Giriş
07
Ocak
2009
ABD ELÇİLİĞİNE SALDIRI VE DAHASI! Yazdır E-posta
Yurtsever YURTTAŞ   
Pazar, 13 Temmuz 2008

Yurtsever YURTTAŞMilletimizin yiğit fertlerini kaybettiğimiz çok üzücü bir olay yaşadık… Burada görevli olup silahlı çatışmaya katılan 1 polis memurumuz olay yerinde şehit olmuş, ağır yaralı hastaneye kaldırılan 2 polis memuru da maalesef hastanede şehit olmuş.

Orada kahramanca vuruşarak hayatını kaybeden kardeşlerimize Allahtan Rahmet yakınlarına sabır diliyor, yaralı kardeşlerimize geçmiş olsun diyor takdirlerimizi sunuyoruz, cesaretlerine hayran olmamak elde değil.

Olay şöyle cereyan ediyor:
Otomobilden inen 3 terörist güvenlik kulübesinde ve dışında olan polislere ateş açıyor. Ellerinde tabanca ve pompalı tüfek bulunan saldırganlar nokta görevindeki polis memuru Nedim Çalık’a ateş ediyor. Çalık (24) ile park yasağının bulunduğu sokağı kontrole gelen trafik polisleri ateşe karşılık veriyor. İki tarafın da siper almadan bir kaç metreden birbirlerine açtığı ateşte önce Çalık vurularak düştüğü yerde can veriyor. Bu sırada trafik çekicisinden inen polis memuru Mehmet Önder Saçmalıoğlu (21) iki teröristi vuruyor. Birinci saldırgan vurulduğunda, otomobilde bekleyen 4′üncü kişi ise hızla olay yerinden kaçıyor. Yeni polis olan Saçmalıoğlu, 3. teröristin açtığı ateşle ağır yaralanıyor. Son polis, camları kurşun geçirmeyen nöbetçi kulübesine giriyor. Bu sırada kulübeye sürekli ateş eden son terörist şarjör değiştirmek istediğinde kulübeden çıkan bu polis tarafından başından vurularak öldürülüyor.

Kendiside vurulan Osman Dağlı sefarete koşuyor ama sefarettekiler kapıları açmıyor. Şöyle anlatıyor o anı, “Baş komiserim vurulduğum an yerimden kalktım, kapıyı açın diye bağırdım, açmadılar, hiçbir Amerikalı da yardıma gelmedi, orada yığıldım kaldım. Bize yardım etmediler, biz çatışırken kapıları kilitlediler, Yardım istedim, bana yardım etmediler, Ambulans istedik çağırmadılar." Yaralılar kısa sürede olay yerine gelen ambulanslarla İstinye Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Ağır yaralı polisler Mehmet Önder Saçmalıoğlu ile Erdal Öztaş da hastanede hayatını kaybetti. Çatışmada diğer trafik polisleri Erdal Öztaş ağır, trafik polisi Osman Dağlı ile Trafik Vakfı’nın çekicisinin sürücüsü Ferit Özcan da hafif yaralandı. Çatışmada üç terörist de aldıkları kurşun yaralarıyla öldü.

  Saldırıda yaralanarak hastaneye kaldırılan polis memuru Osman Dağlı ile sivil bir kişinin de İstinye Devlet Hastanesinde tedavisi sürüyor. Osman Dağlı'nın “Baş komiserim vurulduğum an yerimden kalktım, kapıyı açın diye bağırdım, açmadılar. Hiçbir Amerikalı da yardıma gelmedi. Orada yığıldım kaldım.” Hesabını sorabilir miyiz? Dediği söyleniyor. Peki, Sayın Wilson ne demiş? Konsolosluğa saldırı sırasında ABD'li güvenlik görevlilerinin neden müdahale etmediği ve yaralı güvenlik görevlisinin neden içeri alınmadığı şeklindeki bir soru üzerine şöyle konuşmuş;

"Bizim konsolosluğumuzdaki koruma görevlileri o saatte silahlı değiller, silahsız bulunuyorlar. Dışarıda vize başvurusu için bekleyenler ile ilgili yapabilecekleri bir şey varsa onları yapmaya çalışıyorlar, onları düzene sokmaya çalışıyorlar görevleri bu. Bir saldırı olduğunda ilk yaptığımız şey kapıları kilitlemek. Buradaki amaç hem konsolosluktakileri hem de içeride vize başvurusu için bulunanları korumak, yüzlerce kişi olabilir içeride o anda ve ekliyorlar bütün dünyada bu böyle yapılır.’’

Açıklamaya bir bakın; "Bizim konsolosluğumuzdaki koruma görevlileri o saatte silahlı değiller.’’ Sayın, Wilson un bu açıklaması üzerine bütün terör örgütleri bu saate ayarlarlar artık eylem saatlerini… Bu arada, konsolosluk çevresinde geniş güvenlik önlemleri alınmış ve nöbetçi polisler çelik yelek giyerek nöbet tutmaya başlamış. İsmini vermek istemeyen ve konsoloslukta çalışan bir güvenlik görevlisi, "3 ay önce çelik yelek talebimiz olmuştu ancak konsolosluk bu isteğimizi yerine getirmedi" Demiş. ABD İstanbul Başkonsolosluğu binası 93 bin m2 üzerine kurulu 120 milyon dolar harcanan bir yapı; “Kartal Yuvası” ya da “ABD’nin Boğazdaki Kalesi” olarak adlandırılıyor. Boğaza hâkim, içerden Amerikan Deniz Piyadeleri, dışardan da Türk polisi tarafından korunuyor. Bu olaydan sonra anlaşıldı ki sadece 4 – 5 Türk polisi koruyor.

 Türk polislerinin bulunduğu yer küçücük bir kulübe ve saldırı halinde kilitlenmesi gereken kapıların dışında ve açık bir alanda, ne siper var ne bir çıkıntı, pencereler yüksek ve görüş alanları kısıtlı. Dahası bir saldırı anında koşarak konsolosluğun kapısına geldikleri takdirde içeri alınmaları imkansız, çünkü prosedür böyleymiş… Yani bu yiğit arkadaşların ölmeleri kaçınılmazdı üstelik aniden ateş açan pompalı tüfek ve tabancalı 3 terörist tarafından. Peki, Teröristlerde roket atar, bomba ve Kaleşnikof’ olsaydı? İntihar bombacısı olsaydı? Hiçbir şey değişmezdi çünkü Prosedür böyle, bizim yiğitler yine 9 mm tabancaları ile vuruşarak ölürdü. O arabaların o derece rahat girdiği alanın bu kadar hesapsız ve basit düzenlenmiş olması da o polis arkadaşların çelik yelekli olmaması da, tam bir rezalettir ve sorumlular açısından büyük basiretsizlik örneğidir. Bu eylemin tam bir baskın olması da ayrıca düşündürücüdür, kendi vatandaşlarının en mahrem şeylerini bile dinleyenlerin bu eylemden bu kadar habersiz olması hayret vericidir. Büyük ağabeyin eli kulağı olmayınca mı, ya da niyeti başka olunca mı böyle oluyor diye de bir şüphe doğuyor insanın içinde. Bakın Sayın Yılmaz Özdil 10 TEMMUZ 2008 yazısında ne diyor; Zahmet olacak ama ara sıra teröristlerin telefonlarını da dinleyin!

Bu arada bazı art niyetli kişilerde bu olayı amaçları doğrultusunda yorumlamaya ve empozeye başladılar bile… 10 / 7 / 2008’i 11 / 07 / 2008 e bağlayan gece, Kanal 7 de AKP’nin Baş Gazetecisi Fehmi Koru, bir bilirkişi ve Savcı edası ile açıkça bu saldırı Ergenekon un işidir demiştir. Yine 11 07 2008 de ise yine Dengir mır Mehmet Fırat da Kanal 7 deki Bıçak sırtı adlı programda aynı iddiayı yinelemiştir. Bu şahıslar bu programları devamlı tekrar ediyor ve bu gündemi ivmelendirmeye çalışıyorlar, nerden bildiklerini ve nasıl bu kadar emin olduklarını sormak lazım kendilerine. Herhalde bu eylemi de Sayın, Kuddusi Okkır ile beraber, Sayın, İlhan Selçuk ve Sayın, Balbay planlamıştır… Hep atıf yaptıkları o eski kont gerilla, şu andaki müttefikleri ABD’nin marifetiydi ve o zamanki Kontr Gerilla bu süreçte tutuklanan kişilerin savunduğu ilkeleri savunan kişilere, aynı şimdi yapılanları yapıyordu. Üstelik şu anda tutuklanan kişilerin bir kısmı, yine o zamanlar ABD’nin yönetiminde olan bu oluşumun gazabına uğrayan kişilerdir.

Tabii buradaki suçlamalar eskiden beri gelen ve hepimizin karşı olduğu ABD vs. kaynaklı kontrgerillaya değil artık. ABD’nin kendisine uşak bir Orduya tavır alacak hali yok herhalde, tavır aldığına göre Ordumuzun Milletine ihanet içinde olmadığı açıkça belli olmaktadır. Bu durum, ABD tarafından İran, Afganistan vs. coğrafyalarda kullanmak istediği vatan çocuklarını kollayan ve Milletini böyle maceralara sokmaktan kaçınan, sadece Milletin haklı davası için savaştan kaçmayacağını açıkça ortaya koyan TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ’nin şu andaki karakterini ve şerefli çizgisini göstermektedir. Bu tavır ABD’nin çıkarlarına uymadığı için uydurmak için işbirlikçileri ile beraber çok kapsamlı ve şerefsiz bir çaba sarf edilmektedir. Bu dönemde ABD bunların yanında olduğu için, biri birine alakasız bütün Muhalifleri ve antiemperyalistleri paçal edip birbirine alakalandırarak iddia ettikleri örgüt modeline tutarlı hale getirmeye çalışmaktalar. ABD ve Fethullah karşıtı kişilere yapılıyor bu suçlamalar ve işlerine engel olacak her kes bu kapsama sokuluyor, bu kurnazca manevraya şapkası uçar adamın.  Bu iddiaların bir bölümünü tam anlayamamakla ve yargıya bırakmakla birlikte, Tuncay Güney gibi Musevi mi, Fethullahçı mı, CIA ajanımı belli olmayan karakterlerden kaynaklı olması ve ABD’nin bu konuda özel çaba harcaması da bize çok dikkat çekici ve düşündürücü gelmektedir. Bu arada şaşırtıcı olan, ABD o eski Kontr Gerillasını, Kontr Gerillayı ve benzer oluşumları bitireceğiz özgürlük getireceğiz iddiasında olan kesimlerin yardımı ile başka bir yoldan tekrar yürürlüğe koymuştur, hayret bir şekilde Hedefi de malum sebeplerden TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ’dir.

Bu iddia da ciddi yürüse bizde isteriz Aydınlarımızın katillerinin vs.nin bulunmasını. Bu tablonun bu temizlenme ile alakası yok, Tahkikat komisyonları hortladı. Bir iki dayanak gösterip, 70 – 80 yaşındaki kişiler ve birbirine alakasız ve AB ABD ve AKP'ye muhalif kişilerden oluşturulan düzenleme bir grupla, hala açıklanamayan 3000 sayfa iddianame ile destekleniyor. Bu iddialarının en can alıcı kısmı olan Danıştay saldırısına ayrılan bölümde, sadece 60 sayfa.  Polis ordusu ile baskın verilip, kollarından tutularak her an kaçabilirmiş görüntüsü verilen kişilerden biri kalp krizi geçirip bay pas ameliyatı oluyor, diğeri neyle suçlandığını bile öğrenemeden kanserden ölüyor. Biri daha hasta şu anda tedavi görüyor. Ne örgütmüş yahu maazallah cephaneleri olsa her biri bir Rambo, zıplasalar kaçarlar iri kıyım polisler bile tutamaz. Tutuklanan kişilere bakınca, hepsinin silahlı eylemden ve darbeden çok, fikri mücadelede etkin birikime sahip kişiler olduğu açıktır, hiç birinin kaçmaya ne durumu müsait nede niyeti var... Türkiye’deki entrikaları ortaya çıkararak ABD ve Tahkikat komisyoncularının işini bozacak kültürel birikime sahip, münevver, aydın ve anti Emperyalist kişiler olmaları ortak tarafları olarak görülüyor.

ABD İstanbul Başkonsolosluğu na yapılan bu saldırı ve saldırganlar hakkında bir sürü yorum var; efendim El kaide ye bağlı Afgani diye bir gruba bağlantı varmış, El Kaide öç almış, duvarlar arkasında da olsanız sizi vururuz diye mesaj veriyorlarmış, reklâmmış, polise yönelikmiş vs. vs.…

Size bir şey söyleyeyim, eğer her hangi bir eylemin arkasından El Kaide çıkarsa durup epeyce düşünmek lazımdır. Şunu iyi anlamak gerekiyor Türkiye Cumhuriyetine karşı yürütülen bu geniş çaplı operasyon, bizzat ABD tarafından işbirlikçileri eliyle yürütülüyor ve Dünya çapında büyük bir plana bağlı, bölgesel bir operasyonun bir parçası gibi duruyor. Daha önceden defalarca yazdım, yarattığı Dünyada ki güncel tehlike El kaide’dir ve ABD bu büyük tehlike El kaide’yi kovalarken istediği her yeri yalayıp yutmaktadır buna da daha yeni başlamıştır ( 11 Eylül ). Bildiğiniz gibi ABD’nin Ali Muhammet adlı Arap asıllı Binbaşısı vasıtası ile kurduğu ve şöhret yaptığı El Kaide’nin, şaşılacak bir şekilde ABD’nin işine yaramayan eylemi de yoktur, bu El Kaide ve ya benzeri bir yapılanma olabilir. Bu yüzden bu elçilik baskını çok daha ince ayrıntılar içeriyor olabilir.

Evet, eğer bir eylemin arkasından, El Kaide veya İslami Terör vurgusu ya da çok yönlü kullanılabilir sonuç çıkarsa, durup epeyce düşünmek lazımdır. Bizde bu son eylemin neye yaradığını düşünelim biraz;

Mesela;

  1. İntihar eylemi ise Eylemi yapanların bu işi Allah adına yaptıkları kesindir çünkü kimse başka bir durumda ölümü göze almaz. Bu amaç El Kaide ve benzeri kaynaklı eylemlerde çok görülür.
  2. Eylemi yapanların bu işi Allah adına yaptıkları yine kesindir çünkü bu cesaret onu gösteriyor.
    Bu şıkta eylemciler ölüme gittiklerini bilmiyor olabilirler, geldikleri araba ile kaçacaklarını arkalarından başka bir eylemin devreye gireceğini sanıyor olabilirler. Arabadaki sürücü kaçınca mecburen ölüme gitmiş olabilirler ve bu olayın karanlıkta kalması için planlanmış olabilir. 4. kişi’nin sorgusu önemli, güney doğu bağlantılı olmaları dikkat çekici. Bu 4. kişi bir şekilde ortadan kaybolabilir yada konu iyice sulandırılır.
  3. Basit silahlar kullanılması, bu eylemin çok seçenekli kullanılması için planlanmış olabilir. Mesela daha ağır silahlar kullanılsa Ergenekon’a uydurulamaz. Dedikodusu bile önemlidir bazı amaçlar için.

Peki, neye yarayabilir;

  1. El Kaide vurgusu Teröre karşı işbirliğine teşvik ve kendi açılarından Dünya çapındaki İslami terör mesajına yönelik işe yarar.
  2. Tam İletişim teknolojileri ile destekli Ergenekon operasyonuna yönelik kuşkular yaratmaya yarar.
  3. Poliste Ordu kurmaya yönelik çalışmalar olduğu doğruysa, emniyetin içindeki emniyet mensuplarının duygularını kamçılayıp, motivasyon oluşturmaya yarar ve emniyet içindeki muhalif gurupların dikkatlerini dağıtabilir. Bu arada sefaret kapılarının kapanması kendilerini şirin gösterme açısından dezavantaj yarattı.
  4. Bu yönde başka eylemlerle desteklendiğinde, bölgede sorunların ve terörün yayıldığı kanısı oluşur ve işbirlikçilerinin desteği ile Afganistan’a ve İran tehdit ide kullanılarak, Teröre karşı işbirliği bahanesi ile bölgeye yerleşilmesine bahane oluşturur.
  5. AGSP, çok yönlü kullanım için devreye sokulabilir.

Yabancı basından bir iki örnek:
MSNBC:
‘ABD Konsolosluğu’na terörist saldırı: 6 ölü’ başlığı ile verdiği haberde, ABD istihbarat servisinden yetkililerin, “Dünya genelinde ABD diplomatlarını hedef alan saldırıların son zamanda artışı göz önüne alındığında, saldırı daha da önemli hale geliyor.” yorumlarına yer verdi.

WASHINGTON POST: Amerikan gazetesi, ABD'nin İstanbul başkonsolosluğuna dün silahlı saldırı düzenlenmesinin ardından, ABD’nin Türkiye'deki bütün diplomatik temsilciliklerinde güvenlik önlemlerinin artırıldığını yazdı.

CNN: "Türkiye'deki ABD konsolosluğuna saldırı, büyükelçi 'terörizm' diyor"
Vs. vs. vs.
‘’Ne dersiniz bu haberler önceki ABD müdahale etsin.’’ ‘’Hayati çıkarlarımız bu hükümete bağlı’’ falan filan haberlerle ve yandaş Medyanın bilumum faaliyetleri ile birleşince, Fehmi Korunun ve Dengir Mır Mehmet Fırat’ın Kanal 7 de bir bilirkişi ve Savcı edasıyla, bu saldırı Ergenekon un işidir demeleri ile tamamlanınca,  TÜRKİYE CUMHURİYETİ Terörizm konusunda hasta ve müdahaleye muhtaç bir görüntü vermeye başlamadı mı sizce? Başaramıyorlar çünkü büyük birikime sahip çok kuvvetli bir bilinçli direnç var. Fakat kurumlarımızın ağır davranmaması ve kendi içinde tutarlı olması önem arz etmektedir. Bu geldiğimiz nokta kesinlikle geçmişteki yanlışların ve ihmallerin sonucudur.

Bu arada kapatma davası süreci uzatılarak, yeni kazanımlar için zaman kazanılıyor gibi. Uzun süredir TÜRKİYE Sıkıştırılıp malum çizgiye sokularak, bir yandan kaynakları hedeflenirken, bir yandan da TÜRKİYE CUMHURİYETİ SİLAHLI KUVVETLERİ, ABD’nin dünyadaki çıkarları çizgisine hizmete zorlanıyor sanki. Bunu yapabilmek için bazı çevrelerce, Ordu içinde de kendi çizgilerine uygun kadrolaşma dayatılıyor ve yine ordu içinde bir darbe planlanıyor olabilir… Anayasa Mahkemesi’nin davayı kabul ettiği sıralarda, AKP’lilerin Recep usta Restoranda ki durum değerlendirmesinden ve AKP’nin savunmasından bu güne, numaratörün dosyayı hala sunamamış olması da manidar ve düşündürücüdür. İnsanlığa hizmet yalanları ile kitleleri gıdası, enerjisi sağlığı dâhil dışa bağımlı hale getirerek mahvını hazırlayan hilekârlar hiç bu kadar içimize elini sokmamıştı. Bunlarla işbirliği yaparak kendi toplumunun esaretine göz yuman ve sebep olanlar hala Devleti koruyor pozlarda Devleti Emperyalistlere kurban ederek makbul ve asalet timsali gibi geriniyorlar ortalıkta.

Bu güne kadar yürüttükleri Ekonomi politik program Milletimizi ne hale getirdiklerinin kanıtıdır aslında. Kendilerinden feyiz aldığımız Sayın hocalarımız, lütfen çelik çomaklardan kaçınınız ve bu tarafı açınız. Topluma nasıl köle haline geldiklerini, ellerinde hiçbir şey ve kendilerini, nesillerini koruyan Sosyal bir Devlet kalmadığını, nasıl bağımlı hale geldiklerini, üstelik bunun kendi vekâletleri ile olduğunu ve nereye gittiklerini bombardıman halinde anlatınız. Birçok vatandaşımız gibi bezdim ve yoruldum bu Kurnazlar ve aptallar dünyasında. Birde fedakâr, sevgili ve empati sahibi bir kesim var bu Dünya da, sanki Allah tarafından gidin uğraşın bakalım ne kadar düzeltebileceksiniz diye bu iğrenç bulamaç’ın içine gönderilen ve perişan olup geri giden, tekrar gelen, tekrar giden ve hababam çalışan iyilik için. Ben buranın cehennem olduğunu düşünmeye başladım artık, bu iğrenç yalanlar entrikalar ve bu vahşet eziyet başka yerde olamaz, üstelik bu zebaniler iyi ve asil insan pozunda geziyor ve her kes karşılarında el pençe divan duruyor.

Saygılarımla


0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy
 

E-Posta ile haberdar ol: