|
Yazar Prof.Dr. Mümtaz SOYSAL
|
|
Cumartesi, 15 Aralık 2007 |
|
FAZIL SAY Alman gazetesi Süddeutsche Zeitung'un muhabirine tuhaf şeyler söylemiş. Bunu bizlere aktaran gazete birinci sayfadan verdiği habere "Onlar kazandı; ben gidiyorum" diye başlık atmış ama, içteki metinden anlıyoruz ki, tam öyle değil.
Asıl söyledikleri şunlar: "Bizim Türkiye rüyalarımız biraz öldü. Tüm bakan eşleri türban takıyor. İslamcılar zaten kazandı; biz yüzde 30, onlar ise yüzde 70...Şu anda değil ama ileride Türkiye'den ayrılmayı düşünüyorum. Biz artık azınlıkta kaldık, dışlanıyoruz. Çankaya'daki davete bile beni çağırmadılar. Böyle giderse, bir kızım var onu da alır yurtdışına giderim."
Belki, "Eh, sözler pek o kadar da kötü değilmiş" diyebilirsiniz. Ama yine de değerli sanatçı Say'a bir çift söz söylemek gerekmiyor mu?
İsterseniz, sondan başlayalım. Bir defa, vatandaşına "Ananı al da, git!" diye seslenebilen kişinin başbakan olduğu bir ülkeden kızını alarak gitmek olmaz. Öbür kızlar, torunlar, kadınlar ne olacak? Hepsini bırakıp gitmek olur mu?
İkincisi, Sayın Say "Türkiye rüyalarımız biraz öldü" diyor. Onunkiler biraz ölmüş olabilirse de, bu ülkede milyonlarca insanın rüyası henüz ölmüş değil. Zaten rüya değildi bu; yaşanmış bir gerçekti. Belki çok daha iyi yaşanabilirdi. Ama, iyi yaşanmasa bile, ideal olarak güzeldi; Fazıl Say'ları, İdil Biret'leri, Suna Kan'ları ve benzerlerini o ideal yarattı. İnkâr edilebilir mi? Kaldı ki, daha onlar gibi yüzlercesi, binlercesi sırada. Türkiye dünyada on altı yaşın altındaki çocuklardan bir senfoni orkestrası kurabilmiş üç-dört ülkeden biri. Şimdi Rengim Gökmen tası tarağı toplayıp bir yerlere gitse, iyi mi olur? Son kurşuna kadar vuruşmak yalnız askerliğin kurallarından biri olarak mı kalmalıdır? Kaybedilen sadece bir muharebedir, harp değil.
Sonra, şu sıra Çankaya'ya çağrılmamış olmak çok mu kötü bir şeydir?
Belki de, böyle bir duruma şükretmek gerekir. Yani, Fazıl Say sık sık yaptığı "hat trick" lerden birini yapıp tuşlar üzerinden sarkarak piyano kordlarında Âşık Veysel tıngırdatsaydı türbanlı eşlerce çok mu beğenilirdi?
Çankaya'ya gidemeyince ille de Türkiye'den de gitmek gerekmez. Hele sanatlarının üstünlüğü sayesinde bir yığın saygın yere çağrılmış insanların böyle komplekse kapılması kadar yanlış bir şey olamaz.
Ayrıca Sayın Say herhalde bilir: Fransız romantiklerinden biri, galiba Château Briand'ın ya da Lamartine'in akıllarda kalmış bir sözü vardır: "Sürgün her yerde yalnızdır" . Sürgün edilmek başka şeydir de, yeterli neden yokken geride milyonlarca insanını bırakarak kendini dışa sürmek herhalde çok daha kötü bir yalnızlığa gitmek değildir de nedir?
Bu yaziyi web sayfanizda alintilayin | E-posta
|
- Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
- Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
- Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
- 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
- Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
|
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |