| Bozuk Zeminde Yolunu Bulanlar... |
|
|
| Yazar Erol MANİSALI | ||||||||
| Salı, 01 Ocak 2008 | ||||||||
|
- Siyasi ve kültürel olarak da durum aynı. Bireyler, şirketler ve kurumlar bu bozuk zemin üzerinde sadece kendi çıkarlarını (ve kazançlarını) gözetmeye çalışıyorlar. - Patronlar, şirketlerini "yabancılara satarak" zenginleşiyor ve dolar milyarderi oluyorlar. - Lüks mal ithalatçısı, "daha fazla mal getirerek kârını yükseltiyor". - Ege'deki bir belediye başkanı "kilise yaparak" turist çekmeye çalışıyor. Ulusal kültür ve dış politikamız bulunmadığı için herkes başıboş kalmış. Yazarlar, kendi milletine küfrederek uluslararası üne kavuşuyorlar. - Köşe yazarı ve yorumcu, yabancı şirketleri överek para kazanabiliyor ve bu sayede oligarşiye dahil olabiliyor. - Siyasetçi, sömürgeci devletlerin ve yabancı tekellerin çıkarlarına hizmet ederek iktidarını sürdürüyor. Kısacası para, iktidar, ün, ödül kazanmak için Türkiye'nin sırtından bir şeyler vermek gerektiren bir bozuk düzen işliyor. Birey, patron, siyasetçi, sanatçı Türkiye'ye bir şeyler ödeterek alacağını alabiliyor. Böylesine bozuk bir zemin üzerindeyiz. Mikro-makro çatışması... Bu manzaranın bilimsel boyutunda mikro-makro çatışması vardır. Kamarada, ısınmak için geminin ahşabını söküp yakmak gibi bir şey. Gemiyi elinizle batırıyorsunuz. Gelişmiş ülkelerde birey, şirket, kurum ve toplumsal yarar (fayda) arasında örtüşme ve bütünleşme vardır. Siyasi, hukuki, iktisadi ve sosyal altyapı buna göre kurulmuştur. Birey ve kurum kazanırken toplum (millet) da kazanır. - Gelir artışlarında böyledir. - Siyasal yükselmelerde birey ve toplum yararı örtüşür. - Yazar üne kavuşurken millet de onurlanır, bundan toplumsal ün ve yarar sağlar. Avrupa'da bir sanatçı kendi toplumunu küçülterek kesinlikle yükselemez. Olayın bir boyutu teknik ve nesnel, diğer boyutu ise siyasal ve özneldir. Bu örtüşmelerin sağlanmasındaki sihirli güç makro (ve ulusal) politikalarda gizlidir. - Sanayide o ülkenin ulusal (ve makro) bir politikası olacak ve şirketler önlerindeki yolu görecekler. Yola çıkan şoförün elinde bir harita bulundurması gibi bir şey. Yoksa nereye, nasıl gideceğini bilemez, göremez. Bizdeki gibi yolun yarısında arabayı bir yabancıya satıp başının çaresine bakmak zorunda kalır. - Ülkenin ulusal bir eğitim politikası bulunacak ki öğretmeni, müdürü, öğrencisi, öğrenci velisi yolunu görebilsin.Yoksa hacının, hocanın eline düşer. - Milli bir dış ticaret çizgisi bulunmalı; ihracatçısı, ithalatçısı desteğini, kösteğini önceden görebilsin. Çizilen yol içinde şirket (ve kurum) kendi politikasını belirlesin... Azgelişmiş ülke örneği mi?
Bu yaziyi web sayfanizda alintilayin | E-posta
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |
||||||||
Topumuz toplum...
Toplum eleştirilemez diye bir şey yok. Toplum eleştirilir.Eğer demokrasilerde nihai kararı halk veriyorsa, o halkın eleş...
REKOOORRRRR! İHRACAAATTT YÜÜZZALTIIII MİLYAAARRRR DOLAARRR OLDUUU
ithalat ise, 170 milyar dolarcık oldu.İYİYİ BÖÖÖYLE SÖYLE.kötüyü böyle.Sütt...
Türkiye'nin AB Süreci, BOP Süreci Oldu...
2010 ya da 2011 ilerleme raporunda neler olacak dersiniz?
Kıbrıs'ın Encamı
Kuzey Kıbrıs Türk Devleti'nin ikinci Cumhurbaşkanı, Türkiye Cumhuriyeti'nin yeni Cumhurbaşkanı ile res...
Türkiye için Avrupa'ya baskı yapalım
Çok çabuk unutuyoruz...Üstelik çok çabuk düşman oluyoruz... Merak ettim. ABD Kongr...
TBMM'nin yükselen yıldızı DTP'li Pervin Hanım
Önce Sırrı Bey'in, PKK yandaşı mitinge gittiğini görmüştük TBMM plakalı aracıyla... Şimdi de, Pe...
Piyango!
Âdettendir, insanlar her yılbaşında yeni yılın sağlık, mutluluk ve başarı getirmesini dilerler birbirlerine...Peki...
Yeni yıl
Yeni yılın herkese, beklentilerinin tümünü karşılamasa bile, iyilikler getirmesini diliyorum. Gerç...