Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
22
Ekim
2008
Önsayfa arrow Yazarlarımız arrow Harun GÖKYİĞİT arrow Türkiye Ehil İnsanlar Tarafından Yönetilmiyor!
Türkiye Ehil İnsanlar Tarafından Yönetilmiyor! Yazdır E-posta
Harun GÖKYİĞİT   
Salı, 14 Ekim 2008

Harun GÖKYİĞİTDeğerli okurlarım; bugün Türkiyemizde son 5 yılda her Türk vatandaşının borcu kişi başına 13 kat artmış vaziyettedir. Son 6 yılda ülkemizdeki nüfus %16 artarken, son 6 yılda memleketimizin iç borcu % 396 dış borcu ise %98 artmış vaziyette, toplam artan borç ise son 6 yılda %178 artış göstermiş vaziyettedir.

Bundan tam 6 yıl önce yani AKP Hükümeti iş başına gelmeden önce 1456 dolar fazla veren kişi başına gelir dengesi AKP Hükümeti iş başına geldikten sonra ve Recep Tayyip Erdoğan Hükümet Başkanı olduktan sonra geçen 6 yıllık süre zarfında 315 dolar eksi bakiye vermiş durumda, yani değerli okurlar; daha açıkça izah etmem gerekirse bunun anlamı son 4 yılı baz olarak alırsak her Türk vatandaşının cebinden 771 dolar para buhar olup uçup gitmiştir.

Bugün memleketimizde vatandaşta artık ne yapacağını şaşırır bir hale gelmiştir. Kanaatimce Türkiyemizin yaşadığı ekonomik istikrarsızlığın ve ekonomik olumsuzlukların temelinde alınan borçların hesapsızca harcanıp aynı borcun yeni bir borç ile kapatılması yatmaktadır.

AKP Hükümeti de yediği borcu vatandaşın kesesinden yemektedir.

Değerli okurlar; sizlerde eminim görüyorsunuz, izliyorsunuz, dinliyorsunuz, bugün yüzleri utanıp kızarmadan işgal etmiş olduğu koltuktan ve makamdan güç alarak kendisini bir nimet zanneden kerameti kendinden meçhul  birileri çıkıp diyor ki; borç yiğidin kamçısıdır.

Yapma ya yok yahu daha neler?

Madem borç yiğidin kamçısı o halde memleketi bu borç batağına batıranlar ve vatandaştan izin almadan,yetki ve onay almadan borç almaya kalkanlar bu aldıkları borçları kendileri ödesinler de görelim bakalım borç yiğidin kamçısı mıymış değil miymiş!...

Bugün sokakta birçok insan düşünüyor, yolumu kesen birçok vatandaşımız şu soruyu soruyor AKP Hükümeti halkı kalkındıran bir hükümet mi? Yoksa kendi parti yandaşlarını, kendisine yakın malum bildik belli gruplardan oluşan bir takım tatlı su balıklarından oluşan iş alemini kalkındıran ve kendisine yakın olan insanları kayıran bir hükümet mi? Diye herkes soruyor.

Bugün memleketimizde halk yerinde sayıyor, bazıları da memleket kalkınıyor ayaklarına yatıyor.

Bakınız İMF ile yapılan anlaşma gereği en son 476 milyon dolarlık kredi onaylandığında borç geri ödemesinin vadesinin bir yıl uzatılmasının anlamı 2008 yılında da ödenecek kredilerin bir kısmının 2008 yılına ertelenmesinin bedeli 2009 yılı sonuna kadar vatandaşa kemer sıkma politikalarını uygulatmaktır.

 

Ama vatandaşın kemerinde sıkıla sıkıla artık delik kalmamıştır.

Değerli okurlar; bu konu çok mühim olduğu için altını çizerek önemle bu konunun üzerinde duruyorum çünkü çoğu kimse bunun farkında bile değil. Bu ertelemenin bedeli olarak 2009 yılına kadar bütün harcamaların kısılacağı gibi yeni hiçbir yatırımda yapılmayacaktır.

Yani herkesin anlayacağı bir dille daha basit bir şekilde söyleyecek ve yazacak olursam 2009 yılına kadar AKP Hükümetinin yaptığı yanlışlar yüzünden vatandaş bir güzel adam akıllı bir şekilde bu iktidardaki politikacılar tarafından bir güzel becerilip düzülecektir.

Değerli okurlar; Bakınız 2008 bütçe verilerine göre AKP Hükümetinin yönettiği devletin günlük bütçe harcaması 440 trilyon 926 milyar TL.’sı.

AKP Hükümetinin yönettiği devletin günlük faiz ödemesi 181 trilyon 369 milyar TL.’sıdır.

AKP Hükümeti yönetimindeki devletin günlük geliri 313 trilyon 805 milyar TL.’sı,dır.

AKP Hükümeti yönetimindeki devletin günlük açığı 127 trilyon 120 milyar TL.’sıdır.

AKP Hükümeti yönetimindeki devletin sosyal güvenlik kuruluşlarındaki günlük açık 43 trilyon 824 milyar TL.’sıdır.

bu 2008 yılı sonuna kadar AKP Hükümetinin hesapladığı vatandaştan toplam kesilecek ceza tutarı 1 Katrilyon 610 trilyon TL.’sıdır.

Devam edelim:

2008 yılında AKP Hükümeti yönetimindeki Türkiye’de günlük ihracat 141 milyon 96 bin dolardır.

AKP Hükümeti yönetimindeki Türkiye’de günlük ithalat 205 milyon 479 bin dolardır.

AKP Hükümeti yönetimindeki Türkiye’de günlük turizm geliri 26 milyon 849 bin dolardır.

2008 yılı bütçesinde verilen fatura edilecek cezaların 165 trilyon TL’sını oluşturan bölümünü trafik cezaları oluşturmaktadır. 2008 yılında vatandaş 120 trilyon TL’sı yargı cezası, 55 trilyon TL.’sı da idari para cezası ödemesi planlanmıştır.

6 yıl önceki seçimlerde KDV’yi kaldıracağını söyleyen, asgari ücretten vergi alınmayacağını söyleyen, terörü bitireceğini söyleyen, işsizliği önleyeceğini söyleyen,15 bin kilometre duble yol yapacağını söyleyen AKP Hükümeti şimdilerde geçen koskoca 6 yılın ardından hesap verme zamanı geldiğinde 6 yıl önce seçimlerde verdiği sözleri duymamazlıktan, görmemezlikten ve bilmemezlikten geliyor.

 

Yani üç maymun rolünü oynamaya devam ediyor.

Değerli okurlar; Bakınız son 6 yılda AKP Hükümeti döneminde 200 gram olan ekmeğin alt sınır gramajı 50 grama düşürülerek vatandaşa 150 gramlık ekmek fiyatına 50 gramlık sandviçleri satmaya layık görülmüştür.

Yine bu AKP Hükümeti döneminde Tarım Ve Köy İşleri Bakanlığı 350 gramlık ekmeği de 150 gramlık ekmek fiyatından vatandaşa satmaya layık görmüştür.

Yani bunun anlamı nedir?

Bunun anlamı son 6 yılda AKP Hükümeti vatandaşın ekmeğiyle oynamıştır. Vatandaşa kazık atmıştır.

Ancak hemen şunu belirteyim bazı Recep Tayyip Erdoğan hayranı tiplerde var tabii, bu tiplerde hala diyorlar ki; bu hükümet neyi yanlış yaptı ki? Tayyip eyi adam Kasımpaşalı daha ne olsun,üstelik fakirlikten geldi, fakirlerin, yoksulların, ezilmişlerin, itilip kakılanların temsilcisi diyor.

Bunlara karşılık bende diyorum ki:

Yahu 6 yılda neyi doğru yaptılar ki?

Sizin o ezilmiş, fakirlikten gelen,yoksulların, itilmiş kakılmışların temsilcisi diye gördüğünüz o zat bugün artık zenginlerin temsilcisi konumunda, o artık o zannettiğiniz dünyanın insanı da değil adamı da değil.

O zat artık lüks uçaklarda uçup gezen, zengin yerli ve yabancı iş adamlarının sofralarında, yaz aylarında zengin iş adamlarının yazlıklarında yatıp kalkan ve zengin iş adamlarının yatlarında Akdeniz ve Ege koylarında gezinip tatiller yapan, kahvaltısında da kuş sütü eksik olmayan birisi.

Siz evinizde kuru ekmekle karnınızı doyururken, bebeğinize, küçücük yavrunuza daha bir şeker, bir çikolata dahi alamazken o zat öğlenleri ve akşamları en lüks lokantalarda öğle ve akşam yemeklerini yiyen, evinde hizmetçileri ve yardımcıları olan birisi.

Siz akşam evimde ne yiyeceğim, bugün nasıl karnımı doyurayım diye düşünürken sanki hala kendinizden biriymiş gibi zannettiğiniz o zat’ın günlük hayatında böyle bir derdi ve sıkıntısı yok.

Siz 400 TL.’sı maaşınızla bir ay boyunca geçinmeye çalışırken hala kendinizden biriymiş gibi zannettiğiniz o zat ayda 10 bin YTL. maaş alarak hayatını yaşıyor.

Değerli okurlar; Bir başka önemli hadisede memleketimizdeki işsizlik sorunudur. Ülkemizdeki işsizlik artık ciddi anlamda ulusal bir risk tehdidi haline gelmiştir.

Çünkü Türkiye Cumhuriyet dönemindeki Kurtuluş Savaşımızdaki yılların dışındaki en yüksek düzeydeki işsizlik boyutunu yaşamaktadır.

Buradan iş başındaki AKP Hükümetini ve Hükümet Başkanını uyarıyorum Türkiye’deki işsizlik faktöründe sosyal risk faktörü gittikçe hemde kimsenin tahmin edemeyeceği şekilde artmaya başlamıştır.

Bu işin şakaya, gırgıra gelir bir yanı yok, bakınız bu konuyla ilgili olarak şimdilik isim vermemin doğru olmayacağına düşündüğüm için ismini açıklamayacağım ama ünlü bir Amerikan finans kurumu memleketimize kadar gelip memleketimizin her bölgesinde neden dünyadaki diğer kıtalarda olduğu gibi yaşanılan ekonomik krizlerde ve ülke insanlarının zor ekonomik koşullarda neden sosyal faciaların aynısının yaşanmadığına yönelik bir araştırma yaptı ve bu konuda bir rapor hazırlandı.

Bu rapor şu anda benim önümde çalışma masamın üstünde duruyor.

Tabii şunu da hemen belirtmeliyim; bu tür konularda bana en çok dokunan ve damarlarımda taşıdığım ve sahip olduğum o asil, temiz ve lekesiz olan kanıma dokunan memleketimizde hiç kimse bunun farkına bile varamayıp benim elin oğlu diye adlandırdığım elin oğlu memleketimizde bunun araştırmasını, incelemesini üç ay boyunca yapıyor ama ne yazık ki memleketimizde hiç kimse bunun farkına ve önemine varamıyor.

Bir takım insanlar gelip Türkiye’nin her köşesinde canları istedikleri gibi at oynatıp her türlü araştırmayı yapıyorlar ve kendi memleketlerine, kendi memleketlerinin yetkililerine rapor hazırlıyorlar bizimkiler de halkımız zaten hala uyuyor da halkın uyuduğu yetmediği gibi birde devletimizi yönetenlerde ayakta uyuyor.

Açıkçası buda benim kanıma dokunuyor ve bundan da fevkalade ciddi bir rahatsızlık duyuyorum.

Ülkemiz bu kadar sahipsiz, bu kadar başı bozuk olmamalı, ülkemiz ecnebilerin her tarafta istedikleri gibi cirit attıkları bir yeni sömürge ülkesi olmamalıdır.

Değerli okurlar; Bakınız bu raporda Arjantin’deki gibi sosyal faciaların yaşanmamasının sebebi ve bir numaralı nedeni olarak memleketimizdeki çekirdek aile yapısındaki kadın faktörü bir numaralı unsur olarak gösteriliyor.

Memleketimizde kadının bebeğine et suyuna bulandırılmış ekmeklerden bebeğine mama yapıp yedirdiği, ev halkının eski elbiselerini dikip biçtiği, kısaca memleket kadınının evi her şartta çevirebilmek için çok pratik çözümler bulduğu ve memleket kadınının Arjantin’deki gibi Türkiye’de sosyal patlamayı önleyen en önemli unsur olduğu yazıyor.

Ülkemizin kadınlarımızın yaşadıkları sorunlarını biliyorum,  eli öpülesi kadınlarımız evinde eşine, kocasına yardımcı olmak için neler çektiklerini gayet iyi biliyorum. Kadınlarımız evinde erkeğinin ve çocuklarının kısaca çekirdek ailesinin hayatını kolaylaştırmaya çalışarak çok ağır bir hayat mücadelesi veriyor.

Ülkemizde binlerce, milyonlarca genç kızlarımız birgün evlenip çoluk çocuğa karışma hayaliyle, bir gelinlik giyme hayaliyle, bir sıcak yuva kurma hayaliyle yaşıyor.

 

Peki AKP Hükümeti ne yapıyor?

6 senedir genç kızlarımızın bu hayallerine ve arzularına karşılık hangi planı hangi projeyi geliştiriyor?

Binlerce, milyonlarca genç kızımız yalnız yaşıyor. Evlenmek istiyor ama evlenemiyor. Sadece koca olmadığı için değil maddi imkansızlıklardan dolayı, işsizlikten dolayı, bir meslek sahibi olamadığından dolayı evlenemiyor.

Devleti idare etmekle sorumlu olan  AKP Hükümeti Türkiye’de aile kavramını geliştirecek ve güçlendirecek, genç kızlarımızın yuva kurmasını sağlayacak imkanı neden yaratamıyor?

Neden bu konuda sorumluluğunu yerine getirip organizatörlük vazifesini yapmıyor?

Ondan sonrada çıkıp kadın ve aileden sorumlu bakanlık var deniliyor hadi canım sende kimi kandırıyorlar allahaşkına? ismi var cismi yok bu bakanlığın ve bakanın.

Şimdi söyleyeceklerim ve yazacaklarım belki bazı hemcinslerimin hoşuna gitmeyecek ama yiğidi öldürmeden hakkını vermek gerekir.

Atatürk dönemleri hariç bugüne kadar gelmiş geçmiş bütün hükümetler dahil ve bugün iş başında bulunan AKP Hükümeti dahil bütün hükümetler memleketimizin kadına borçludur.

Ayrıca memleketin erkeği de memleketin kadınına borçlu durumdadır.

Yani memleketin erkekleri Türkiye’de kadınlarımız ayaklarını öpüp başının üstüne koymalıdır buda yetmez gerekirse memleketin erkeği memleketin kadınının ayaklarını sıcak suda bile yıkamalıdır.

Çünkü Türkiye’de bugün insanlar sokakta birbirleriyle ciddi kavgalara tutuşmuyorsa, Türkiye’de ciddi anlamda bir sokak çatışmaları şu anda hala başlamamışsa, bütün kamplaşmalara rağmen Türkiye’de özellikle Büyükşehirlerde hala bir takım olaylar yaşanmıyorsa bunu memleketimizin kadınına ve çekirdek aile yapısına borçluyuz.

Tabii batı dünyası şimdi bunu öğrendiler ya bundan sonra şimdi yürütecekleri sosyolojik politikalardan biride geleneksel çekirdek Türk aile yapısının bozulup dejenere edilmesine yönelik olacağını sanıyorum ülkemdeki herkes görüp bu durumu fark edebiliyordur.

Edemiyorsa başka ne diyeyim; yazıklar olsun.

Sağlıcakla kalın..


0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy