Javascript must be enabled in your browser to use this page.
Please enable Javascript under your Tools menu in your browser.
Once javascript is enabled Click here to go back to Haberler Dengeli.net
Kayıp Parola? Kayıt Ol
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color

Dengeli.net

Anasayfa arrow Yazarlar arrow Yanlışta Israr
Yanlışta Israr Yazdır E-posta
Yazar Prof.Dr. Mümtaz SOYSAL   
Cuma, 07 Aralık 2007

Prof.Dr. Mümtaz SOYSAL İKİ İKTİDAR. Biri Ankara'da, öbürü Lefkoşa'da. Vaktiyle denedikleri ve başarılı olamadıkları bir politikayla Kıbrıs sorununu çözmek için paçaları yeniden sıvama hazırlığındalar.

Dışişleri Bakanı'nın ve hükümet çevresindeki danışmanlarının medyaya sızdırdıkları şu stratejiye bakın: Güney Kıbrıs'taki cumhurbaşkanı seçiminin olası sonuçlarına göre iki plan hazırlanmış. Biri, AKEL lideri Hristofias'a ayarlı. O kazanırsa, Birleşmiş Milletler'in yeni Genel Sekreteri'ne başvurularak Annan Planı zemininde görüşmelerin başlatılması istenecekmiş. Papadopulos kazanırsa, sorun AB çerçevesine kaydırılacakmış.

Sevsinler böyle bir çözüm hazırlığını.

Taraflardan birinin "hayır" demesi yüzünden geçersiz sayılmış ve sıfırlanmış Annan Planı zemininde çözüm aramanın, Türk tarafı açısından vaktiyle "hayır" demiş olan Rum tarafını masaya oturtmak için bile eski düzeyin de altına inmeyi kabullenmekten başka anlamı var mı?

Papadopulos'la birlikte AB çerçevesi içine girmenin anlamı da, o kuruluş içinde iki ayrı devlet olarak yer alan Yunanistan'la "Kıbrıs Cumhuriyeti" denen Rum yönetiminin kıskacına girmekten başka bir şey olabilir mi? Dışişleri Bakanı'nın şu sıralar giriştiği Atina seferinin amacı da herhalde bu konuda Yunan desteğini istemek olsa gerek. İstemek ne demek? Yunanlılar destek vermeye hazır olduklarını belirtmek için çırpınıp durmaktalar. Çünkü biliyorlar ki; AB'ye giren ya da girmeye çalışan bir Türkiye, onlar bakımından bütün istediklerinin koparılması ya da başkaları eliyle kopartılması için en elverişli duruma düşmüş bir Türkiye demektir.

Bunu daha iyi anlamak için Yunan yetkililerin demeçlerine bakmak yeter. Bakoyanni'nin şu sözleri yeterince açık. Ona göre, "hakça, sürdürülebilir ve işlevsel bir çözüm" mutlaka "iki kesimli ve iki cemaatli" olmalıdır ve buna varmak için "Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecinden yararlanılmalıdır".

Çözüm için kullandığı sözcüklere dikkat edin: "Kesim" ve "cemaat" . Yani, taaa 1977 Denktaş-Makarios ve 1979 Denktaş- Kiprianu zirvelerinin terimleri.

Sanki o zamandan beri hiçbir şey olmamış, sanki adanın kuzeyinde Kıbrıslı Türk halkının kendi kaderini belirleme hakkına dayalı bir devlet kurulmamış ve bu devlet neredeyse çeyrek yüzyıldır ayakta kalıp kendini yönetmemiş gibi.

Ama kabahat, Rumlarda ve Yunanistan'da değil, "bağımsız ve birbiriyle dost iki devletli çözüm" ü haklılığın ve güçlülüğün olanca ağırlığıyla ortaya koyamayan ve yanlış bir politikada ısrar eden Türk tarafındadır.



Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın

  Bu yazıya ilk yorumu yazın

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3

 
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bekİr COŞKUN
Bekir COŞKUN CEO... TÜRKLER, kendilerinden saydıkları yabancıları önce yatırıp sünnet etmeyi düşünseler de, yabancı...
YIlmaz ÖZDİL
Yılmaz ÖZDİL Derbi Bazen "dostlar alışverişte görsün" diye yapılan işlerin anlamsızlığını ortaya koymak için, ha...
   
FATİH ÇEKİRGE
Fatih ÇEKİRGE Kabahat kimde! Kürt kökenli vekillere sordu: Eve dönüş yasası neden işlemedi? Mahkeme mi başarısız, Meclis mi?...