Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
10
Ekim
2008
Önsayfa arrow Yazarlarımız arrow ERGENEKON, NEYMİŞ
ERGENEKON, NEYMİŞ Yazdır E-posta
Nurten AKYAZILILAR - nurtenakyazililar@dengeli.com   
Salı, 29 Temmuz 2008

Nurten AKYAZILILARBahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı, Uğur Mumcu’nun öldürülmelerinde ve 2007'de Ankara Ulus Anafartalar Çarşısı ile 2008 başında Diyarbakır Final Dersanesi'ne saldırı olayında RDX içerikli patlayıcı kullanıldığı kayıtlara geçmişti.

Bu patlayıcı türünün gizli servisler tarafından kullanıldığı, 1993’teki Mumcu cinayeti ile açıklanmıştı. Son derece profesyonelce işlenen bu cinayetlerin gerçek failleri hiçbir zaman bulunamadı.

Fakat şimdi bu suikastler “Ergenekon operasyonudur” deniliyor!

Yani Ergenekon dış güçlere bağlı, büyük bir gizli servis miymiş?

 Son olarak İstanbul’un Güngören mahallesi Menderes çıkmazında yaşanan kanlı eylemde de RDX içerikli patlayıcı kullanıldığı belirtildi. Planlayıcıları için de önce “pkk ihtimali” üzerinde durulurken sonra “Ergenekon ihtimali” dendi!..

Ergenekon iddianamesi için referans alınan kişilerin ifadelerine bakarsak; bizim ulusalcı görüşteki aydınlarımız, gazetecilerimiz ve hatta pkk ile yıllarca çarpışan TSK’mizin her kademesindeki subaylarımız, hükümeti rejim değişikliğine zorlamak için masum vatandaşlara yönelik kanlı eylemler düzenleyerek, darbe yapacaklarmış!  Hizbullah, DHKP-C ve pkk gibi teröristleri başta MİT, JİTEM ve TSK kurup, yönlendirmiş! abdullah öcalan başarısız görülünce tasfiye edilmiş! pkk kurmaylarının yerine TSK’den askerler yerleştirilecekmiş! Yani binlerce askerimizi yine biz vurdurmuşuz!

Suikastlere kurban giden bütün aydınlarımızı Ergenekon öldürmüş! Masum sivilleri kendi kendimize katletmişiz. Ekonomimizi alt üst eden bu savunma bütçesini öylesine, keyfi harcamışız!...

Bu traji komediyi sahneye koyanlar, heyecanla komplo teorilerini anlatırken, karşılarına aklı başında, ulusunun değerlerine sahip çıkan birilerini gördüklerinde ter içinde kalarak saldırganlaşıyor, çocuksu hallere bürünüyorlar. Komplo teorilerini üretip Ergenekon adındaki operasyonun temellerini atan bu kişilerin tam teşekküllü bir hastanede psikolojik sağlık taramasından geçirilmesi gerekmektedir.  

Dün geceki Fatih Altaylı’nın “Teke Tek” programı söylediklerime bir örnektir. Ergenekon’un komplo teorisi babalarından Star Gazetesi Ankara temsilcisi Şamil Tayyar dün gece Ergenekon’un 1 numarası olarak düşündüğü kişinin şu an dışarıda, emekli bir orgeneral olduğunu, iddianamedeki 1 numarayla ilgili tarifin yetersiz ve anlamsız olduğunu ifade etti. Bazı ifadelerini kayıtlara geçmemek kaydıyla sadece konunun araştırılması için savcıya ilettiğini söyledi.

1 numara ile ilgili de bilgi vermiş ancak kayıtlara geçirilmediği için iddianamede yer almamış!

Türkiye’yi alt üst eden bu operasyonun iddianamesinin dayandırıldığı kişi ise Tuncay Güney ve O da iddianamede yok!

Güney’in açıklamalarını izlediğimde bende bıraktığı izlenim ruh hastası olabileceğidir.

Hahamlığı konusunda ise araştırmacı-Yazar Moşe Grosman adlı bir Türk Yahudisi izleyici telefonla canlı ile yayına bağlanarak, Tuncay Güney’in “haham yardımcısı oldum” iddiasının doğru olmadığını belirtmişti. Haham yardımcısı olmak için fakülte bitirmek gerektiğine dikkat çeken Grosman, “Bu adam güzel rol yapıyor. Orijinali rabi olan, Amerikalıların rabay dedikleri haham yardımcılığı için ilahiyat fakültesi bitirmek gerekir. Bunun dışında da eğitimler gerekir ve bu eğitimlerle yaklaşık 8-10 yıl sürer rabay olmak. Acaba tüm diğer söyledikleri de bunlar gibi mi merak ediyorum. Ayrıca, Yahudi olduğunu söylüyor. Sonradan Yahudi olunmaz. Yahudilik tıpkı Türklük gibi doğuştandır. Musevilik ise İslâmiyet gibi sonradan seçilebilir” şeklinde konuya açıklık getirdi. 

Yazık ki bu kişinin bir takım belge ve ifadelerine dayandırılarak 13 aydır hapiste yatan kişiler var, süreç içinde bir kişi öldü, biri de ağır hasta olduğu için çıkarıldı. İçeride tutuklu olarak bulunan kişilerin pek çoğu emekli, yaşlı ve dolayısıyla yılların getirdiği yorgunlukla önemli hastalıkları olan insanlar…

2,455 sayfalık iddianamenin büyük kısmı hukuken ne kadar kabul görebilir?

Yani bir insanı hukuken suçlayabilmeniz için kesin ve maddi delilleriniz olması gerekir.

Gizli Tanıkların ifadeleri ne kadar güvenilir olacak?

Birileri, birilerini sevmiyorsa, intikam almak için ya da bir takım zorlamalarla ifadeler veriyorsa, ne olacak?

Türkiye’yi böylesi bir operasyonla bölmeye alet olanlar tarihte bütün bunların hesabını verebilecekler mi?

Tutuklanarak hapsedilen insanların pek çoğu aylarca emperyal güçlere dikkat çekerek, “Kıbrıs elden gidiyor”, “Türkiye’nin ulusal devlet yapısı ve Türkiye’nin toprak bütünlüğü tehlikede” dediler. Şimdi Kıbrıs’ta “Tek vatandaşlık, tek egemenlik” deniliyor, “TSK Ada’dan çıksın” deniliyor. Hükümetteki yetkililer Kıbrıs’taki “Tek Egemenlik” konusunda ne yapacaklar?

TSK, çekilecek mi yavru vatandan?

Ermenistan’a sınırlar açılsın mı, açılmasın mı gizli görüşmeleri sürerken, Ermeni meselesi üzerine milli tarihçimiz, TTK Başkanı Yusuf Halaçoğlu görev süresi bittiği için kendisine bile ibra edilmeden görevine son verildi. Ermenistan’a sevimli görünebilmek için mi?

Sayın Halaçoğlu’nun yerine atanan Ali Binici, Türk Tarih Kurumu’nu yönetebilecek vasıflara haiz midir? Sözde Ermeni soykırımını kabul edecek misiniz?

Sınırları açıp, Ermenistan’ın coğrafyada kuvvetlenip büyümesine ön ayak olacak mısınız?

Ülkemizde Ermenilerin işledikleri katliamları, bürokratlarımıza yönelik stratejik cinayetlerini ve çok değil sadece 1992 yılında Azerbeycan’daki Türkmen soydaşlarımıza yönelik soykırımı ayaklar altına alacak mısınız?

Dağlık Karabağ bölgesinin halen Ermeni işgalinde bulunduğunu ve ülkemizden de toprak taleplerini olduğunu unutacak mısınız?

Hemen hemen her gün üstelik de çoğu sınırlarımız içinde kalleşçe şehit edilen Mehmetçiklerimiz varken, eğer siz derseniz; “pkkyı MİT, JİTEM ve TSK kurdu”, yüreği yaralı şehit ailelerine ne yaparsınız, biliyor musunuz? 

Kısa bir süre önce TSK’mizin aldıkları istihbarat üzerine sınırlarımızdan girmek üzereyken yakaladıklarıpkklı teröristlerin üzerinden Amerika’nın Irak’a gönderdiği ve kaybolan glock marka tabancalar ve kanlı eylem planları çıkmıştı. Hikaye mi yani şimdi bütün bunlar?

TSK’nin yıpratılmasından kimlerin yararı olabilir, ne amaçla yapılır ve bu lanet plana kimler ortak olmaktadır?

Atatürkçü-Laik kesimleri sindirmek için ek gözaltı ve tutuklamalar gelecek mi?

Davası açılmış olmakla birlikte henüz yargılanmayan, dolayısıyla suçları kesinleşmemiş kişiler için, taraflı medyanın manşetten verdikleri karalayıcı haberlerin ülkemize, bu kişi ve kurumlara verdikleri zararları maddi manevi tazmin edebilecekler mi?

İstanbul’da yapılan hain saldırının hemen bir sonrası Kerkük’te Kürtlerin düzenlediği mitingde de patlama oldu; yine pek çok ölü ve yaralı var. Patlamanın ardından Kürt göstericiler Türkmen kurumlarına ait binalara saldırdı. Eylemlerin ortak hedefi sivillerdi ve özel seçilmiş siyasi zamanlama ile stratejik olarak gerçekleştirilmiş görünüyor. Taraflı komplo teoricileri üzerinden gidersek Ergenekon bu durumda Kuzey Irak’ta da Kürt-Türkmen çatışması çıkarmayı hedefliyor, öyle mi? 

Bugün gündemde yer alan diğer ilgi çeken haber ise Başbakan Erdoğan’ın İstanbul’da yaşanan patlama gecesinde olay yerine 5 dakika mesafedeki Veliefendi Hipodromu'ndaki programını akşam saatlerinde iptal ettiği oldu. Başbakan Erdoğan bu soruları son derece sert yanıtladı ve tepkisinde haklı da olabilir ama yine de kendisinin bilgisi dışında bu sorulara maruz bırakılıp, kendisini zorda bırakmak, kamuoyunda kafaları karıştırmak için özellikle programını değiştirecek ortam yaratılmış olamaz mı?


0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy
 
   
Zafer YÜCEL
Zafer YÜCEL Hasta hakları koca bir palavradır... Türkiye de senelerdir hemofili sorunu yaşanmaktadır. Birçok il’e yayılan mevcut hasta sayısının 3.500 ...
     
Gül KÜLCÜ
Gül KÜLCÜ Şehit Yakını Olmak... Genellikle üç subay gelir. Yüzleri acıyla gerilmiş üç subay. Birisi mutlaka psikoloji eğiti...