|
Çocukluk tekerlemesini bilmeyen var mı?!.. "Ayağımın altı pekmez-yala yala bitmez!.." Artık günümüzde, modern zamanlarda,"Yalama" durumu, "Ayağımın altından" yukarılara doğru çıkmış durumdadır!.. Ayağımın altından yukarı doğru çık!.. Yala yalayabildiğin kadar!..
İnanmıyorsanız bkz. uçak mürettebatı seyahatnamelerine!.. Uçak denilince seyahat denilince, laf gelmişken, güncelden devam edelim... Reisicumhur hazretleri ABD'den yurda avdet edip Mısır'a müteveccihen hareket etmiş bulunuyor... Gezilerinin büyük bir Amerikan fütuhatı olduğunu biliyoruz... Bendenizin ABD gezisi ile en ilgi çekici bulduğum yönü, değerli büyüklerimizin muhterem eşlerinin Washington'daki bir cafe molaları olmuştur!.. Takıldım kaldım yani... Şöyle olmuş!.. Beyaz Saray protokolü gereği, First yenge Hayrünnisa Hanım ile ABD Başkanı George W. Bush'un eşi Laura Bush, çay partisinde buluşmuşlar... (Bayan Bush'un iki ayda bir Türk first ladyleri ağırlayıp çay içme zorunluluğu yüzünden özel tedaviye alındığı rivayet olunuyor!.. Kendisinin, kocası emekli olana kadar bir daha Türk heyeti ağırlayıp çay fincanı tokuşturmayacağı teminatı ile sakinleştirildiği sızan haberler arasında...) Derken efendim... Hayrünnisa Gül, akşam saatlerinde Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın eşi Zeynep Babacan, Devlet Bakanı Mehmet Şimşek'in eşi Annalisa Şimşek, Washinton Büyükelçisi Nabi Şensoy'un eşi Gülgün Şensoy ile birlikte Washington'un en gözde restoranlarından "Cafe Milano'ya gitmek üzere Georgetown"a akmışlar... Meraklısı bilir, bu Georgetown'a gidip tur atmayanı pek adamdan saymazlar!.. Öyle "Etiket" bir durumdur yani... Hanımefendilerin oradaki "Turlarını" gazete haberlerinden okuyalım... "Cafe Milano'ya gelen Hayrünnisa Gül ve yanındaki bakan eşleri restoran görevlilerinden korumalara da masa hazırlanması talimatı verdi, ardından kendilerini getiren araçların şoförlerinin de içeri alınarak yemek yemesini istedi..." First leydimizin bu talimatlarının FBI görevlilerini avanaklaştırdığı, böyle bir durum için eğitim ve tatbikat yapmadıkları, dahası, koruma görevlilerinin işi gücü bırakarak, mantı sofrasına oturmaları gibi bir duruma alışık olmadıkları için uzun süre işin içinden çıkamadıkları, Cafe Milano'da çıkan krizin, bizim heyetteki korumalarca geçiştirildiği görüldü!.. Efendim bu Cafe Milano'nun, pizzaları pek ünlü imiş ve domuz mamulleri ile ürünlerine tad katarak şöhrete ulaşmışlar... Bizim heyet, sipariş verirken, masaya domuz sızıntısı olmaması konusunda sıkı talimatlarda bulunmuşlar, Milano ekibi de "Siz hiç merak etmeyin" demiş... Ve final... Bu cafenin 500 dolarlık hesabı da Büyükelçiliğe gönderilmiş!.. Amerika'daki muhalif gazetecilerimizden Savaş Süzal'ın da şöyle bir çivisi var... "İngilizce 'Pickup place' olarak bilinen bu kafeyi Türkiye'nin saygın hanımlarına kimin tavsiye ettiği de merak konusu..." Yani Süzal'a göre yer biraz ayarsız!.. Madem Savaş Süzal'ın satırlarından açtık, bu bağımsız gazetecinin, söz konusu geziyi nasıl yazdığını da aktaralım... Diyor ki; "Ben, Gül'ün, Washington'da, ya beklemediği ve bilmediği bazı gerçekleri görüp, öğrendiğine inanıyorum. Her halde o da tepkilerden korktuğu için basın toplantısında saklamaya çalıştı. Abdullah Gül, 8 Ocak günü Beyaz Saray'a gitmeden önce Beyaz Saray Sözcüsü, Washington saati ile sabah 8.49'da gazetecilere yaptığı açıklama da 'Başkan Bush'un sınır ötesi operasyonlar ardından yerel ve bölgesel liderlerle siyasi diyalogun tesis edilmesini ve Talabani, Barzani ve Irak Başbakanı Maliki ile birlikte uzun vadeli bir siyasi çözüm konusunda çalışmayı önereceğini' söyledi. Gül, Beyaz Saray'a gitti ve ardından düzenlediği basın toplantısında ben konuyu gündeme getirdim. Beyaz Saray Sözcüsü Dana Perino'nun yaptığı açıklamayı hatırlatıp, bu konunun ele alınıp alınmadığını sordum. Gül kesinlikle konunun açılmadığını hiç ama hiç konuşmadıklarını söyledi. Gül'ün basın toplantısından 15 dakika sonra Beyaz Saray'da yapılan görüşme konusunda basın mensuplarına bilgi veren üst düzey bir Amerikalı yetkili hem Abdullah Gül'ü yalanladı hem de daha fazla ayrıntı verdi. Bu arada, Dışişleri Bakanı Babacan, Gülen tarikatının bir kuruluşu olan ve 1997 yılından beri faaliyet gösteren Rumi Derneği’ni 2008 yılında yeniden açtı!.." What, ne yapmış Babacan?!. Bu geziye katılan Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı'na da açılışta kesilen kurdeleden vermişler mi acaba?..
|