Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
09
Ekim
2008
Önsayfa arrow Yazarlarımız arrow ''Demokrasi'' ve ''Özgürlük'' -- ''Darbe'' ve ''Şeriat''
''Demokrasi'' ve ''Özgürlük'' -- ''Darbe'' ve ''Şeriat'' Yazdır E-posta
Muhlise GÜNGÖR - muhlisegungor@dengeli.com   
Pazartesi, 04 Ağustos 2008
Muhlise GÜNGÖR''Darbe ve şeriatı'' yan yana koyduğumuzda çok ürkütücü gelen sözcüklerdir.
''Demokrasi ve özgürlük'' değince yedi yaşındaki çocuğun zekâ seviyesinin bile güzel algıladığı sözcükler olarak düşünürüz.
‘’Darbe ve şeriata’’ giden yolun ‘’demokrasi ve özgürlük’’ kavramlarından geçtiğini söylesem…

 

Kalabalık bir İran'lı aile ile tanıştım kısacık tatilimde.
Bölünmüş bir aile...
İran, İsveç ve Türkiye arasında ancak yedi, sekiz yılda bir yapılan görüşmeler…
Özlem dolu beraberliklerine tanık oldum…
Yedi yıl olmuş aile bir araya gelmeyeli. Güzel yurdumun sahil kasabasında buluşmuşlar. Hepsi açık ve modern giyinişli ve  bana çok sevimli gelen Azeri Türkçesiyle anlaşmaya çalıştık.
Öteden beriden konuşurken  memleket meselelerine geçiverdik.
''Türkiye' de ki olayları nasıl değerlendiriyorsunuz?'' diye sordum. Aldığım cevap aslında beklediğim cevaptı ne yazık ki.
Anlatmaya başladılar, bilindik olayları yaşayanlardan dinlemek etkili oluyor açıkcası.

''Demokrasi ve özgürlük'' diye başlamışlar yola önceleri...
Daha çok özgürlük, daha çok demokrasi…
En çok destek verenler de liberaller, solcular, demokratlar ve milliyetçiler olmuş. Mollalardan medet ummuşlar ‘’denize düşen yılana sarılır’’ misali.
Şahtan kurtulmak isterken, demokrasi havarisi kesilen mollalardan çok şey ummuşlar.
Şahtan kurtulmak için mollalar tarafından sunulan sahte cennete kanıvermişler...
Herşeyin güzel olacağını düşünerek başlamışlar mücadelelerine...
Her söylem ''demokrasi ve özgürlükle'' başlarmış…
14 Ocak 1979 Şahı kaçırmışlar mücadele ederek...
Önceleri demokrasi yerleşinceye kadar sancıların çekileceğini düşünmüşler halisane duygularla…
Anti demokratik yapılan uygulamaları hep ‘’geçiş sancısı’’ olarak görmüşler…
Öyle ya devrim yapılıyor, yepyeni bir yönetim elbette sancılar çekilecektir(!)
‘’İslam Mahkemeleri’’ kurulmuş çeşitli suçlar için anlamamışlar, münferit olaydır diye geçiştirmişler…
İçki fabrikaları yıkılmış hala iyi niyetle ‘’geçiş sancısı’’ demişler…
Sinemalar yıkılmış…
Kadın ve erkek aynı denizde yüzme yasağı gelmiş…
Okullarda kız- erkek ayrımı gelmiş…
Müslüman kadınlar örtünmelidir fetvası çıkmış, örtünmeyenler o…pu ilan edilmiş…
Gazeteler yakılmış, kitapevleri yıkılmış…
Televizyonlarda kadın spikerler, kadın sanatçılar, kadınla ilgili hiçbir şey kalmamış…
Müzik günah sayılmış…
Alkol içenler kırbaçlanmış…
’Erkekleri tahrik eder’’ düşüncesiyle açık kadınlar kırbaçlanmış, idam edilmiş…
Hala anlamamışlar…
Hala demokrasiye geçiş sancısıdır demişler,  konduramamışlar.
Referandumla cahil, okuma yazma bilmeyen halka ‘’Islama evet-- hayır’’ oylaması yapıldığında anlayabilmişler nereye sürüklendiklerini…
Mitingler yapmışlar demokratik yoldan haklarını aramak için, ama nafile…
30 yıl…Koskocaman bir ömür ve hala ''demokrasi ve özgürlüğe'' hasretler...
Kapkara kocaman gözler hüzün dolu, yedi yıldır görmediği çocuklarına bakarken gözleri buğulu ama ‘’evlatlarım sağ ya bu da yeter’’ diyen şefkat dolu bakışlar…
Yaşadıklarının yanında evlatlarından ayrı kalmanın acısı daha bir çökmüş yüreğine ananın...
Yitirilmişlikler…
Geride bırakılanlar…
Yalanlar, riyalar, korkular, saklanmalar ve kaçışlar…
‘’Zenginiz’’ diyor altın çanağa kan kusarcasına…
‘’Siz bizi görmediniz mi? İzlemediniz mi? Yolunuz aynı bizim yolumuz, nasıl çaba sarf etmezsiniz aklım almıyor? Ne yapacaksınız sahte demokrasi ve özgürlük uğruna bunlara EVET Mİ diyeceksiniz?’’
Cevap veremediğim sadece vurgun yemiş gibi donup kaldığım sözler…
Biliyoruz aslında bunları…
Okuyoruz, görüyoruz, düşünüyoruz ve duyuyoruz.
''İran olur muyuz?'' diyoruz hep...

Hala olmayacağımızı umut ediyoruz, umut etmekten başka bir şey gelmiyor sanki elimizden...
Üzerimize ölü toprağı serpilmişçesine sadece bakıyoruz, bakıyoruz, bakıyoruz…
Daha ergenliğine gelmemiş kız çocuklarının ölümleriyle mi öğreneceğiz bu gizli(!) yapılanmayı, onların ölümleri mi bizim zoraki dikkatimizi çektirecek?
Okul öncesi eğitim için Ana sınıflarına neden hiç kız öğrenci kaydedilmediğini kim araştırdı, soruşturdu ve dile getirdi?
Henüz daha okuma yazma öğrenmeden ‘’Kuran öğrenme’’ altında o minnacık kafalara neler sokuluyor, nasıl zehirleniyor o körpecik beyinler?
Neden bu gizlilik?

Ne saklanıyor?
Henüz 4 ve 5 sınıftaki bir bebenin kafasına ‘’bölgeler haritası’’ yerine ‘’Sevr haritasını’’ kim yanlışlıkla(!) koyar, ha kim?
Cahil kadınlarımıza ’’senin dünyada bir şeyhin yoksa mekânın cennet olmaz!’’ diye kim söyler sorarım, hangi sakat düşünce Allah’la kul arasında ‘’arabuluculuk’’ yapar?
Demokrasiyi, özgürlüğü dillerine pelesenk edenler kimler şöyle bakıverin bir etrafınıza?

 

Biz bu filmi aslında daha öncede seyrettik, çok seyrettik üstelik…
Adı farklı, oyuncuları değişmiş, ama senaryo hep aynı. Senaryoda hiç değişiklik yok.
Hala bakıyoruz trene bakar gibi…

Korkutmalar, sindirmeler işe yarıyor...

Pıstık bekliyoruz başımıza gelecekleri...

Elimizde ki değerlerimiz, güvenlerimiz, güvendiklerimiz bir bir yıkılıyor, susuyorlar...

Zafer sarhoşluğı içinde daha da bir yükleniliyor tepemize...

Sırada ne var?

Özgürlüğün ve demokrasinin ganisi  ''Sivil Anayasa'' mı?


Kapıyı bir vukuat olmadan kilitlemek bir işe yarar, vukuattan sonra kilitlemenin ne yararı olacak ki?


Saygılar.


2 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.
Noktalı Virgül
04 Ağustos 2008 12:48 55
Başarı Göstergesi: +0

Türkiye Kasımpaşalısıyla gurur duyuyor!...

Hepimiz çok iyi hatırlarız, bankayı hortumlayan vatandaş (!) cezaevinden çıkıp memleketine gidince yaklaşık ikiyüz araçlık bir konvoyla kahraman gibi karşılanmış, “TÜR Kİ YE, SE NİN LE, GU RUR DU YU YOR” sloganlarıyla caddelerde tur attırılmıştı!...
Türkiye banka hortumcusuyla gurur duyuyordu!...

Gözaltında bulunan mafya babası mahkemeye götürülürken, cezaevi önünde toplanan kalabalık ta “Türkiye seninle gurur duyuyor” diye bağırıyordu!...
Türkiye mafyacısıyla gurur duyuyordu!...

Milli Selamet, Refah, Fazilet partileri de kapatıldığında, Erbakan omuzlarda, yine aynı slogan atılıyordu: “Türkiye seninle gurur duyuyor”
Türkiye din istismarcısıyla gurur duyuyordu!...

Şimdi, laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu Anayasa Mahkemesi kararıyla kesinleşen partinin Genel Başkanı için de üç gün üç gece aynı slogan atıldı: “Türkiye seninle gurur duyuyor”
Türkiye Kasımpaşalısıyla gurur duyuyor!...

Türkiye, Kasımpaşalısıyla niçin gurur duyuyor?...
Anayasa Mahkemesi bire karşı on oyla laiklik karşıtı olduğuna karar verdiği için!...

Bu şu anlama geliyor;
Kasımpaşalının genel başkanı olduğu parti uğraşmış, didinmiş, laiklik karşıtı olduğunu Türkiye’nin en büyük mahkemesine tasdikletmişti!...

AKP’LİLER ve AKP’CİLER Tayyip’in bu başarısından (!) büyük mutluluk duyuyor olmalılar ki “Türkiye seninle gurur duyuyor” diye bağırışıp duruyorlar!...

Demek ki neymiş, laiklik karşıtı olmak gurur duyulacak bir olaymış!...

AKP’LİLER ve AKP’CİLER için Türkiye’nin en büyük mahkemesinin partileri için “laiklik karşıtı eylemlerin odağı” kararını verip vermemesi hiç önemli değil!...
Başkası olsa takkesini önüne koyar ve (Acaba bana oy veren yüzde kırk altı nokta yedi seçmen beni, rejimle oyna, din işportacılığı yap, laikliğin ırzına geç, devletin bütün kurumlarını ele geçir, başlarına imam zihniyetinden adamları koy diye mi oy verdi?) diye düşünür!... Kime söylüyorum ki? Nasıl olsa geçmişi mandacı olan bir milletten oy aldı, her halükarda mandacılığına devam edecektir o millet!...

Onlar için partinin kapatılmamış olması yeterli!...
Eeee tabi, nasıl yeterli olmasın ki, hem laiklik karşıtı eylemlerin odağı olacaksın hem de ülkeyi yönetmeye devam edeceksin!...

Bu karar onları daha çok şımarttı “Demokrasi kazandı” naralarıyla Tayyip’in ayağı bir karış daha yerden kesildi!...
“Durmak yok, laiklik karşıtı olarak yola devam!...”

Hatta bunu, dincilerin uydurduğu “laikçi” (!) sıfatını kullanarak ifade ediyorlar ve kararı “laikçiler kaybetti” diye yorumluyorlar!...

Böylelerinin ümüğünü sıkmak gerekmez mi?...

Belki bana kızacaksınız ama;
“Her millet hak ettiği şekilde yönetilir…”
“Türkiye laiklik karşıtı eylemlerin odağı olan bir parti tarafından yönetilmeye müstahak!...”


İşte bu yüzden, Türkiye Kasımpaşalısıyla gurur duyuyor!...

Başarısız
Başarılı
Sarı Çizmeli Mehmet Ağa
04 Ağustos 2008 11:47 01
Başarı Göstergesi: +2

Çok haklısınız...

Hala bakıyoruz trene bakar gibi…

Öküz gibiyiz evet...(afedersiniz bile demiyorum öyleyiz çünkü)

Hatta öküzün kendine has değerlerine bir el uzatmaya kalkında göreyim sizi...!!!

Bu nasıl narkoz nasıl hipnozdur arkadaş...Memleket elden gidiyor kimsenin umurunda değil..

Başarısız
Başarılı

 
  küçült | büyült
 

busy
 
   
Zafer YÜCEL
Zafer YÜCEL Hasta hakları koca bir palavradır... Türkiye de senelerdir hemofili sorunu yaşanmaktadır. Birçok il’e yayılan mevcut hasta sayısının 3.500 ...
     
Gül KÜLCÜ
Gül KÜLCÜ Şehit Yakını Olmak... Genellikle üç subay gelir. Yüzleri acıyla gerilmiş üç subay. Birisi mutlaka psikoloji eğiti...