|
LORD ACTON ondokuzuncu yüzyıl İngiliz liberalizminin ağababalarından sayılır. Almanya ve Britanya soylularından gelen bu Katolik politikacı ve tarihçi düşünürün bütün siyasal bilimcilerce bilinen ünlü bir sözü vardır:
"İktidar yozlaştırır; mutlak iktidar mutlaka yozlaştırır."
Türkçeye böyle çevrilen bu sözdeki "yozlaşma" yı bozulma, baştan çıkıp kötüleşme diye anlarsanız, mutlak iktidara yönelen politikacıların kaçınılmaz hatalarını, başlarının dönmesini ve sonuçtaki yıkılışlarını daha iyi anlarsınız.
Ne yazık ki, Türkiye Cumhuriyeti'ni şimdi yönetenler de bu sürüklenişe kapılmışa benzemektedirler. George W. Bush ve Nicolas Sarkozy gibi.
Bush, babasının adını, ailesinin servetini, Teksas'ın pervasızlığını, kardeşinin şaibeli Florida valiliğini arkasına alarak ABD Başkanlığı'na yükseldi. Sonra "dünyalar hâkimi" olarak yeryüzüne nizam vermeye kalkışıp hükmü altındaki petrol yataklarını genişletti ama, Evangelist dinciliğin körüklediği bir baş dönmesiyle Afganistan'da ve Irak'ta batağa saplanmaktan da kurtulamadı.
Kesin olan bir şey var: Onun hataları, Putin Rusya'sını yeniden canlandırmış, uyanan Çin'in sabırlı ve parlak gelişmesini hızlandırmış, Hindistan'ı dünya gündemine sokuşun tohumlarını ekmiştir.
Osmanlı'ya sığınmış Engizisyon Museviliği'nin Macaristan'a uzanan köklerinden gelme bir Sarkozy'nin Fransa politikasına egemen oluşunu yalnızca kişisel kompleksleriyle açıklamak ve yelkenlerini küreselleşme rüzgârlarıyla doldurmaktaki becerisini gözardı etmek elbet yanlış olur. Bugünkü esrikliğinde, tıpkı Amerikalı Demokratlar'ın beceriksizliği gibi Fransa'daki solun şaşkınlığı da büyük rol oynamıştır kuşkusuz. Ayrıca, eski solcu Kouchner başta olmak üzere karşı cepheden insanları kendi saflarına katabilmiş olması da yabana atılmayacak bir siyasal başarıdır.
Ancak bütün bunların şimdiden önüne geçilmez bir baş dönmesine yol açtığı, onu Hitler 'inkine benzer bir "Yeni Düzen" getirme mistikliğine ve Türkiye'yi kurban seçen bir AB kasaplığına sürüklediği kesin. Encamının neye varacağını, hangi tepkileri uyandıracağını kestirmek çok zor olmasa gerek.
Türkiye'yi avuçları içine aldıklarını düşünen Sayın Erdoğan ve çevresinin de, uzaklardaki Fethullahçılarla birlikte, yavaş yavaş tuhaf bir misyon üstlenmekte olduklarını sezmemek mümkün değil: Kemalist devrimlerin onlara göre "zındık" laştırdığı Türkiye'yi yeniden Müslümanlığa kazandırma misyonu.
Engel olunmazsa, çok kişinin sandığı gibi yalnız BOP'çu ABD'nin gözüne girmekle kalmayıp İslam dünyasında da "evliya" mertebesine yükselecekler, cennetteki yerlerini şimdiden peylemiş olacaklardır.
"Yukarı" nın sesine kulak veren Bush'un "aziz" leşmesi gibi.
|