|
Yazar Prof.Dr. Mümtaz SOYSAL
|
|
Salı, 25 Aralık 2007 |
|
Türkçe' ye yerleşmesi zor ve geç oldu bu yapay sözcüğün.
Kavramın topluma yerleşmesi gibi.
Hazır teknolojiye konmak varken kendi teknolojinizi araştırıp geliştirmek, sözcüklerin ilk hecelerini birleştirerek sözcük imal etmek kadar kolay olmuyor.
Azgelişmiş ülkelerin, daha doğrusu yeni ve daha kibar deyimiyle "gelişmekte olanlar" ın sınaileşmeye hep kopyacılıkla başladıkları doğrudur. Ama bunun çok uzun olmayan bir süreden sonra yaratıcılığa dönüşmesi gerekmez mi? Böyle bir geçişi başarıyla tamamlamış ve öne çıkmış örnekler de eksik değildir. Örneğin otomotiv sanayiinde Japonlarla Güney Koreliler de böyle başladı; şimdi dünya caddelerinde Japon ve Kore arabasından geçilmiyor.
Türkiye ise; "dokuma" nın ardından şimdi aynı sıkıntıyı başka sektörlerde de çekme tehlikesiyle karşı karşıya. Oysa, emek-yoğun, alanlardan sonra elektronik sanayii gibi katmadeğeri yüksek sektörlerdeki başlangıçlar hayli umut vericiydi. Buralarda dokumada yaşanana benzer bir haval kırıklığı yaşanırsa yazık olur.
Aslına bakılırsa, sorunun temelinde yatan en belirgin aldanış, bu ülkedeki emeğin her türlüsünde sürüp giden "ucuzluk" oluyor. Emeğin daha da ucuz olduğu Uzakdoğu'dan ucuz parça ithal ederek marka ve patent sahibi Batılı satıcılar için "sanayi malı" imal edip dışsatıma sunmak, üreticiliğin ve satıcılığın en kolayı oluyor.
Ama, bu tarzın büyük sakıncası, imalat amacıyla dıştan alınan girdiler için harcanan para ile dışsatımdam kazanılan paranın pek de yüksek bir kâr marjı sağlamıyor olmasıdır. Başka bir deyimle, yaratılan artıdeğerin en önemli unsuru olan teknolojik yaratıcılık sizden gelmediği için sonuçta sıkıntıya düşüyorsunuz.
İçine bu unsuru ciddi olarak almayan bir sınaileşme hep güdük kalmaya mahkûm. Ama, öte yandan, sanayi alanına yeni giren girişimcilerin hemen Ar-Ge çalışmalarına sıçramalarını beklemek de fazla iyimserlik oluyor.
Böyle olduğu içindir ki, gelişmiş ülkelerin bile büyükçe bir bölümünde ciddi araştırma ve geliştirme gerektiren alanlar açısından devletin öncülük etmesi, doğal sayılır. Temel ekonomik felsefeleri "serbest girişimcilik" ten yana olanlar da bunu pek yadırgamaz. Örneğin Fransa, atom enerjisi konusundaki devletçiliği uçak sanayiinde sürdürmekte beis görmemiş ve "Airbus" başarısına öncülük ederek Avrupa'yı Amerika'yla rekabet edebilecek duruma getirmiştir.
Şimdi eski tarz üreticilik yapan şirketlerin sıkıntı çekmeye başlaması üzerine yardım elini uzatmaya hazırlanan Türkiye devletinin de, ivedilik kazanan kurtarma etkinlikleri yanında, uzun erimli Ar-Ge çalışmalarına da bol kredili destek sağlaması, herhalde en doğru ve hayırlı adım olacaktır.
Bu yaziyi web sayfanizda alintilayin | E-posta
|
- Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
- Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
- Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
- 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
- Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
|
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |