|
"Millet Meclisi’ne bayılıyorum... Çünkü insanların siyaset konuşmadığı tek yer orası" demiş Albert Einstein.
*
Şık laf di mi?
*
Ama size kötü bir haberim var...
Einstein’ın böyle bir lafı yok!
Ben uydurdum.
*
Eminim, uydurduğumu söylemeseydim, inanan olurdu... Hatta bu lafı not edip, başkalarına satmaya kalkanlar çıkardı. Çünkü, adamın biri, imzasıyla, fotoğrafıyla köşe yazıyorsa, televizyonda ahkám kesiyorsa, üstüne, ettiği lafları ünlü kişilerin isimlerini ilave ederek süslüyorsa, gazeteci sanıyorsunuz, doğru kabul ediyorsunuz.
*
"Liberal demokratım, aydınım, özgürlükçüyüm" diyenlerin, gözümüzün içine baka baka yaptığı, işte buydu.
*
Bile bile yalan yazdılar.
Süsleyerek...
"Papağan efekti" yarattılar.
Bunları okuyan, inandı.
İnanmakla kalmadı...
Başkalarına anlattı.
*
Sadece "tetikçilik" yapsalardı...
Razıydık.
"Haysiyet cellatlığı" yaptılar.
Hem fikir özgürlüğünden dem vurdular, hem de fikrini söyleyenlerin kafasına kafasına... Gık diyene, "faşist" dediler, "darbeci" dediler. Karaladılar. Atatürk’e sığındık, "köhne" diye aşağıladılar, "Kemalizm tortusu" dediler. Bayrak taşıdık, alay ettiler. Milletin malını satmayın dedik, "ırkçı" dediler, "çağdışı" dediler. Oruç tutmazlar, iftar açtılar. Elçilik kokteyllerinde fink attılar, "Anadolu insanını savunuyoruz" dediler.
Görüyoruz...
Taş atmasınlar diye çocuklarımıza "muz" dağıtıyor polis... "Kalkındık" dediler, "zenginleştik" dediler, "AB’ye girdik" dediler, canım memleketi "muz cumhuriyeti"ne çevirdiler.
*
Ve haliyle...
Son kullanma tarihleri doldu.
Káğıt mendil gibi, kullanıp, buruşturup, attılar bir kenara.
*
Onlar artık "özde" değil...
"Sözde" liboş.
*
Ha unutmadan...
"Boş çuval dik duramaz!"
Benjamin Franklin söylemiş.
|