayıflamanın da kimlerin işlerine yarayacağı hepimizin malumudur!
Birey olarak ya da vatandaş olarak devlet kurumlarına güven duymazsak, vatandaşlık görevimizi yerine getirmezsek  ‘’Türkiye’nin geleceğinden söz etme hakkımız olmaz!’’
Bizler vatandaş olarak görevlerimizi yerine getirdiğimiz sürece devlet kurumları güvenilirlik kazanır ve devlet çarkı işler.
Buraya kadar her şey güzel, tamam, peki ‘’vatandaş’’ olarak bizler neden bir takım ‘’sancılar’’ çekiyoruz?
Mekanizmalardan bazılarının işlemediğinden, yanlışlıklar yapıldığından, güvenlerin sarsılmasından dolayı yakınmalarımız olmaktadır. Bu yakınmalara çareyi bulacak olanlar yine biz vatandaşlarız.
Vatandaşlık görevimizi yerine getirmekle bu sorunların üstesinden geleceğimizi düşünüyorum. Ama elbette ki bireysel çabalarla bir sonuç alınmaz.
Bu konuya daha sonra girmekten yanayım. Bana göre çok önemli bir konu. Zira kılımızı bile kıpırdatmadan finali bekler durumda ‘’tepkisiz bir millet’’ olmanın acısını duyuyorum açıkçası.
 
Şimdi gelelim ‘’güven bunalımı’’ yaşanan kurumlara. Elbette ki bu bahsi geçenler ‘’sadece ve sadece bana ait’’ düşüncelerdir.
Güven bunalımını en çok yaşadığımız kurumlar arasında ‘’siyasiler ve siyasi partiler’’ gelmektedir.
Siyasi partiler demokratik ülkelerin olmazsa olmazıdır.
Bazılarına göre 1946, bana göre 1938 den sonrası sorgulanmalıdır.38’den 46 sürecine taşıyan hatalar, 46 sonrasının gidişatını şekillendirmiştir bana göre. Hatalar katmerleşerek bu günlere ulaşılmıştır!
Çığ gibi! Hatalar yumağı…
İşte o yüzden 38’den sonrasından söz ederim hep.
Uzun bir geçmiş açıklamasından da yana değilim bu satırlarda.
Bana göre şimdiki zaman içinde acil çözümlerle de bu iş giderilebilir.
Ama öyle bir ‘’babayiğitlerin’’ varlığından ve ''vatandaşlık görevlerinin yerine getirildiğinden'' şüpheli olduğum için duraksamak zorunda kalıyorum.


Siyaset ülkemizde çok pahalı!
Siyasi Partiler yasası demokratik değil!
Vatandaş kendi seçeceğine değil de parti başkanlarının listesinde ki ‘’iyi adamına’’ oy verir halde!
Sanki bizler ‘’evetçi başıyız!’’

Demokrasiden söz edebilmemiz için bu ‘’yamuklukların’’ giderilmesinden yanayım.
Ama nasıl?
İşte asıl sorun burada!
Kimse kazanmış olduğu gücü bırakmak eğiliminde olamaz!
Milletvekilleri seçilmeden önce vekil adayları, adeta parti başkanlarının ayaklarını yıkayacak duruma getiriliyor!
Yine seçilmeden önce o kadar çok para saçıyorlar ki; siyaset hem çok pahalı oluyor, hem de ‘’bire 40 verir’’   misali, vekil olduktan sonra ‘’zararlarını çıkartma’’ yollarına gidiyorlar.( Bazı vekillerimizi ayrı tutuyorum bu sözlerimden. Gocunan da gocunsun arkadaş! )
Ben, istediğimi, çalışanı ve gerçekten hizmet edecek vekile oy vermek istiyorum arkadaş!
Parti başkanlarına yakın(!) olanları seçmek zorunda mıyım?
Oy benim namusum ve namusuma sahip çıkmak istiyorum, var mı ötesi?
Haa bir de dokunulmazlık meselesi var!
Vekillere dokunulmasından yanayım.
Sadece ‘’kürsü dokunulmazlığı’’olmalı!
Hırlısı, arsızı, okumamışı, cahili, hakkında suç dosyaları olan vekil oluyor kardeşim!
Askeriyeye öğrenci alır gibi yedi ceddi araştırılmalıdır!
Araştırılmalıdır ki ‘’vekillik saygın hale’’ getirilmelidir.
Yoksa ağzı olan konuşur ve saygınlığı kalmaz işin!

Var mı bu yasayı değiştirecek bir babayiğit!

Seçim barajları!
Kanayan yara…
Dünyanın hiçbir yerinde yüzde on barajı yoktur kanımca.
Demokrasinin ‘’çoğulculuk‘’ olduğunu söyleyen partiler, nedense bu yasayı değiştirmeyi akıl(!) edemezler.
Ama şikâyet ederler(!)
Ya ben Mehmet’e oy vereceksem ve verdi isem ne hakla siz benim oyumu en çok oy alana verirsiniz ya?
Bu insan haklarına aykırıdır!
Fasit daire içinde hep istemediklerimle mi meşgul olacağım?
Zaten kötünün içinde en iyiyi arar haldeyim!
Siyasetçilere ve siyasilere zerre kadar yakın değilim!

Hukuk
Güven duyulması en elzem kurumların başında(!)
Beynim hukuka inanmalısın, güvenmelisin derken, yüreğim ve duygusallığım görüveriyor yapılan yanlışlıkları ‘’ııh’’diyor.
Çelişkiler yumağı halindeyim…
Ucu da kör düğüm.
Bunlara neden de ‘’agarta'' ya da namı değer ‘’Ergenekon’’
İddianameyi okuyorum günlerdir!
Bana ne ‘’yoğurtlu makarnadan’’
Bana ne özel hayattan!
Bana ‘’hukukun üstünlüğünden’’ dem vurun, değin ki şu şu nedenlerden dolayı gladyo ya da derin devlet kurulmuş ve önüne geçeceğiz diye söyleyin!
Ferahlatın içimi…
Ben bireyim, vatandaşım ya!
Hakkım değil mi doğruları bulmanıza sevinmek!

Anayasa mahkemesi…
Okudum yazılanları.
Yüksek mahkeme 3 aşamada oylama yapacaktı.
Birincisi parti kapatılsın ya da kapatılmasın diye…
İkincisi hazine yardımı alsın ya da almasın diye…
Üçüncüsü yasaklansınlar mı yasaklanmasınlar mı diye…
Tek tek okudum yasaları hukukçuların yazdıkları önderliğinde…
Ama ne oldu?
Tek celsede boşanıverdik(!)
Burada AKP ile ilgili değil sözüm…
Mahkemenin kesin olan, ama kesinliğine inanamadığım kararı ile…
Daha durun ‘’gerekçeli kararı açıklanmadı’’ diye düşünürken Türkiye’nin tek babayiğidi Sayın Kamer Genç başka söylemlerde bulundu.
Sayın Sabih Kanadoğlu ona keza…
Doğru olan nedir?
Bu nasıl bir hukuktur?
İkircikli, herkesin kendi siyasi düşüncesine göre şekillenen?
Hukuk SABİTTİR!
Kuşkuya mahal vermemeli!
Varsa vardır, yoksa yoktur!
Oldu mu size bir hukuk güvensizliği(!)
Hayır, asla hukuk er geç doğru tecelli edecektir!
Hala ve asla hukukun üstünlüğünden vazgeçmiş değilim.
Zira bu bizlerin yaşama biçimleridir.

Türk Silahlı Kuvvetleri için yazmayacağım bir şey!
Demokrasi uğruna değip habire vuranlardan olmayacağım, asla da olmam!
Bir asker kardeşiyim ve TSK ya yürekten inananlardanım.
TSK, Mustafa Kemal’in ordusudur!
Son zamanlarda herkes ‘’Türkiye değişiyor’’ diye terane tutturmuşlar, daha muhafazakâr olduğu yolunda ve ordumuzun da değiştiği yolunda(!)
Daha muhafazakâr olduğu doğru, zira rüzgâra göre olmak zorunda, komünist başa gelse halkımızın çoğunluğu komünist olur(!)
Rüzgâr nere eser, halk o tarafa eğilir!
Ama o esintilerden TSK etkilenmez!
Zaten etkilenmediklerini gördükleri için bu kadar veryansın edenler yok mu?

Diyeceğim şudur:
Her ne olursa olsun bu vatan bizimdir ve ölümüne koruyup kollamak ve kurumlarına güvenerek yaşatmak zorundayız.
Yoksa Türkiye diye bir vatanımızın geleceğinden, dolayısıyla birey geleceğinden söz edemeyiz!
Kısacası biz bunların üstesinden daha önce geldik!

Yine geliriz…
Yeter ki ‘’vatandaş olma’’ bilincine ulaşalım.

Saygılar.


 

1 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.
ŞABAN KAYACI
07 Ağustos 2008 23:50 19
Başarı Göstergesi: +0

Eğitemediğimiz insandan hiç bir şey olmaz.. Bizler insanımızı eğitemeyen, geçmişin kokmuş din dogmalarından halkımızı kurtaramamış aptallarız.. Vatandaş olmak, vatan bilincine sahip olabilmekten geçer. Atatürk cumhurbaşkanlığı boyunca bütün demeçlerinde ,yakılmış yıkılmış köhneleşmiş olan bu anadolu topraklarında bizlere bir vatan ve devlet yaratmak istemiş fakat bizler devletinde , vatanında ne olduğunu hala anlayamamış olmaktan dolayı, onca zahmetle kazanılmış olan değerlerimizi savurup atmaktayız... vatandaş olmak bilinci, imam hatip lisesi açmaklamı gelişir, kuran kursları açarakmı olur...Bugünün ılımlı islam modelini bize dayatanlara "arka bahçe" ektirerekmi gelişir..yok yok muhlise hanımefendi... bizi satıyorlar...demokrasi falan safsata....bu milletten vatandaş ta olmaz artık çok üzücü çokkkkk......... yıllarca neye kime oy verdiğini bilmeyen bireylerle bir demokrasi oluşturmak istedik ne beyhude ve aptalca bir inanış bu.... Bügün hala , ampul, at, 5 ok,,arı oy vemeye gittiğimizde ilk tercih nedenlerimiz. AMPUL e OYU BAS....BAS BAS OYU AMPUL E.....Ampulun içinde ne var.... orasını karıştırma...ben o kadarını bilmem oğul.... İşte bizim demokrasimiz, bizim vatandaşımız...

Başarısız
Başarılı

 
  küçült | büyült
 

busy
 
   
Zafer YÜCEL
Zafer YÜCEL Hasta hakları koca bir palavradır... Türkiye de senelerdir hemofili sorunu yaşanmaktadır. Birçok il’e yayılan mevcut hasta sayısının 3.500 ...
     
Gül KÜLCÜ
Gül KÜLCÜ Şehit Yakını Olmak... Genellikle üç subay gelir. Yüzleri acıyla gerilmiş üç subay. Birisi mutlaka psikoloji eğiti...