Şifremi unuttum üye/Kayıt Olmak istiyorum
Giriş
06
Haziran
2008
Anasayfa arrow Kategoriler arrow Yapay Gerilimi Aşmak
Yapay Gerilimi Aşmak Yazdır E-posta
Prof.Dr.Mümtaz SOYSAL   
Pazartesi, 31 Mart 2008

Yapay Gerilimi AşmakGeçen yılın aşağı yukarı aynı günlerinden beri yaşanan olaylardan ve çizilen zikzaklardan bu günlere gelindi. Şimdi bir "gerilim" lafıdır gidiyor.

Neymiş, ülkenin siyasal ortamında müthiş bir kutuplaşma olmuş ve çare bulunmazsa vahim bir felaketle karşı karşıya kalınırmış. Böyle olduğu için, herkes bir adım geri çekilmeli ve birbirine el uzatıp tokalaşmalıymış.

Bütün toplumlarda her zaman şu ya da bu biçimde ortaya çıkan sol-sağ ya da ilerici-gerici gibi kutuplaşmaları mutlaka tehlikeli sayıp ortalama çözüm ve uzlaşma formülleri aramaya kalkışmak kadar büyük yanlış olamaz. Diyalektiğe ister Hegel' ci ister Marx' çı açıdan bakın, varılması gereken sağlıklı sonuç, mutlaka kutuplaşmaları aşan, onlardan kaynaklanmakla birlikte onların üstünde, onlardan daha ileride, yeni gelişmelere yol açabilecek bir sonuç olmalıdır.

Dolayısıyla, şimdi gerilim denen durumdan çıkmanın çaresi, karşılıklı birer adım geriye çekilme ya da birbirine el uzatıp tokalaşma biçiminde ortaya konursa Türkiye'yi yerinde sayan bir ülke durumuna sokmaktan başka bir sonuca varılmaz. Oysa bu ülkenin yerinde saymaya, durgunluğa tahammülü yoktur; bisiklet gibi, durursa düşer.

Öyleyse, genellikle söylenenin ve istenenin aksine, kutuplaşmaların devam etmesi, her kanadın ne istediğini açıkça ortaya koyması ve tutumunu savunması gerekir ki, tutumların karşı karşıya gelmesinden yeni bir dinamizm çıkabilsin. Gerilimin şiddete, birbirini yemeye ve ülkeyi kaosa sürüklemeye yol açmaması, görüşlerin karşılıklı tıraş edilmesiyle değil; tam tersine tutumların mertçe, uygarca ve insanca ortaya konmasıyla sağlanabilir. Başka türlüsü, ikiyüzlülük, kaypaklık ve bulanıklık demektir. Düzeltilecek hata, üsluptadır.

Sorunlara böyle bakınca, Kemalist Cumhuriyeti ayakta tutmak isteyenlerimizin görüşlerini açıkça ortaya koymalarından ve karşı tarafı da aynı açıklığa davet etmelerinden başka çare yoktur.

Örneğin, büyük çoğunluğu Müslüman olan bir toplumda demokrasinin ancak laiklikle sağlanabileceğine inanılıyor mu, inanılmıyor mu? İnanılıyorsa, aksine bir inancın simgesi olduğu ilan edilen "türban özgürlüğü" nde ısrarın anlamı nedir? Örneğin, ekonomik ve sosyal kalkınması yarıda kesilmiş bir ülkeyi kamusal ve özel bütün girişimci güçlerini sağlam bir ulusal planla seferber etmeden sağlıklı gelişme sağlanabilir mi? Örneğin, Osmanlı'nın son döneminden beri bu toplumun bağımsızlığını ve kalkınmasını sağlamakta askerin ve bürokrasinin ne ölçüde önemli rol oynadığı belliyken, her fırsatta orduyu yıpratıp karar süreçlerinin dışında tutmaya, bürokrasiyi akılcı yönetim ilkelerinden uzaklaştırıp tarikatçı kadrolaşmaya kurban etmenin anlamı nedir?

Bunlar ve benzeri ikilemler açıkça bilinmeli ki, görüşler çatışsın ve bilek, para, hatta oy gücüyle değil, akıl yoluyla aşılıp bir üst düzeye çekilebilsin.


feed0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

security image
Güvenlik kodunu girin


busy
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Outlook ve diğer RSS okuyucu programlar ile haber başlıklarını takip etmek isterseniz aşağıdaki resme tıklayın.Açılan sayfanın adresini kopyalayın ve ilgili yere yapıştırın. 

E-Posta ile haberdar ol: