Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
09
Ekim
2008
Önsayfa arrow İzlediğimiz Yazarlar arrow Hiroşima'dan İran'a Atom Tartışması...
Hiroşima'dan İran'a Atom Tartışması... Yazdır E-posta
Mustafa BALBAY   
Perşembe, 07 Ağustos 2008
Mustafa BALBAY

Dün Hiroşimaya atom bombasının atılışının 63. yılıydı. Yıldönümü nedeniyle Hiroşimada büyük bir tören düzenlendi, bombanın kentin üstüne düştüğü 08.15te çanlar çaldı. Her yıl yinelenen ortak dilek şu:

Yeryüzünde bir daha atom bombası acısı yaşanmasın!

Bu dileklere biz de yürekten katılıyoruz ama, Hiroşimadan 63 yıl sonra dünyanın yapmakta olduğu tartışma da şu:

Atom bombası hangi ülkelerin hakkı olsun?

ABDnin 2. Dünya Savaşının son anlarında böyle bir güce sahip olduğunu ilan etmek için kullandığı atom bombası dönemin tüm süper güçlerini bu yöne itti.

ABDnin hemen ardından dönemin ikinci süper gücü Sovyetler bu silaha ulaştığını 1949’da dünyaya duyurdu. Ertesi yıl İngiltere Ben de varım dedi. 1964te de Fransa ve Çinden aynı ses duyuldu.

1960’ların sonuna gelindiğinde 5 ülkenin toplam atom silahı 40 bine ulaşmıştı. Yani, Hiroşimanın 40 bin katı!

Kervana usul usul yeni ülkelerin katılma olasılığı belirince 5 ülke bir araya geldi ve şu anlaşmayı imzaladı:

Nükleer Silahların Sınırlandırılması!

Tümüyle yok edilmesi değil, sınırlandırılması.

Nasıl bir sınır?

5 ülke ve onların uzantısı olacak birkaç bölgesel güç!

***

Konunun Türkiyeyi doğrudan ilgilendiren yanı İranın durumu.

İran, değişen dünya dengeleri içinde doğudan batıya hemen her ülkenin dikkatinde bir ülke. Şah döneminde, Sovyetlere karşı yanında yer alacak güçlü bir İran isteyen ABD, Tahranı nükleer teknolojiyle tanıştırdı.

Şahın devrilmesi, Sovyetlerin çökmesi dengeleri değiştirdi. Ama İranın nükleer özlemini değiştirmedi. İran da değişen dengeleri kullandı, bu kez Almanya ile işbirliği yaptı. Kaderin cilvesine bakın ki, Sovyet tehdidine karşı nükleerlendirilen İrana, 90lı yıllarda da değişen Moskova omuz verdi!

Büyüdükçe petrole gereksinimi de büyüyen Çin, ABDnin Ortadoğuda tek etkin güç olma girişimlerine karşı Tahranın yanında yer aldı.

Geldik bugüne...

ABD yanına AByi de alıp Tahrana çıkışıyor:

Nükleer silah yapıyorsun, bunu durdur. Yoksa tepene binerim!

İran, ABDye çıkışıyor:

Hayır, ben sadece nükleer teknoloji gücümü arttırıyorum. Bu benim en doğal hakkım, sen karışamazsın!

***

Uluslararası Atom Enerjisi Kurumunun hakemliğinde sürmekte olan bu tartışma nereye varacak?

Son uyarılar”, “en son süre”, “ipin koptuğu nokta derken Bush dönemi sona eriyor... ABDnin yönetiminde etkin olan yapı, en güçlü başkan adayı Obamaya İran Ortadoğuda barışı tehdit eden en ciddi tehlikedir dedirtti.

Bunun arkası nasıl gelecek, göreceğiz...

Türkiye, gidişe tümüyle seyirci kalmaktan yana değil. Türkiyenin kendi dış konularını çözmekten çok çevre ülkelerin sorunlarına kafa yoran Dışişleri Bakanı Ali Babacan, 14 Ağustosta İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejadın Türkiyeye geleceğini duyurdu. Herkes ziyaretin Ankaraya olacağını beklerken İstanbul çıktı. Anıtkabire gitmemek için her yere giden İranlıların bu isteğine Ankaranın boyun eğdiği konuşulurken Babacan duruma açıklık getirdi:

Bu tür ufak detayları bırakın!

Arabuluculuk uğruna kendi değerlerimizden ödün vermeyi göze aldık ama, İran Türkiyenin rolünün abartılmasına da karşı çıktı. Türkiye, sadece kolaylaştırıcı dedi!

İran; doğru-yanlış, iki yüzlü küresel yapıya karşı kendi anlayışı içinde mücadelesini sürdürürken, siyasal anlamda ilk nükleer başlıklardan birini Türkiyeye karşı kullandı, dersek biraz abartmış oluruz...

Yanlış söylemiş olmayız!


0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy
 
                 
Çiğdem BAYRAKTAR
Çiğdem BAYRAKTAR Diziye teşekkür eden ilk köşe yazarı! Yüksel Aytuğ, köşesinin hakkını vermek için “bütün gün” televizyon izleyen y...