Çok çabaladı. Nafile! Deniz Feneri’nin üzerini örtmek için medyaya saldırdı. Fos çıkan açıklamalar yaptı.
Başına neler geleceğini aylar öncesinden biliyordu.
İşgüzar Alman Büyükelçisi Eckart Cuntz, aralarında geçen bir konuşmayı hemen Berlin’e acil kripto ile bildirdi. Görüşmenin belgesi Frankfurt Eyalet Mahkemesi’nde açıklandı.
Büyükelçi, küçük bir İngiliz kızına saldıran Alman Marco Weiss konusunu görüşmek için RTE’ye gidiyor. Başbakan, Büyükelçi’nin getirdiği konuya kısaca değindikten sonra, neredeyse lafı ağzına tıkıyor ve.. “kısa bir açıklamanın hemen ardından ve çok fazla düşünmeden, Almanya’daki davayı, Kanal 7 ile aralarındaki ilişkiyi gündeme getiriyor”.
Büyükelçi ne desin? Herhalde yargının bağımsızlığından söz edecek olmuş ama; hayır.
Bu Başbakan, bir başka başbakan, Alman’ın alışık olduğu başbakanlar gibi bir başbakan değil.
Her Türk’ün, örneğin din iman ortağı olanların üzerinde titrer bu Başbakan. Öylesine vatandaşperver!
Almanya’da tutuklu Türkler için yüreği yanıyor. Elbette Büyükelçi’ye, “…Deniz Feneri mağdurlarının aslında epey uzunca süredir tutuklu bulunduğunu ve bunun ne zaman sona ereceğini…” soracak. Neredeyse neden salıverilmiyorlar diyecek!
RTE’deki Deniz Feneri ilgisi, bir Başbakan’ın, Almanya’da görülen bir dava ve tutuklu Türklerle ilgili bu duyarlılığı Büyükelçi’nin dikkatini çekiyor. Gözlemini Berlin’e şöyle bildiriyor:
“…Başbakan’ın davanın aktüel durumu hakkında bilgili olduğu görünüyordu…”
Şimdi Büyükelçi’nin bildirdiklerini sorsanız Başbakan’a; tabii diyecek; ben TC Başbakanıyım. Büyükelçi gelir de bir ırz düşmanı Alman hakkında benimle konuşmaya cüret ederse, ben de elbette Almanya’da uzun zamandır tutuklu olan Türk vatandaşlarımın durumunu sorarım. Hatta bu kadar uzun süre tutuklu kalmalarını eleştiren bir tavır takınırım.. der mi, der!
***
Büyükelçi Cuntz, RTE’nin Deniz Feneri ile neden bu denli ilgilendiğini, Deniz Feneri paralarının Türkiye’de aktarıldığı kişi, oğlunun düğününe gittiği Zekeriya Karaman’ın gelini ile RTE’nin gelininin kız kardeş olduklarını nereden bilsin?
RTE’nin RTÜK’ün başına getirdiği Zahid Akman’la çok önceki yıllarda “yağmurlu yollarda beraber yürüdüklerini”, hatta bir TV kurma girişimlerini… Akman’ın üç kez Deniz Feneri sorumlularından aldığı toplam 639 bin Avro’nun kuryeliğini yaptığını ve bu paraları Zekeriya Karaman’a teslim ettiğini.. nereden bilsin?
Nereden bilsin; önceki yıllara uzanan bağlantıların eş, dost, yandaş ve de akraba ama din iman ortaklığı olduğunu...
***
Çok bilmişler şimdi çıkmışlar orta yere; RTE ile Deniz Feneri arasındaki böyle ilişkilerin varlığından söz ediyorlar; kimileri de böylesine vatandaşperver bir Başbakan’ın Deniz Feneri olayıyla bu denli ilgilenmesini hayra yormuyor.
Prof. Hurşit Güneş küresel bir krizin eşiğine gelindiğini, yeni bir çöküntüde sıcak paranın çekip gideceğini, Başbakan’ın bu durumu dikkatle incelemesi gerektiğini yazıyor.
Bir başka dost Yalçın Doğan da Uluslararası Basın Enstitüsü hakkında RTE’nin bilgisizliğini kalemine dolamış; IPI’yi Türk medyasının oluşturduğu bir kuruluş gibi yorumlayıp aşağılamasını “cehaletin bu kadarı” diye eleştiriyor.
Dostlar siz hangi Türkiye’de yaşıyorsunuz?
Başbakan RTE bu türden sorunlarla, sorularla uğraşacak adam mı ya’vu?
Bu Başbakan bilgiye ve gerçeğe oruçlu. İftar yemekleri ve bir de din konularıyla, şimdi de İslamofobi ile meşgul.
Tabii bir de yakından tanıdığı Deniz Feneri sorumlularıyla... Yakın geçmişini, bağlantılarını aydınlatacak Deniz Feneri soruşturmasıyla…
İçimizi dışımızı RTE adına zaten ABD düşünüyor.