Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
24
Temmuz
2008
Anasayfa arrow Yazarlarımız arrow Sabahattin TALU arrow BİR TEK ONLAR KÜRT, DİĞERLERİ HAİN VE SATILMIŞ !
BİR TEK ONLAR KÜRT, DİĞERLERİ HAİN VE SATILMIŞ ! Yazdır E-posta
Sabahattin Talu - stalu@globalyorum.com - Global Yorum İnternet Dergisi   
Pazartesi, 07 Ocak 2008

BİR TEK ONLAR KÜRT, DİĞERLERİ HAİN VE SATILMIŞ !

Geçtiğimiz 5 Kasım 2007 tarihinde Washington’da ABD Başkanı G.W. Bush ile Başbakan R.T.Erdoğan arasında gerçekleşen görüşmede, terör örgütü PKK’nın faaliyetleri, eylemleri, DTP’nin kapatılması ve K.Irak olarak adlandırılan bölgedeki PKK’lı unsurlara yönelik sınır ötesi operasyon konularında görüş alış verişinde bulunulduğu basına yansıdı.

Görüşmede Başbakan Erdoğan’ın, “Türkiye’de bir Kürt sorunu olmadığı, hükümet partisi AKP’de 75 Kürt kökenli milletvekilinin bulunmasının ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da da birinci parti konumunda olmalarının da bunun bir göstergesi olduğu, dolayısıyla DTP’nin de iddia ettikleri gibi Kürtleri temsil etmelerinin mümkün olmadığı” yönündeki açıklamaları da dile getirildi.

Ulusal basını yakından takip ettiği anlaşılan PKK üst yönetimi, gecikmeksizin konuya ilişkin eleştiri mahiyetli açıklamalarını, PKK güdümlü bir haber ajansına röportaj olarak verdi. PKK’nın Apo’dan sonraki ikinci adamı pozisyonundaki Murat Karayılan ile yapılan bu röportaj, her yönüyle son derece ilginç, iddialı ve son derece düşündürücü hususları içeriyor.

Öncelikle AKP’li Kürt kökenli milletvekilleri ile ilgili olarak, açıklamalarda bulunan Karayılan, “Amerikalılar da bunların Kürt olduğuna inandılar. Bunlar Kürt değiller ki. Bunlar kendini inkâr eden Kürtlerdir. Halkın öz be öz içinden çıkmamışlardır. Kürt mücadelesini yaşamamışlardır, sıkıntı çekmemişlerdir” diyor.

ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nde yapılan ve DTP’nin davet edilmediği sabah kahvaltısı konusuna da değinen Karayılan, “Bu durum, ABD’nin ve AKP hükümetinin yeni Kürt muhatapları yaratmaya dönük arayışlarıdır” diyerek, “PKK’ya alternatif arayışlar sonuçsuz kalır. Başka bir örgüt, bu kitle ve toplumu etkileyemez. Bunlar, dikkate alındıklarını düşünüp, umutlanmasınlar.  Bu halk bunları dikkate almaz” açıklamalarında bulunuyor.

DTP’nin PKK ile olan ilişkisi konusuna açıklık getirmeye çalışan Karayılan, “DTP eşittir PKK gibi algılama bir çarpıtmadır ve doğru değildir. PKK ve DTP’nin kulvarları farklıdır. Ancak, Kürt sorununun demokratik yöntemlerle çözülmesi için hem bizim, hem de devlet açısından DTP önemli bir aktör konumundadır. DTP’li vekillerin parlamentoda bulunmuş olması bir şanstır. Devletin DTP’nin üzerine gidiş tarzı çok tehlikelidir. Bu, özgür Kürt halkıyla Türk devletinin bir arada yaşama halkalarının sökülüp, atılmak istenmesi anlamına gelir. ‘Siz örgüt üyesisiniz, dağa gitmişsiniz’ diyerek yalan-yanlış sahte fotoğraflarla o insanları töhmet altında bırakmak kimseye bir şey kazandırmaz. (Töhmet altında bırakmak; haksız yere suçlamak anlamındadır ki, Karayılan’ın da, ‘örgüt üyesi olmayı ve dağa gitmeyi’ bir suç olarak gördüğü, istemese de anlaşılmaktadır). Devam edelim… Bu partinin arkasında iki milyon oy var. DTP’li parlamenterler ve belediye başkanları halkımız tarafından teveccüh görmüştür, biz de onlara bu nedenle değer veririz” şeklindeki söylemlerini dile getiriyor ve DTP’nin, Kürt sorununda etkili çözümleyici rol oynayabilecek bir noktada durmalarına rağmen sorunun esas sahibi olmadığını da belirterek, altını kalın çizgilerle çiziyor.           

Kürt sorununun esas sahibinin PKK olduğunu kaydeden ikinci adam konumundaki Karayılan, “PKK’sız, Öcalan’sız çözüm teorileri Kürdistan’da yürümez. Bu tür arayışların hepsi ters dönecektir. Hiçbiri sonuç almaz. Bugün Kürt sorunu çözüm aşamasına gelip dayanmıştır. Bu hassas dönemde, işi olmayan kimseler kendileri ile ilgili olmayan işlere karışmamalıdır” diyerek görüş belirtiyor.

Şimdi gelelim yapılan bu açıklamaların en belirleyici özet cümlelerine. “AKP’li Kürt kökenli bölge milletvekilleri Kürt değiller. ABD ile sabah kahvaltısı yapan Kürt siyasetçiler dahil, etnik kimlikleri Kürt dahi olsa, kendileri dışında hiçbir kimse, kurum veya oluşum, Kürt sorununun muhatabı olamaz. DTP de sorunun asıl sahibi değildir. Tek sahibi PKK’dır, Öcalan’dır”. Dahiyane açıklamaların özeti bu.

Hal böyle ise, yani AKP’li bölge milletvekilleri Kürt değilse, baştan bir tespit yapmak gerekir ki; onlara oy veren, Kürt halkı dedikleri Doğu ve Güneydoğu insanının % 72’si (toplam 111 bölge milletvekilinin 80’i) de Kürt değil veya en azından onlardan yana değil. DTP’nin de içerisinde bulunduğu Bağımsızlar da toplamda 26 milletvekili çıkarttığına göre (111 milletvekilinin 26’sı) oy oranı yaklaşık % 23.6’ya tekabül ediyor. Ayrıca, tüm oyların çeyreğini dahi bulmayan 1 milyon 800 bin oy almış DTP de Kürt sorununun asıl sahibi değil ise, ortada ne kalıyor? Matematik bizi yanıltmıyorsa sonuç; kıyıda köşede kalmış, “Kürt Sorunu” diye tutturan içi boş bir PKK. Öyle ya, DTP’ye verilen oyların tamamının PKK’ya gittiğini düşünsek dahi, oran ancak % 23.6’da kalıyor. Dolayısıyla, dörtte bir dahi oy oranına ulaşılamadığı görülen bir grubun, “Biz Kürt halkının temsilcisiyiz” gibi son derece komik iddialarının ne kadar gerçek dışı olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor.

terörün partisiSonuca gelindiğinde; yıllardır iddia edilen ve arzu ettikleri o aşamaya getirilmeye çalışılan, dayatılan, bu konuda dış bazı bilinen destekler de arkasına veya yanına alınarak sürekli gündemde tutulmaya çalışılan, iyileştikçe kaşınılan “Kürt sorunu” dedikleri şeyin, gerçekte ne olduğu veya ne olmadığı bir kez daha anlaşılıyor. Türkiye’de bir “Kürt Sorunu”nun olmadığı, yaşanan veya yaşatılan sorunun, gerçekte PKK örgütünden kaynaklı bir “Terör Sorunu” olduğu, PKK’nın, DTP’nin ve benzeri geçmişteki diğer partilerin Kürt halkını temsil etmediği, etmesinin de mümkün olmadığı, açıkça, bütün çıplaklığıyla, bir kez daha ve tekrar tekrar karşımıza çıkıyor.
feed0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

security image
Güvenlik kodunu girin


busy
 

  :: ROJ TV YASAĞI DERHAL KALDIRILSIN, AKSİ TAKTİRDE...   :: ÖSS'ye giren adaylar, dikkat !   :: En büyük 10 şirketin 5'i Koç'un   :: Kart ücretinde kötü sürpriz   :: Japonya'da deprem   :: "Sahte çürük raporu" davasında görevsizlik kararı!!!   :: AVEA, 36 bin kişinin aboneliğini iptal etti   :: Kato ve Cudi'de sıcak çatışma   :: Bel ve boyun ağrısından kurtaracak yazılım   :: Klima, enfeksiyonları tetikliyor   :: PKK'da iç hesaplaşma   :: İş garantili meslekler   :: Apple'dan beklenmeyen kar   :: Obama'dan Filistin-İsrail barışı sözü   :: Almanya artık vatandaşlık sınavı yapacak   :: KEY'de ödemeler 28 temmuzda başlıyor   :: FT: ''Türkiye seçime gidebilir''   :: Tüpraş yine en büyük   :: Almanya yangın dosyasını kapattı   :: "Venezuela-Rusya arasında askeri işbirliği ilerliyor"   :: Karadziç, Miloseviç gibi savunmasını kendi yapacak   :: "Aranan siyasi yapıyı oluşturmaya karar verdim"   :: Denktaş'tan Ergenekon Mesajı   :: İstanbul'un yeni vapuru suya indi   :: Gül'den elenen rektör açıklaması!!!   :: Dink komisyonu raporunu açıkladı...   :: Türk Tuborg İsrailliler'e satıldı   :: Ergenekon'da son dalga   :: Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu görevinden alındı   :: Türk hacker güvenlik devini devirdi

ROJ TV YASAĞI DERHAL KALDIRILSIN, AKSİ TAKTİRDE...

1993 yılında pkk faaliyetlerini yasaklayan Almanya, geçtiğimiz 19 Haziran’da da Danimarka’dan yayın yapan ve pkknın yayın organı olarak bilinen ROJ TV’yi, toplumu birbirine...

Diğer Yazıları
 
Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin
korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar,
elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar.
K.Atatürk
Outlook ve diğer RSS okuyucu programlar ile haber başlıklarını takip etmek isterseniz aşağıdaki resme tıklayın.Açılan sayfanın adresini kopyalayın ve ilgili yere yapıştırın. 

E-Posta ile haberdar ol: