Hatırlanacağı üzere,
TSK'nin kamuoyundaki değerini düşürmek üzere ilk saldırı 4 Temmuz 2003 tarihinde Kuzey
Irak'taki Süleymaniye kentinde yapılmıştı. Amerikalı askerler; yanlarında peşmergeler olduğu halde, bu şehirde yasal biçimde bulunan Türk askerinin karargahını basmışlar; 11 askerimizi ve başındaki binbaşı Aydın E.'yi etkisiz hale getirip ellerini arkadan bağlamışlar; başlarına çuval geçirip 60 saat hapiste tutmuşlardı.
Nedeni belliydi: 1 Mart 2003 tarihinde
TBMM'de, ABD'nin Türkiye üzerinden
Irak'a girmesini öngören tezkere reddedilmişti. İddiaya göre;
AKP Hükümet'inin ABD ile ilişkilerden sorumlu üyesi, Amerika'ya gitmiş; şöyle demişti:
"Biz tezkerenin geçmesini istiyorduk ama asker el altından buna karşı çıktı. O yüzden askere birlikte bir ders verelim!"Amerikan yönetimi; bu amaçla 11 askerimizi Süleymaniye'de esir almıştı. Süleymaniye baskınını;
Irak'ta ABD tarafından cumhurbaşkanı yapılan Celal Talabani'nin oğlu Bafel Talabani de kameraya almıştı.
ASKERİ BARZANİLER KAÇIRMIŞ
Dağlıca Karakolu'nun basılması, oradaki askerlerin bir bölümünün öldürülüp bir bölümünün de esir alınarak
Kuzey Irak'a götürülmesi ABD'nin düzenlediği bir operasyondur. Burada;
PKK'nin sadece bazı adamları kullanılmıştır. Baskın; ABD gözetiminde, onların sağladığı haberleşme ağıyla, ABD malı ulaşım araçlarıyla gerçekleştirilmiş; esir alınanlar da yine ABD tarafından anında
Kuzey Irak'a taşınmış; Mesut
Barzani'ye teslim edilmiştir.
8 askeri bırakanlar
PKK'lılar değildir; Mesut
Barzani'dir. Haberlerden bu durum gayet açık biçimde anlaşılmaktadır. Mesut
Barzani Kuzey Irak'ın yani kendilerine göre Kürdistan'ın devlet başkanıdır. Bu devlet başkanı Türkiye'ye dostluk mesajı vermek üzere askerleri geri vermiştir. Bu durumu; Mesut'un yeğeni, Kuzey Irak'ta başbakan ilan edilen Neçirvan Barzani, açıklamasıyla ortaya koymuştur. Neçirvan;
"8 askeri serbest bırakmamız, Türkiye ile iyi ilişkiler kurmak istememizin bir işaretidir!" diyerek, bu işin kendileriyle olan ilgisini de itiraf etmiştir. Bütün haberler; askerlerimizin Mesut Barzani'nin çabasıyla serbest bırakıldığını bildiriyor. Askerlerin Kuzey Irak'ta Barzanilerin elinde bulunduğu da anlaşılıyor.
Yani; Dağlıca baskınında
PKK'lı militanlar kullanılmış olsalar bile olayı planlayan ve bu baskıncılara her türlü imkanı sağlayan ABD ve Mesut Barzani ekibidir.
Bunlar; önce askerimizi esir almışlar; sonra da iyilik yapıyormuş gibi onları serbest bırakmışlardır. Millet olarak ne duruma düşürüldüğümüzü görüyor musunuz?
Kimse, PKK'yı düşman saymasın...
Asıl düşman bu militan takımını besleyen Barzani-Talabani çetesi ile bunları devlet haline getirmeye uğraşan ABD-
İsrail emperyalizmidir. Barzaniler'in atalarının Yahudi olduğu iddiası ile Mesut'un babası Molla Mustafa Barzani'nin
İsrail'in özel dostu, hatta ajanı olduğunu hatırlarsak; ilişkilerin nereden geldiğini kavrarız.
Bugün ABD'yi yöneten neo-conların elebaşıları da Yahudi'dir. Irak ve
Ortadoğu saldırıları da hem enerji yollarını kontrol etmek hem de
İsrail'e yardımcı yeni bir devlet (Kürdistan) oluşturmak amacıyla düzenlenmiştir. Bu operasyona karşı çıkan
Suriye korkutulup susturulmuş;
İran hedef tahtasına konulmuş; Türkiye ise ekonomik olarak kuşatılmıştır. Bir senede
AKP'yi iktidara getiren ABD; bu siyasi çizginin asker düşmanlığını kendi çıkarları ile bütünleştirerek PKK'yı yeniden canlandırmıştır.
Daha önce de yazdım: Türkiye; PKK ile bezdirilip Kuzey Irak'ta kurulan Kürt devletine razı edilecek. Sonra da PKK'nın defteri dürülecektir.
Bu ortamda Başbakan Erdoğan'ın ABD'ye gitmesinin hiçbir anlamı yoktur. Çünkü; Türkiye Barzani'ye dokunamayacaktır. Zaten Başbakan,
"Biz savaş değil operasyon yapacağız!" diyerek Kürtçü çetelere rahat nefes alma imkanı vermiştir. Sonra operasyona bile cesaret edememiş, dış gezilere çıkarak milleti kandırmaya devam etmişitr.
Bu sıcak ortamda, durmadan zam yaparak milleti acıyı hissettirmeden soyan
AKP Hükümeti'ni takdir etmemek mümkün mü?