|
Bayram olması gereken 1 Mayıs, bu yıl hükümetin tutumu yüzünden kavgaya dönüşüyor. Ne kadar yazık!
Hükümet Taksim’i vermem diye tutturdukça, gerilimi tırmandırıyor. Gerekçe olarak da “bazı grupların provokasyon yapacağı istihbaratı aldıklarını” söylüyorlar. Peki aynı gruplar bu provokasyonu Çağlayan’da ya da başka bir meydanda yapamaz mı? Sadece Taksim’e özgü ve başka yerde eylem yapmamaya yeminli gruplar mı var? Bence bu gerekçelerin hiçbiri tutarlı değil. ***
Taksim’in işçi sınıfı için özel ve tarihsel bir anlamı var. Orada provokasyona uğradılar, orada arkadaşlarını kaybettiler. Şimdi aradan bunca yıl geçtikten sonra, Taksim’de görkemli bir gösteri yapılsa ve bu emek şehitleri de anılsa olmaz mı? Olur. Olur ama Türkiye’de birileri hiç yoktan gerginlik çıkarmanın ustası.
***
Düşünün; sendikalar Taksim’i istedikleri zaman ülkenin Başbakanı onlarla görüşse, “Çok güzel olur! Biz de emekten yanayız. Şimdiden bayramınızı kutlarız!” dese, kitleler 1 Mayıs günü Taksim alanını doldursa ve barışçı bir şenlik yapsalar, polis de küçük grupların olay çıkarmaması için gerekli önlemleri alsa, sendikalarla kol kola çalışsa... Fazla şey mi istiyorum? Hayır. Yukarıda saydıklarım, uygar bir ülkede yapılması gerekenler. Ama bunun yerine işçilere “ayak takımı” diye hakaret ediliyor, Taksim’e sizi sokmayız deniliyor ve hiç yoktan bir kavga ortamı başlatılıyor.
***
Yıllar önce Taksim’deki 1 Mayıs’lara katıldım, İstanbul metrosunun temel atma töreninde alanı dolduran yüz binlere konser verdim. Taksim bu şehirde yaşayan herkes için acı ve tatlı anılarla dolu. Yasaklanmasındaki mantık nedir, anlamak mümkün değil. Yoksa hükümet, çalışanlardan mı korkuyor? Gerçek sebep bu mu?
***
Emekçilerin 1 Mayıs bayramını kutlarken, bu yılki törenlerin olaysız, kavgasız, çiçeklerle, şarkılarla, halaylarla geçmesini diliyorum. Yaşasın 1 Mayıs!
AÇIKLAMA: Dün yayınladığım “Muhazakârlık bu mu?” yazısına okurlar çok ilgi gösterdi. Bu sevindirici bir şey.Çünkü temel kavramlarımızı tartışmamız gerekiyor. Yalnız, kendilerini “muhafazakâr” olarak niteleyen bazı dürüst, onurlu okurlar, kurunun yanında yaşın da yanmasını istemiyor. Haklılar.Elbette ki bu ülkede her muhafazakâr, yazıda anlattıklarımız gibi değil. Ama dikkat ederlerse yazımın başlığı bile “Muhafazakârlık bu mu?” diyerek bu duruma dikkat çekiyor. Başlığın şöyle de okunması mümkün: “Muhafazakârlık bu değildir!”
|