|
Türkiye’nin bu belalara yuvarlanmasında kötü yönetilmemizin etkili olduğunu hepimiz biliyoruz ama lütfen bir saniye düşünün:
İyi yöneticileri hak ediyor muyuz? Buna layık mıyız? Yoksa “böyle başa böyle tıraş” misali yuvarlanıp gidiyor muyuz? ***
Konuyu daha iyi anlamak için gelin biraz uzaklaştıralım: Diyelim ki Amerika’daki başkan adayı Barack Obama, Başkan Bush’la gizlice görüşmüş. Kimseye haber vermeden, Potomac Nehri kıyısında bir otelde buluşmuş, sonra da bunu gizli tutmuş. Haberin duyulması üzerine de basının önüne çıkıp “Hayır böyle bir görüşme olmadı!” demiş. Daha sonra tanıklar ortaya çıkmış ve öğleden sonra 4’te Bush’u ve Obama’yı oraya götüren tanıklar konuşmuş. Kaçacak nokta kalmayınca Obama yine basın önüne çıkıp daha önce reddettiği görüşmeyi doğrulamış ama “Pazarlık yapmadık, uluslararası meseleleri görüştük” demiş. Söyleyin bana; bu yalanı söyleyen Obama başkanlık yarışına devam edebilir mi? Elbette edemez. Halka yalan söyleyen lider yalnız Amerika’da değil demokratik dünyanın hiçbir ülkesinde koltuğunda kalamaz. ***
Bize gelelim: Deniz Baykal, Tayyip Erdoğan’la, Beylerbeyi’ndeki bir otelde öğleden sonra 4’te gizlice buluşup pazarlık yaptığını basın önünde inkâr etti. Daha sonra tanıklar bu görüşmeyi doğrulayınca, kabul etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu? Doğru söylemediği kayda geçen Baykal’ın kılına zarar geldi mi? Gelmedi! ***
Aynı şekilde Tayyip Erdoğan basına Ofer’i tanımadığını, hiç karşı karşıya gelmediklerini söylemişti. İşin saklanacak hali kalmayınca, aynı akşam bir televizyon programında “Evet, iki kez görüştüm” demek zorunda kaldı. Peki bir şey oldu mu? Olmadı. ***
Biz hem basın hem halk olarak siyasetçinin yalan söyleyebileceğini, bal tutanın parmağını yalayacağını, delege ağalığı yapan liderlerin sürekli başta kalabileceğini kabul ettikçe, bütün bunlara şiddetli bir tepki vermedikçe böyle yönetileceğiz. Çünkü ahlaklı bir yönetim talep etmiyoruz. Yolsuzlukları doğal karşılıyoruz; hırsızlığı ayyuka çıkmış belediye başkanlarını “çalıyor ama çalışıyor” diye alkışlıyoruz, bir kenara çekilmiş namuslu insanları beceriksiz görüyoruz, bu yüzden de bu han-ı yağma devam edip gidiyor. Kabahat siyasetçilerde değil bizde. Güdülmeyi kabul ettiğimiz için, hep güdecek birileri çıkıyor tepemize. Dolayısıyla kabahatin büyüğü bizde. Lütfen aynaya bakalım!
|