Evine gelirken eli hep dolu gelen bir adam varmış. Evine asla eli boş gelmez, alabileceği ne varsa elini kolunu doldurur gelirmiş. Eşi de elbette bu yüzdendir çok memnunmuş. Gül gibi geçinip giderlermiş…
Günlerden bir gün, alacak bir şey mi bulamamış, parası mı kalmamış, yoksa zamanı mı olmamış bilinmez, adamcağız boş elle kapıyı çalmış. Eşi yine güler yüzünü hazırlayıp kapıyı açacak ve hoş geldin deme hazırlığı, birazda “ne getirdi bugün?” merakı ile kapıyı açmış. Bakmış kapıda bir adam, eli boş… Eli boş bir adam. Dikkatlice yüzüne bakmış adamın, neden elinin boş geldiğini sorarcasına ve hayretler içinde eşine haykırmış: “Aaa senin bir gözün körmüş!” Nankörlüğü anlatan eski, eski ama bir o kadar da bilindik bir hikaye… Türk silahlı Kuvvetleri son zamanlarda, özellikle 2002 Kasım ayından sonra şiddetli bir karalama kampanyalarına maruz kalmıştır! Bu karalama kampanyaları, özellikle kişiler üzerinden hareket edilerek yapılmaktadır. Üst düzey komutanların karalanmasıyla , aslında asıl hedef Türk Silahlı Kuvvetleri’dir. Bunları hepiniz biliyorsunuz ve okuyorsunuz. Ne amaçla olursa olsun yapılan kampanyalar Türk Ordusu'na karşı halkın güvenini , sevgisini yok edememiştir, edemeyecektir de. Ama insanın içi acıyor, yapılanları okuyunca… Bir devleti bölmek isteyenler elbette psikolojik olarak karalama, yıpratma savaşı vereceklerdir. Amaçları budur çünkü. Elbette emperyal güçlerin içeride işbirlikçi ajanları olacaktır. Bazen basının bir köşesinde yer tutup veryansın edecekler, bazen Ordunun içinde yuvalanacaklardır, bazen de hükümet edenlerin içlerinde içinde olabileceklerdir. Elbette Ordu yerin dibine batırılıp, sanki suçluymuşçasına düzmece davalar açılacak ve halkın gözünde kuşku uyandırılmasına çalışılacaktır. Ordu önlerinde bir engeldir, amaçlarını gerçekleştirmek adına kocaman , devasa bir engeldir. Bu engeli aşabilmek adına her türlü pislikler yapılacaktır, yapılıyor da… Benim içimi yakan, bu iğrenç oyuna alet olup, vatansever olduklarını söyleyenlerdir. Düşman, zaten düşmandır! Vatanseverlik adına emperyallerin oyunlarına alet olup, sözde demokrasi adına ordu içindeki kişiler bazında karalama kampanyalarına katılmış olanların verdikleri zararlara ne diyeceğiz? Demokrasi adına her şeyi yerle bir eden sözde vatanseverlerin mücadelesine nasıl inanacağız? Hem ATATÜRKÇÜ düşüncedeyim diyeceksin , hem de ATATÜRK’ÜN kurmuş olduklarını bir bir yıkmaya çalışacaksın! Ne adına sözde DEMOKRASİ adına! Bana göre bu en tehlikeli olanıdır. Her zaman savunduğum ve sonuna kadar asla savunmaktan bıkmayacağım bir olgu var. Bunun unutulmaması gerekir! DEVLET KURUMLARIYLA VARDIR! Türkiye Cumhuriyeti Kurumlarının yok olmasıyla yok edilecektir! Mustafa Balbay’ın sürekli söylediği bir söz vardır. Ben çok önemsiyorum o sözü ve bana göre şu karmaşık söylemler içinde en ciddi tespittir, en doğru olandır. Deniz Feneri davası çıktığında, devletin yardım kurumlarının yok edilişi ve paralel devlet kurulma çabası olduğunu vurgulamıştır. Her şeyin alternatifi oluşturulmaktadırlar. Bakalım şimdi… Yardım kurumları olan Kızılay, Çocuk Esirgeme Kurumu, Türk Hava Kurumu gibi devletin asli yardım görevlerini üslenen bir yardım kurumu…Paralel bir yardım kurumu oluşturulan DENİZ FENERİ… Türk Silahlı Kuvvetleri' nin yerine de alternatif paralel bir ordu kurma eğilimi yok mudur? Ergenekon davasında meşhur dinleme olaylarını ne MİT, ne askeri istihbarat, ne de emniyet “dinlemiyorum” dediği halde nasıl bu kadar çarşaf çarşaf dinleme bantları ortaya çıkıyor? Başbakanın etrafında oluşturulan bir silahlı güç olduğunu okuyoruz. Bunlar benim söylemim değil! Nedir bu, alternatif bir ordu kurma eylemi değil midir? Hukuka bakın, lütfen! Alternatif hukukları nedir acaba? Şeriat değil mi? Başbakan bile “ Katili ancak maktulün yakınları affeder” diyerek şer-i yasaları kabul ettiğini açıklamıyor mu? “Bir ulemaya sormak lazım” diye anayasayı mı işaret etti sizce? Her şeyin alternatifini oluşturarak, paralel devlet kurma adına yok ettiklerini göremiyor muyuz? Golf oynuyormuş Hava Kuvvetleri Komutanı… Tamam bunu savunmuyorum… Ama biraz da elinizi vicdanınıza koyun! *Tam bir haftadır Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük davası denilen davanın savcısı hakkında çıkan söylentiler hakkında bu kadar dejenere olmuş yazılar ve yorumlar gördünüz mü? *Almanya’nın asrın en büyük yolsuzluk davası dedikleri Deniz Feneri davasında neden Adalet Bakanlığı hakkında yazılar bu derece şiddetli değil? *Unutulan düello da hala Kemal Kılıçdaroğlu, açık ve net belgeler ortaya koyduğu halde, neden dengir mengir için bu derece şiddetli yazılar yazılamıyor? *Hamdolsun la krizi atlatmaya çalışanlara neden bu kadar acımasızlıkla yazılar yok? Bütünü değil, ayrıntıya kafayı takarız! Bütünü göremeyecek kadar nankör müyüz neyiz? Biz bu muyuz? Biz bu kadar mı mücadele ederiz? Neden korkarız? Neden susarız? Neden Ahmet Altan gibi işbirlikçi ajanların yazdıklarına karşı çıkmayıp, aksine YARDIM VE YATAKLIK ederiz? Karaladığınız Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ değil, Karaladığınız Hava Kuvvet Komutanı değil, karaladığınız 1919 mücadelesini vermiş, küllerden yeniden bir DEVLET kurmuş MUSTAFA KEMAL’İN ORDUSUDUR! Akil olun! Sadece düşünün! Düşünün ki Milli Mücadele de şehit düşmüşlerin, bu vatan için hala şehit düşen fidanlarımızın kemikleri sızlamasın! Unutmayın onlarda ASKERDİ! Başında kasketi, kim bilir kaç yıllık takım elbisesine özen göstererek kravatını takmış dimdik ayakta duran, dudakları bir bebeğin ağlamaklı dudakları gibi tir tir titreyen, gözlerinin yaşını içine akıtarak uzağa, çok uzağa dalgın ama vakarla bakan, titreyen elleriyle sımsıkı morarırcasına oğlunun çerçeveli resmini tutan, canından bir parçası, fidanı kalleş kurşunlarına şehit düşen “VATAN SAĞOLSUN!” diyen babanın oğlu da ASKERDİ! Yüreği kor gibi alev alev yanmasına rağmen fısıltı ile değil, yüksek sesle gururla içindeki isyanı bastırırcasına “VATAN SAĞOLSUN!” diye haykıran, şereflerin en büyüğünü yaşayan oğlu için ağlayamayan ananın oğlu da ASKERDİ! Sevdasını yüreğine gömmüş, “ ağlamayacağım, kalleşleri sevindirmeyeceğim!” diyen, her gece yalnızlığını gözyaşlarıyla ıslatacağı yastığı ile paylaşacağını bilen, geleceğin karanlık düşlerinde yalnız kalacak olan kadının eşi de ASKERDİ! Saygılar.
|