Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
10
Ekim
2008
Önsayfa arrow Kategoriler arrow Kemalizmi Devletten Kazımak!
Kemalizmi Devletten Kazımak! Yazdır E-posta
Av. Hüseyin Özbek -İstanbul Barosu Genel Sekreteri   
Perşembe, 22 Mayıs 2008

Kemalizmi Devletten Kazımak!Kemalizmin ve İttihatçı anlayışın devletten tasfiyesi, demokratikleşme, devletin otoriter ve faşizan yapılanmadan arınması söylemleri, ulusumuza kurulan büyük tuzağın süslü örtüsü olmaktan öte bir anlam taşımamaktadır.

Yaşanılan siyasal süreç, kimilerince Kemalizmin devletten kazınması olarak değerlendirilmektedir. Aynı çevrelerce bu süreç İttihat ve Terakki anlayışının Türk devlet yapılanmasından tasfiyesi olarak da adlandırılmaktadır.

1908 II. Meşrutiyet sonrasında etkileri Cumhuriyet döneminde de bir şekilde hissedilen iki siyasi parti ortaya çıktı: İttihat ve Terakki ile amansız hasmı Hürriyet ve İtilaf Partisi.

İster İngiliz-Fransız-Rus bağlaşıklığı, ister Alman-Avusturya Macaristan bağlaşıklığı olsun, yazgısının emperyalistlerce parçalanmak, bölüşülmek olarak belirlendiği bir dönemde Osmanlı devleti, iktidarda bulunan İttihatçı liderlikçe Alman emperyalizminin safında I. Dünya Savaşı’na sokulur. Savaş öncesinden başlayıp, savaş süresince yoğunlaşan, iktisadi ulusçuluk olarak adlandırılabilecek bir politika izlenmeye çalışılır. Savaşın başında İttihatçı iktidar, kapitülasyonları tek taraflı olarak kaldırdığını ilan eder. (Ancak bu karar müttefik Almanya tarafından bile kabul edilmez!) İttihatçılar Türk-Müslüman sermayesinin azınlık ve yabancı sermayenin yerini almasına yönelik politikalar oluşturur. Bu tür girişimlerle uzun vadede ekonomik bağımsızlık amaçlanır.

I. Dünya Savaşı yenilgisiyle İttihatçı önder kadroların birçoğu tutuklamalar, suikastlar, idamlar, yurtdışına çıkış sonucu tasfiye olurlar. Gerçekleşmesi olanaksız düşlerden arınıp, kurtuluş ve kuruluş sürecine katılanlarsa genç Cumhuriyetin harcında sorumluluk üstlenirler. Bağımsız, çağdaş, milli ekonomiye dayalı bir ulus devlet inşasının düşünceden gerçeğe dönüşünün hem tanığı hem uygulayıcısı olurlar.

31 Mart 1909 sonrası, Rum, Ermeni, Arap, Bulgar ve Arnavut mebusların da katılımıyla Hürriyet ve İtilaf Partisi 21 Kasım1911′de kurulur. İtilafçılar arasında Meclis-i Mebusan’daki azınlık temsilcilerinin yoğunluğu dikkat çekecek ölçüdedir.
Mütareke döneminde tekrar canlandırılan Hürriyet ve İtilafçılardan Kurtuluş Savaşı zaferi sonrası ülkeyi kendiliğinden terk edenlerin yanında, ihanetleri tescilli işbirlikçilerden Yüzellilikler yurtdışına gönderilir. Atatürk’ün ölümünden sonra çıkarılan afla çoğu ülkeye döner.Şeyhülislam Mustafa Sabri gibileriyse yurtdışında Cumhuriyet düşmanlığını yaşam boyu artan bir kinle sürdürürler.

Karşıdevrim anlayışı
Kurtuluşun, kuruluşun, cumhuriyet devrimlerinin yarattığı özgüvenin ulusça yaşandığı Atatürk dönemi sonrasında sinsice geliştirilen karşıdevrimci anlayışın, Atatürk Cumhuriyeti ile yüz yıllık hesabı görme aşamasına gelmenin coşkusunu yaşadığı anlaşılıyor.
Damat Ferit başta olmak üzere, mütareke hükümetlerinde bakanlık ve yöneticilik yapanlardan mütareke münevverlerine, Kürtçüsünden, o dönemde emperyalizmin lideri İngilizlerce ılıtılan İslamcısına kadar bir yığın Hürriyet ve İtilafçının günümüzdeki mirasçıları, Türkiye Cumhuriyeti’nden yenilginin öcünü alacakları altın vuruşun heyecanını yaşıyorlar!

Kemalizm,

  • Emperyalizm tarafından yarı sömürge haline getirilmiş bir ülkenin ve ulusun kurtuluşu ve bağımsızlık temelinde yeniden inşasının simge adıdır.
  • Türkiye Cumhuriyeti ulus devlet olarak kurulurken, gelecekte yeniden emperyalist sistemin sömürü ağına düşmemek için ekonomik ve siyasal bağımsızlığı temel almıştır. 
  • Devletin düşünsel, siyasal ve ekonomik yapılanması buna göre düzenlenmiştir. 
  • Yurttaşlarına hangi kökenden olursa olsun ulus bilinci vermeyi, ulusçu yapmayı amaçlamıştır.
  • Etnik ve dinsel ayrışma ve farklılaşma yaratacak bir yapılanmaya ve anlayışa izin vermemiştir. 
  • Cumhuriyetin kurucu ideolojisinde ve Atatürk ilkelerinde temel alınan milliyetçilik antiemperyalist ve ulusçu bir anlayış çerçevesinde tanımlanmaktadır.

Bu nedenle ayrıştırıcı değil, kapsayıcı ve birleştiricidir.

 

Faşizan yapılanma
Kemalizmin ve İttihatçı anlayışın devletten tasfiyesi, demokratikleşme, devletin otoriter ve faşizan yapılanmadan arınması söylemleri, ulusumuza kurulan büyük tuzağın süslü örtüsü olmaktan öte bir anlam taşımamaktadır. Amaç, emperyalizmin ulus devletin ulusal direnciyle karşılaşmadan istediği gibi at oynatacağı kabileler, cemaatler federasyonuyla sömürüsünü daim kılmaktır. Kemalizmin, ittihatçılık ve çete söylemleriyle birlikte anılması, milletin ortak değerinin, birleştirici paydasının, kavram kirletilmesiyle devletin kurucu ideolojisi olmaktan çıkarmasına yöneliktir.

Kemalizm veya Atatürkçülük Türk ulusunun bilincinden ve devletten ayıklandığında, geriye devlet ve ulustan da bir şey kalmayacağını bildikleri için bu kampanyayı ısrarla sürdürmektedirler ve demokrasi ambalajıyla sunmaktadırlar.

Türk varlığının ve geleceğinin olmazsa olmazı olan ulusçuluk ve ulusalcılık bu nedenle Türk Ulusu'nun ve Türk Devleti'nin hasımlarınca hasım olarak tanımlanmaktadır!

www.ilk-kursun.com


0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy