|
Türkiye'de iktidar mücadelesi! |
|
|
|
Yiğit BULUT
|
|
Pazar, 27 Temmuz 2008 |
|
Sokaktan geçen birine sorun Türkiye’de “iktidar mücadelesi” kimler arasında? On kişiden dokuzu aynı cevabı veriyor asker ile “dini ağırlıklı” hükümetler arasında...
Örneklerle de devam ediyorlar Menderes, “Din devletine meyil etti” sonrası kötü oldu...
Öyle mi! Menderes’in suçu bu kadar basit miydi! Sakın Rusya’ya “meyil etmiş” olmasın...
Peki Osmanlı’da “kavga” veya “iktidar” kimler arasında gider gelirdi?
Padişahı “damda kovalayıp öldürenler” kimdi! Veya “dine dayalı söylemelerle halkı” padişaha karşı kışkırtanlar! İktidar acaba gerçekten bu “iki grup” arasındaki kavganın adı mıydı! Yoksa “o kutuplar” arasında mı gider gelirdi!
Cumhuriyet’in kuruluşunda kimler vardı? Veya hareket ordusunu “Selanik’ten yola koyan sebep!” Veya Kennedy “Neden vuruldu?” Askeri-endüstriyel kompleksi anlayamayan Amerikan Başkanı’na neden yaşam şansı verilmedi!
Ben bir şey demedim. Yalnızca şunu söyledim zıtları “var eden” ve hayat “veren” birbirlerinin varlıklarıdır!
Bugün sizce Türkiye’yi kimler yönetiyor! Ha bir de “zenginler” var ama onlarda “para var” kültürel tortu yok, daha açıkçası “Türkiye’de maalesef burjuva yok!”
Keşke olsa...
Sonuç: Lafı hiç uzatmayacağım kavga “eder görünenler” gerçekten kapışıyorlar mı yoksa birlikte mi “iktidar” ediyorlar dikkatli bakmakta yarar var...
Son söz: 1999 ekonomik krizi sonrası ve özellikle 2003 döneminden hemen sonra aynı mantığın yeniden ortama hakim olduğunu gördük. Ortadoğu’ya “model” ve “ağabey” olacak bir Türkiye modeli.
Arap ülkelerine sevimli görünmesi gereken Türkiye’de, TBMM’den Amerika’ya izin veren tezkere geçmedi. Tezkerenin geçmeyişi Ortadoğu’da alkışlandı.
80 yıl sonra Arap krallar Türkiye’ye geldi ve Dolmabahçe Sarayı’nda kabul gördü.
2003 sonrası ortaya çıkan yukarıda tarif ettiğimiz yapı, dünya genelinde oluşan ekonomik yeni düzenin de etkisiyle dönüştürülmek istenen Türkiye’de “aşırı liberalleşme” ve “devletin etki alanları dışına itilmesi” gibi kavramların öne çıktığı bir dinamiği zorladı.
Ekonomik dönüşüm ve AB üyeliği gibi halen hayata geçmediği için “sanal” diyebileceğimiz tezler ortaya atıldı...
Peki bu süreçte “ilkeler üzerine yemin edenler” ne yaptılar!
|