|
Yazar Prof.Dr. Mümtaz SOYSAL
|
|
Salı, 01 Ocak 2008 |
|
BAŞLIK , Zonguldaklı yazar Ali Bahadır'ındır. Bu adı taşıyan kitabında, ülkenin en zor topoğrafyalı köşelerinden birinde sırt altından taşkömürü çıktığı için kurulan -bir kentin ulaşım çilesini- anlatır.
Bir yerinde, Anibal'ın ünlü sözünü de anımsatarak.
Kartacalı komutan ikinci Roma Savaş'ında fillerle güçlendirilmiş; 50 bin, kişilik ordusuyla Algler'in önüne geldiğinde yanındakiler bu sarp dağların asla aşılamayacağını söyleyince Anibal'ın "Ya bir yol bulacağız, ya bir yol yapacağız!" dediğini yazar tarihler.
Çetin dış ve iç sorunlar ortasında zaman zaman umutsuzluğa ve karamsarlığa kapılan Türkiye'de o sözü akıldan hiç çıkarmamak gerek. Bir yol bulma, bulunmazsa da yapma azmi oldukça, aşılmaz engel yoktur. Oysa, bizim toplumun en belirgin kusurlarından biri, güçlükler ve engellerle karşılaştığında hemen şaşkınlaşmak ve o şaşkınlıkla başkalarınca kulaklara fısıldanan kurtuluş reçetelerine sarılıp kendini içinden çıkılmaz yeni ilişki ağlarının ve gereksiz sorunların kucağına atmaktır.
Başkalarının öğütleriyle soran çözülmeyeceğini ve hele kendi sorunlarını çözmek için temel koşul olan bağımsız düşünceye erişilemeyeceğini görmek için ille bir Godot'nun gelmesini beklemek mi gerekir?
Öte yandan, böyle yapmayarak, içine düştüğü durumlardan kurtulmak amacıyla geçen bütün bir yıl boyunca tek başına çıkış yolu aramış bir toplumun dere tepe düz gittikten sonra bir arpa boyu yol gittiğini ve kendini yine bir AKP iktidarının hükmü altında bulduğunu, görmek de düşündürücüdür.
Büyük mitinglerin yarattığı cumhuriyetçi coşkunun ardından ne oldu da böyle oldu?
Kimileri 27 Nisan'ın geceyarısı "muhtıra" sına bir tepkiden söz etmekte.
Kimileri de dağıtılan kömür çuvallarıyla erzak torbalarını ya da oyların sayımında sırrı çözülemeyen elektronik oyunları gösteriyor asıl neden olarak.
Oysa, bunların hepsi bir ölçüde doğru olsa da unutulmaması gereken bir gerçek var: Mitinglerde bir araya gelen toplam üç milyon insana karşılık 75 milyon nüfusu ve 43 milyon seçmeni olan bir ülkede yaşanmaktadır ve her toplum gibi tutucu içgüdüsü, ağır basan bu toplumda da cumhuriyetçi kesim bütün gücünü tek listede yoğunlaştıracak bir seferberlik havasına girmedikçe zafer umudu beslemenin anlamı yoktur.
Bu açıdan, bakınca sonuçsuz arayış yolunda heba olmuş bir yıl gibi gözükebilecek olan 2007, belki de bu seferberlik gereğini öğreten ders süresi olarak büsbütün boşa geçmemiş bir yıl sayılabilir.
Bu yaziyi web sayfanizda alintilayin | E-posta
|
- Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
- Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
- Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
- 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
- Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
|
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3 |