Kayıp Parola? Kayıt Ol
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color

Dengeli.net

05
Ocak
2008
Anasayfa arrow Yazarlar arrow Bozuk Zeminde Yolunu Bulanlar...
Bozuk Zeminde Yolunu Bulanlar... Yazdır E-posta
Yazar Erol MANİSALI   
Salı, 01 Ocak 2008

Erol MANİSALI İçinde (ve üzerinde) bulunduğumuz bozuk ve yanlış bir zemin var. Neler bozuk?

- Türkiye uygar ve gelişmiş ülkeler gibi "ulusal ve makro iktisat politikaları yürütmüyor" , yönetimler bunu özellikle yapmıyorlar.

- Siyasi ve kültürel olarak da durum aynı. Bireyler, şirketler ve kurumlar bu bozuk zemin üzerinde sadece kendi çıkarlarını (ve kazançlarını) gözetmeye çalışıyorlar.

- Patronlar, şirketlerini "yabancılara satarak" zenginleşiyor ve dolar milyarderi oluyorlar.

- Lüks mal ithalatçısı, "daha fazla mal getirerek kârını yükseltiyor".

- Ege'deki bir belediye başkanı "kilise yaparak" turist çekmeye çalışıyor. Ulusal kültür ve dış politikamız bulunmadığı için herkes başıboş kalmış. Yazarlar, kendi milletine küfrederek uluslararası üne kavuşuyorlar.

- Köşe yazarı ve yorumcu, yabancı şirketleri överek para kazanabiliyor ve bu sayede oligarşiye dahil olabiliyor.

- Siyasetçi, sömürgeci devletlerin ve yabancı tekellerin çıkarlarına hizmet ederek iktidarını sürdürüyor.

Kısacası para, iktidar, ün, ödül kazanmak için Türkiye'nin sırtından bir şeyler vermek gerektiren bir bozuk düzen işliyor. Birey, patron, siyasetçi, sanatçı Türkiye'ye bir şeyler ödeterek alacağını alabiliyor. Böylesine bozuk bir zemin üzerindeyiz.


Mikro-makro çatışması...

Bu manzaranın bilimsel boyutunda mikro-makro çatışması vardır. Kamarada, ısınmak için geminin ahşabını söküp yakmak gibi bir şey. Gemiyi elinizle batırıyorsunuz. Gelişmiş ülkelerde birey, şirket, kurum ve toplumsal yarar (fayda) arasında örtüşme ve bütünleşme vardır. Siyasi, hukuki, iktisadi ve sosyal altyapı buna göre kurulmuştur. Birey ve kurum kazanırken toplum (millet) da kazanır.

- Gelir artışlarında böyledir.

- Siyasal yükselmelerde birey ve toplum yararı örtüşür.

- Yazar üne kavuşurken millet de onurlanır, bundan toplumsal ün ve yarar sağlar. Avrupa'da bir sanatçı kendi toplumunu küçülterek kesinlikle yükselemez.

Olayın bir boyutu teknik ve nesnel, diğer boyutu ise siyasal ve özneldir. Bu örtüşmelerin sağlanmasındaki sihirli güç makro (ve ulusal) politikalarda gizlidir.

- Sanayide o ülkenin ulusal (ve makro) bir politikası olacak ve şirketler önlerindeki yolu görecekler. Yola çıkan şoförün elinde bir harita bulundurması gibi bir şey. Yoksa nereye, nasıl gideceğini bilemez, göremez. Bizdeki gibi yolun yarısında arabayı bir yabancıya satıp başının çaresine bakmak zorunda kalır.

- Ülkenin ulusal bir eğitim politikası bulunacak ki öğretmeni, müdürü, öğrencisi, öğrenci velisi yolunu görebilsin.Yoksa hacının, hocanın eline düşer.

- Milli bir dış ticaret çizgisi bulunmalı; ihracatçısı, ithalatçısı desteğini, kösteğini önceden görebilsin. Çizilen yol içinde şirket (ve kurum) kendi politikasını belirlesin...


Azgelişmiş ülke örneği mi?


Şimdi Türkiye'ye bir göz atalım:

- Kimileri Türkiye'nin kaderini Batı kapitalizminin ellerine bırakmak için, "Plan yok pilav var" yalanı ile sosyal devleti özellikle yıkmaya başlarlar.

- Arkasından Washington ve Brüksel'in iktidara taşıdığı kimileri daha da ileri giderler . "Her şeyi piyasa belirler" diyerek Avrupa'nın yapmadığını Türkiye'de uygulamaya başlarlar. "Piyasa üzerinden karşıdevrim" Türkiye'yi batağa sürüklerken kimileri kendi özel sorunlarını çözer.

- "İçimizdeki oligarşinin sömürgecilerle birlikte çalışmaları içi" , bozuk bir zemin gereklidir. Koşulları şunlardır:Toplumun çıkarı, yararı diye bir şey olmamalıdır. Bireyler, şirketler, kurumlar açıkgözlülük yaparak "kendi başlarının çaresine bakmalıdırlar" . Toplumun, devletin, milletin önünde belirsizlikler bulunmalıdır. Siyasi, iktisadi, sosyal belirsizlikler her şeye egemendir.

Her an her şey doğru ya da yanlış gibi algılanmaya başlar. Toplumsal (ve toplumcu) bir güvence yoktur. Gemisini kurtaran kaptan misali herkesin başının çaresine bakmaya çalıştığı bir kaos ortamı yaratılır.

"İstikrarsızlık ve çöküş istikrar gibi sunulmaya başlanır." Ülkenin ekonomisi, siyaseti, güvenliği ve kültürü sömürgeci devletler ve dev tekeller tarafından işgal edilirken bu durum "bir yenilenme, bir açılım, bir gelişme olarak pazarlanır".

Batan geminin malları misali bu arada içerdeki oligarşi de bu yağma düzeninde cebini doldurmaya başlar. Siyasette, iktisatta, güvenlikte ve kültürde tam bir kargaşa görülür.

- Kimi solcular ve liberaller dinci ve faşist partilere geçerler.

- Elit kesim işleri tamamen yüzeysel bir gözle görmeye başlar. Biçimsel laikliği ve sözde Atatürkçülüğü savunan kimileri sömürgeci güç odakları ile dirsek teması içine gizliden gizliye girerler.

- Sarıklı-papyonlu koalisyonu Washington ve Brüksel'in güdümünde sahnedeki yerini alır. Gericiler ve biçimsel ilericilerin ilginç beraberlikleri bu bozuk zemin üzerinde alışılmadık görüntüler sergiler. Aynen bataklıkta açan çiçekler gibi. Kimi aydın (!) arkadaşlarımı bu bataklıktan beslenirken görürüm, içim sızlar.

Bozuk zeminin hormonlu ürünleri gibi etrafa zehir saçtıklarının farkında bile değillerdir... Ortalıkta garip yaratıklar görünmeye başlar. Garip garip siyasiler, işadamları, akademisyenler, gazeteciler...

Fazıl Say , "Ben bu bataklıktan beslenmem" diyerek isyan ediyor, bozuk zemine başkaldırıyor. Karşısında bozuk zeminde üreyen garip yaratıkları gördükçe dayanamıyor.

Aslında halkın büyük çoğunluğunun isteyip de gösteremediği tepkiye haykırışıyla tercüman oluyor.

Bataklıkta yaşanmaz, bütün gücümüzle onu kurutmaya çalışmalıyız, başka bir seçeneğimiz yok... 2008'e umudumuzu kaybetmeden girmek zorundayız...



Bu yaziyi web sayfanizda alintilayin | E-posta

  Bu yazıya ilk yorumu yazın

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Yorum:

Güvenlik kodu:* Code
Bu sayfaya baska yorum yazildiginda e-posta almak istiyorum.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3

 
  :: Yüzde 5'lik işveren primi düşüyor   :: Peugeot Partner yenileniyor   :: İzmir Sağlık Müdürlüğü'nden grip açıklaması   :: Belçika'da terör alarmı   :: Vergi kaçağına aman verilmeyecek   :: 'AKP'nin enflasyon politikası iflas etti'   :: Gündüz Tekin Onay hayatını kaybetti   :: D.Bakır bombasında Ankara bağlantısı   :: 'Bu PKK'nın çaresizliğinin işareti'   :: İskenderun'da patlama   :: Endenozya yine 6,3 ile sallandı   :: Büyükanıt: Saldırı insanlığa sığmaz   :: PKK saldırıyı ÜSTLENDİ   :: Memura enflasyon zammı yolda   :: DTP'li vekiller cenaze töreninde   :: DTP, AKP'ye meydan okudu!   :: Dünya basını Diyarbakır'ı konuşuyor   :: Endonezya'da deprem   :: Irak'ta şiddetin bilançosu: 16 bin 232 sivil   :: Türkiye'nin AB Süreci, BOP Süreci Oldu...   :: Kıbrıs'ın Encamı   :: REKOOORRRRR! İHRACAAATTT YÜÜZZALTIIII MİLYAAARRRR DOLAARRR OLDUUU   :: Topumuz toplum...   :: Siyasilerden tepki yağdı   :: Ya 5 dakika gecikseydi!   :: ABD, D.Bakır'daki patlamayı kınadı   :: Vali Mutlu'dan açıklama   :: Şehit sayısı 5'e yükseldi   :: Baykal: ''Patlama üzüntü verici''   :: Elektrik zammı belli oldu!
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
       
 
This is my Google PageRank™ - SmE Rank free service Powered by Scriptme