|
İyisi varken yenisini yazmaya gerek yok diyerek, “İyi” olanı tekrarlamakta fayda görelim ve Yazar Fatih Altaylı’nın, durumu gayet güzel aktaran satırlarına biz de yer verelim dedik...
Konu malum operasyon... Egemen matbuatın okuyucusuna, ayağı yere basmayan hikâyeler sunması ile ilgili ve biz lafı uzatmayalım, Fatih Altaylı’nın satırlarına geçelim hemen... Altaylı diyor ki; “Bunlar gazeteci, bunlar da gazeteyse, Türkiye türban diye yıkılıyor. Aklı başında vatandaşların gözü Ankara’da. Kimi negatif, kimi pozitif duygularla AKP ile MHP arasındaki uzlaşmanın sonucunu bekliyor. Dün sabah elime gazeteleri alıyorum. Sabah’ta kocaman bir sürmanşet. ìHedef darbeydi” Darbeyi yapacak olan kim? Bir tane her türlü karanlık işten adı çıkan emekli general, bir yarı kaçık emekli albay, bir eksantrik avukat, bir mafya babası, mafya babasına aşık bir gazeteci, bir kaç suç örgütü üyesi. Darbe yapacak olan ekip bu. Böyle bir ekip, bırakın Türkiye’yi, herhangi bir dandik bir orta Amerika ülkesinde bile darbe yapamaz. Bunların darbe yapacağına ancak kaybettikleri gazeteyi adalarda modalarda arayanlar inanır. Türban meselesini saklamaya çalışanlar sadece gazetelerini kaybedenler mi? Hayır. Bir de kendini kaybedenler var. Hürriyet’ten söz ediyorum. Yayın yönetmeni köşesinden sözde muhalefet yapıyor ama onun da manşetinde aynı konu başka bir açıdan. Yukarıda bahsettiğin darbe çetesi Hürriyet’e göre darbe peşinde değil, Orhan Pamuk’u vurdurmak için 2 milyon YTL peşinde. Darbeciye gel darbeciye. İki milyon YTL bulamıyorlar darbe yapacaklar. Ayranı yok içmeye derler ya o misal. Tam komedi. Aynı gazetenin sürmanşetinde Aydın Doğan var. Vakit Gazetesi ile olan savaşta haklı duruma geçmeye çalışan Aydın Doğan. Ama övünürken, kabahatini söyleyen çingene beyi gibi. Siyasetçilere yazılan mektuplar, siyasete ağırlık koyma girişimleri. İktidar ortağı gibi davranmaya çalışan bir medya patronunun hezeyanlarını övünülecek bir şeymiş gibi yazıyorlar. Birinci sayfada Madonna bile türbandan daha büyük. Birinde yarım sütuna dört santim, diğerinde 1,5 sütuna 3 santim türbanla ilgili Anayasa değişikliği haberi. Türkiye için dönüm noktası olabilecek bir olay iki gazete tarafından ustalıkla gizlenmiş. Sonra siz de bana “Yaz” diyorsunuz. Yazayım yazmasına da, bunların yazdığına haber, bunların yaptığına gazete, bunlara gazeteci deniyorsa bize yazık değil mi!..” Bu mükemmel yazı, memleketin manzara-i umumiyesi üzerine yayılabilecek önemli bir temel görüştür... Ve “Bu hale” gelişimizin ötesinde, geldiğimiz noktayı da görebileceğimiz bir işaret daha var ki, onu da aktarayım... Gene aynı yazardan, Fatih Altaylı’dan... Şöyle bir olay gelişmiştir... Fatih ALTAYLI, Oray EĞIN’in Aksam Gazetesi’nde yer alan ‘Cemaat Harekete Geçti’ baslıklı yazısına, sitesinde yer vermiş. Bu yazıya, Osman Karataş (!) adı ile bir kişi yorum göndermiş. Fatih Altaylı da bu yoruma karşı “Umarım bu yazdığınızı herkes okur” diyor. Yazışma, karşılıklı olarak şöyle... Osman Karataş - 13 /ARA/ 2007 10:36 “Sayın Altaylı, yazınızı okudum. Pek memnun olamadım. Nasıl ki bizler sizin gibilere yıllardır katlandıysak bundan sonrada sizler bizlere katlanmak durumundasınız. Çünkü dümen bize geçti. Hazmedeceksiniz, sindireceksiniz, başka çareniz yok. Bükemediğiniz bileği öpmek durumunda kalacaksınız. Hükümet de biziz... Cumhurbaşkanı da biziz... Yok olan YÖK de biziz... Yargıç da biziz... Hakim de biziz... Medya da biziz... Çok yakında Genelkurmay da biziz... Sizler fazla düşünmeyin, bırakın kendinizi bize...” Fatih Altaylı - 13/ARA/2007 11:50 “İtirafınız için çok teşekkür ederim. Siz her kimseniz ve bizi her kim olarak görüyorsanız. Umarım bu yazdığınız yorumu herkes okur...” Bendeniz de bu durumların hayırlara vesile olmasını dileyerek yetineyim...
|
27 Ocak 2008 17:39 23
Katılım: +1