|
Hukukun çok konuşulacağı bir haftaya daha giriyoruz. Anayasa Mahkemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya 'nın hazırlayıp sunduğu iddianameyi gündemine alacak ve davayı başlatacak.
Hukuk böyle diyor. Yürürlükteki yasalara göre parti kapatma davalarında dava, iddianamenin Anayasa Mahkemesi'ne ulaşmasıyla birlikte başlıyor. Ancak AKP medyası pek çok konuda olduğu gibi burada da konuyu sulandırıp, hukuku tartışmalı hale getirip AKP'ye pay çıkarmanın yollarını arıyor. Baştan söyleyelim, iddianamenin kabulü-reddi tartışmasından AKP'ye pay çıkmaz. Her şeyi bir yana koyalım, daha birkaç ay önce açılan DTP davasına bakalım; iddianamenin mahkemeye ulaşmasıyla birlikte dava başlamış, takvim işlemişti. Ne tür bir dava olursa olsun sanık sandalyesindeki kişi ya da kurum temsilcisinin mahkeme sürecindeki tutumu yargıçların dikkatindedir. Hukukta "iyi hal" diye bir şey vardır. AKP'li kardeşlerimize bakıyoruz, dava açıldığı günden beri bir kişi çıkıp ilaç için şunu söylemiyor: "Arkadaşlar, şeriatın kestiği parmak acımaz. Mahkemeye gidelim, savunmamızı yapalım. Süreci zorlamayalım." **** AKP'liler bunu söylemek yerine hukukun neresinden nasıl oynarsak davadan kurtuluruz arayışı içindeler. Geçen haftanın başında AKP Grup Başkanvekili Nihat Ergün şu açıklamayı yapmıştı: "Anayasayı değiştirmek zaruri hale geldi. Bu hafta sonuna kadar değişikliği Meclis'e indirebiliriz. MHP de gözaltında. Bu değişikliğe destek verip vermeme kararını kendisine bırakıyoruz. Gerekirse referanduma da gideriz." AKP'liler pek çok konuda olduğu gibi "maşa" kullanmayı da ihmal etmiyorlar. Öyle anlaşılıyor ki MHP bu kez AKP'nin oyununa yakın görünmüyor. Ancak, Bahçeli 'nin böylesi durumlarda nasıl bir tutum izleyeceğini önceden kestirmek çok zor! Ergün'ün değerlendirmesi aslında Anayasa Mahkemesi'ne aba altından sopa göstermekti. Mesajın özü şuydu: Biz, Meclis'teki yetkimizi kullanırız, halkı da kullanırız, seni işlevsiz hale getiririz. Kararını ona göre ver! Anayasa paketini hazırlamak seçim paketini hazırlamaktan biraz daha zor olsa gerek. Bu yüzden arkadaşlar geçen hafta değişiklik paketini Meclis'e getirmediler. Bu hafta bekleniyor. Parlamento kulislerinde paketin boyutuyla ilgili tanımlar da oldukça renkli: Sımol, midyum, larç! Bakalım iks larç da düşünecekler mi... AKP anayasaya, üstüne uyup uymamasına göre, beğendiği ya da beğenmediği bir kıyafet gözüyle baktığı için elbet tanımlar da böyle oluyor! **** Yukarıdaki tablo, AKP'ye dahil hiç kimseye yaramaz. AKP'nin devlet kurumlarında kadrolaşır gibi kendi varlığını yasa maddelerine yerleştirmesi kabul edilemez bir tutumdur. Bunun adı hukuk değil kukla oyunudur. Geçen haftaya damgasını vuran uzlaşma tartışmalarına yanıt veren Erdoğan 'ın bir cümlesi, durumun özetiydi: "Bir adım geri atmam... Beş yıldır sabrediyoruz." Bu anlayışla uzlaşma ancak şöyle olur: Herkesin Erdoğan'ın çizgisine gelmesi. Bunun adına da hukuk devleti denmez, parti devleti denir...
|