Javascript must be enabled in your browser to use this page.
Please enable Javascript under your Tools menu in your browser.
Once javascript is enabled Click here to go back to Haberler Dengeli.net
Kayıp Parola? Kayıt Ol
  • Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color

Dengeli.net

Anasayfa arrow Yazarlar arrow Acaba AKP'ye Ben de Destek Verdim mi?
Acaba AKP'ye Ben de Destek Verdim mi? Yazdır E-posta
Yazar Erol MANİSALI   

Erol MANİSALI Herkes kendine şu soruyu sormalı: "Acaba farkında olmadan ben de destek verdim mi? Vermekte miyim" diye 73 milyonun bir daha düşünmesi gerekiyor.

- Türkiye'ye gerçek demokrasinin getirilmesine omuz vermeyerek, kayıtsız kalarak; özellikle toplumsal örgütlenmeleri göz ardı ederek, ben de AKP'nin iktidara getirilmesine katkıda bulunmadım mı diye sormak zorundayız.

- Ulusal ve antiemperyalist duruşa boş vererek; hatta bunu yapanları küçümseyerek, yabancı güçlerin dinci ve ayrılıkçı odaklarla işbirliğine neden olmadık mı?

- Sosyal devletin yerle bir edilmesine kayıtsız kalarak; tekelci ve yabancı piyasa güçlerinin egemen olmasını sadece seyrederek, onların, "dincileri kullanmalarına" ortam hazırlamadık mı?

- Dilini, dinini, ulusal kültürünü boşvererek küreselcilere ve liberallere ortamı bıraktık; dinciler de bu kozmopolit ve gayri milli ortamda kendilerine yer açtılar diye sormamız gerekmez mi?

Bu ortamda tarikatların ve cemaatlerin ulusal kimlik yerine ümmetçi bir zihniyetle yerleştirilmelerine yol açmadık mı?

- Sermaye oligarşisine destek vererek sistemi teslim ettikten sonra onun dincilerle ortaklığını biz sağlamadık mı?

- Türkiye AB'ye ve IMF'ye bağlanırken seyirci kalarak, hatta çaktırmadan destek vererek; "ardından gelen dincilerin eline, onları, bir kaldıraç gibi kullanma ortamını yaratmadık mı?"

- En serbest ve dışa en açık piyasa,Türkiye'nin içi boşaltılarak getirilirken; "bu tekelleşmiş ve yabancılaşmış mayın tarlasının, dinci yapılanmanın en önemli silahı olacağını" akıl edemedik mi? Bunu da sormalıyız kendimize.

- Atatürkçü görünürken, "ulusal politikalara ve sosyal devlete arkalarını dönerek Atatürk'e ihanet edenler" , dincilere en büyük katkıyı sağlamadılar mı? Aynen 12 Eylül generallerinin yaptıkları gibi.

Siyasiler, askerler, profesörler, gazeteciler, işadamları, sendikacılar, bürokratlar, sanatkârlar kendini aydın sanan herkes bunu sormak zorunda.
Dinci yapılanmadan şikâyet yetmez

Eğer karşıysak bunun gereklerini hep birlikte yapmak zorundayız. "Karşıyım ama yapabileceğim bir şey yok !" Bu en büyük yalandır. Kendi insanlığımızı reddetmek, köleliğe ve faşizme evet demekle eşanlamlıdır bu.

Barolar, sendikalar, üniversiteler, siyasal partiler, ulusalcı olduklarına inanan iş çevreleri, askerler hep birlikte gerçek demokrasi ve sosyal hukuk devleti için savaşmak zorundayız.

- Ben patrona, ben de yabancı şirkete bağlıyım; IMF'ye, AB bursuna mecburum; ne yapayım NATO'ya bağlıyım; Elimden bir şey gelmez, ben Amerikan şirketinde çalışıyorum; ben borsaya, borsa da Batı'ya bağlı; dolayısıyla ben de onun bağımlısıyım demeye hakkımız yok.

- Çünkü bunu reddetmezsek, farkında olmadan Cumhuriyetin yıkılmasına; demokrasinin tamamen ortadan kalkmasına ve dinci faşist bir düzenin gelmesine hepimiz yavaş yavaş katkıda bulunmuş oluruz.
ABD ve AB faktörü

Her ikisi de Türkiye'yi tersyüz etmek istiyorlar;

- Lozan'ı Sevr'e, Cumhuriyeti İslam devletine dönüştürmek için düğmeye bastılar.

- Demokrasiyi ve Cumhuriyeti savunan güçlerin, "her ortamda ABD ve AB faktörlerine karşı bir duruş göstermeleri gerekir". Bu duruş, sömürgeciliğe karşı eylemdir.

- "Ben AB görüşme sürecine karşı değilim; sadece dinci faşizme karşıyım" demek en büyük yalandır. Çünkü dinci faşizmin arkasında onlar var. Dinci faşistler sadece bir araç.
Bugün bile sürüyor

Bugün boyunbağlı, burjuva, Batılı görünümlü; dincileri hiç mi hiç sevmeyen milyonlar, farkında olmadan dincilerin ekmeğine yağ sürüyorlar. Yukarıda sıraladığım gibi "dinci faşizmin" nelerin sonucu olduğunu; bu sonucu doğuran faktörlerde kendilerinin de katkısının bulunduğunu bazen anlamıyorlar; kimi zaman da anlamak istemiyorlar. Kendileriyle yüzleşmekten kaçıyorlar.

Bazen açık, bazen örtülü biçimde ortaya çıkan papyonlu-sarıklı ittifakı sonuçta dinci faşizmi getiriyor.

- Kendilerinin "Batılı olduğunu sananlar" , Batı tarafından iğfal edilmiş, kandırılmış oluyorlar.

- Buna karşılık dinciler alışverişten memnun; Batı onları, onlar da Batı'yı kullanıyor. Karşılıklı çıkarlar çalışıyor.

Çıkış yolu mu? Herkesin önce kendisiyle sonra da emperyalizmle, yani Batı ile yüzleşmesi gerekiyor. Boyunbağlı, sarıklı ve türbanlılar Batı ile gerçek bir stratejik ortaklık kurmuş durumdalar.

Batı'nın istediklerini verirken kendi düzenlerini kurmak için...





  Bu yazıya ilk yorumu yazın

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.3

 
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bekİr COŞKUN
Bekir COŞKUN Kırmızı ışıkta kendi duran otomobil... Doğrusunu isterseniz haberi okuyunca, "İşte, Türklere en yararlı buluş" dedim:
YIlmaz ÖZDİL
Yılmaz ÖZDİL Polis niye ateş etti? ANKARA’da polisin "ateş açarak" durdurduğu araçtan, azılı gaspçı çıktı....
 
Mümtaz SOYSAL
Prof.Dr. Mümtaz SOYSAL Ayaklanma Yobazlık, Osmanlı'daki çağdaşlaşma girişimlerine karşı çıkmanın adıydı. En tipik olanı, matbaanın &uum...
 
FATİH ÇEKİRGE
Fatih ÇEKİRGE Fısıltı terörü Bir süredir Türkiye üzerine terörün çok ötesinde bir oyun oynanıyor.Bu oyunun adı, ...
BEHİÇ KILIÇ
BEHİÇ KILIÇ Bugün dünden bellidir. VATANSEVER yazar Uğur Mumcu ‘nun 1 Nisan 1984 tarihli yazısı şu günlerde internet sitelerinde dolaşıyor... Mu...
 
Serdar ANT
Serdar ANT Türkiye'ye Kim Sahip Çıkacak? Türkiye'nin 200 yıllık rüyası Batılılaşmak idi.Tanzimat…Islahat…Meşrutiyet…Cumhuriyet...