|
Artık anlamakta aciz kaldığımı itiraf ediyorum.
Amerika, daha geri planda da olsa Avrupa, Türkiye'nin PKK'ya karşı Irak'ta operasyon düzenlemesini niye istemiyor?
Cevap, bir başka soru: Türkiye niye operasyon yapmak istiyor?
PKK durmadan saldırıyor, durmadan şehit veriyoruz da ondan! Demek, PKK saldırmasa, şehit vermesek operasyon da söz konusu olmayacak.
Öyleyse ABD, niye önce PKK'yı durdurmuyor?
ABD, Irak'ın, ülkeyi silah zoruyla kan gölüne çevirerek işgal etmiş egemeni değil mi? Talabani ve Barzani'nin ve sözüm ona Irak hükümetinin bal gibi birer Amerikan kuklası, PKK'nın da bunların şımarığı olduğunu dünya alem bilmiyor mu?
Hakikaten?!.. Ben çok ciddiyim bu soruları sorarken. Çünkü hükmedenler dahil bu ülkenin bilumum zibidileri, hainleri, cevapları bilmiyormuşçasına, adeta kafalarını tavana dikmiş ıslık çalıyor.
Amerika Irak'ın zorba hakimidir; Talabanisi, Barzanisi vazır vuzurdur. PKK Türkiye'ye Irak topraklarındaki üslerinden saldırıyor. Soru çok basit: Türkiye bu saldırıları kaynağında durdurmak için askeri harekat yapmaya kalktığında Amerika sürekli "aman sakın!..." diyip duruyor da, PKK'ya niye "otur lan sen de kıçının üstünde" demiyor? Barzani'ye Talabani'ye niye "siz de kesin edepsizliği" demiyor? Demiyorsa, niye, daha tezkere mecliste kabul edilir edilmez bütün dünya hop oturup hop kalkıyor, borsa düşüyor, petrol fiyatları fırlıyor?
Çok açık değil mi: Türkiye'nin Irak'a girmesini istemiyorsan, girme gerekçesini ortadan kaldırırsın, oranın ali kıran baş keseni olarak.
Normal akıl bunu söylüyor. Ama olmuyor.
Niye?
Amerika'nın koskoca Türkiye'ye sözü geçiyor, Türkiye dur dediği yerde duruyor, git dediği yere gidiyor da, aynı koskoca(!) Amerika'nın PKK'ya geçmiyor mu? Amerika "yapma" dediği halde mi PKK kalleş kalleş saldırıp duruyor?
Eğer böyleyse, yani PKK'ya söz geçiremiyorsa, bizim yıllardır yazıp durduğumuz üzere, Amerika bir hiçtir! Öyleyse Türkiye ('nin hükümranları) Amerika'nın karşısında niye titreyip durur. Niye, anketlere göre yüzde doksanı Amerika'dan nefret eden bu ülkenin, "şehitler ölmez vatan bölünmez" diye sokakları, meydanları dolduran bakkal çırakları bile "Amerika'ya karşı durulmaz"a inandırıldı.?
Amerika, Türkiye'nin bile mutlaka karşısında esas duruşta olması gereken bir güç ise, PKK'ya nasıl söz geçiremiyor?
Hayır!.. Amerika'nın her iki tarafa da sözü geçiyor. Tek farkla: Türkiye'ye "sakın kımıldama" diyerek, PKK'ya, Talabani'ye, Barzani'ye "durma vur" diyerek!..
PKK'nın, Amerika'nın sözüne uyması anlaşılır; görünüşte onun çıkarı da bu yönde; veya işte PKK da zaten vurmak istiyor.
Ama Türkiye? Türkiye'nin çıkarı da "vurmak" olmak gerekmez mi? En azından, geldiğimiz şu noktada "Amerika dur diyorsa, tam tersini yapıp yürümeli" demesi gerekmez mi?
Amerika'nın Türkiye gibi bir ülkeye, istediğini Irak gibi bombalayarak kabul ettirmesi imkansız derecesinde zordur. Büyük güçler böyle durumlarda enseye göre, yani siz ensenizi bilerek uzatırsanız tokat vurur. Elli yıldır Türkiye'nin hükümranları, Türkiye'nin ensesini, hiç, kesinlikle hiç gerekmediği halde Amerika'nın tokadına uzatmışlardır.
Ama hepsinin de durduğu bir nokta olmuştu. Amerika Türkiye'de bugüne kadar AKAPE gibi taşeron asla bulamamıştı.
AKAPE ise önceki hükümranlarda asla görülmedik biçimde, kendisini işgal kuvveti, Türkiye'yi işgal ettiği ülke olarak görüyor. Irak'ta Talabani-Barzani'nin durumu, konumu neyse Türkiye'de Gül'ün, Erdoğan'ın konumu da o! Kendi düzenlerini kurmadan, Türkiye'yi kendi ülkeleri olarak kabul etmiyor görünüyorlar.
Peki Amerika ve Batı ne istiyor? Da AKAPE ile programları bu kadar çakışıyor?
Batı 1071'i önce anlayamamış, sonra hazmedememiştir. Batı 1453'ü de hazmetmemiştir. 1923 ise bardağı taşıran son damla olmuştur Batı için. Yani Batı bu coğrafyada Türk'ü hazmedememektedir. Tam Sevr ile Osmanlı'yı yok ettiğini, böylece Türk'ü Anadolu'dan da kovduğunu düşünürken karşısında Atatürk gibi bir mucizeyi ve Cumhuriyet gibi bir sürprizi bulmuş, Türk'ü Osmanlı coğrafyasında ve en başta Anadolu'da yok etmek uğruna iki yüz yıldır süren onca uğraşı, dökülen onca kan boşa gitmiştir Batı açısından.
Batı 85 yıldır bu hazımsızlıkla maluldür ve bundan kurtulmak için elinden geleni yapmaktadır. Yapacaktır.
Kurtuluş Savaşı dayağından sonra artık kendisi saldıramamakta, taşeron kullanmayı tercih etmektedir. Kaldı ki Kurtuluş Savaşı'nın Yunan'ı da bir taşerondu!.. Cumhuriyet'ten sonra da Kürtçüler… Sonuncusu PKK!..
Sık sık sözü edilen rövanş, bu nedenle, Cumhuriyet'e karşı şeriatın, halifeliğin olmaktan çok daha öte, Batı emperyalizminin rövanşıdır. AKAPE sadece en uygun, en ideal taşerondur o kadar.
Öte yandan…
Bu plan kapsamında 25 ülke olduğu söyleniyor. Bunlar arasında Amerika'yı rahatsız edebilecek, giderek ona kafa tutabilecek ülke olarak belki Libya ve Mısır'dan söz edilebilir; ama asıl Suriye, İran ve Türkiye'den söz edilmelidir. Hepsine birlikte baktığınızda, en önemlisinin Türkiye olduğu çok açıktır. BOP-GOP diye bir plan olmasa bile bu böyledir. Türkiye, GOP-BOP planının, hatta dünyanın eklem yeridir.
Herkesin bildiği ve kabul ettiği üzere, Amerika elbette Ortadoğu'da çok etkin olmak ister, istemektedir. Ama bunu, sırf işgal ettiği için Irak'ta sonsuza kadar kalarak yapması mümkün değildir. Yerine "vekil" bırakacağı, bu vekilin "ikinci İsrail" olarak sözde bağımsız ve "büyük Kürdistan" olacağı; bununsa Suriye, İran ve Türkiye'den koparılacak topraklar üzerinde kurulacağı on yıllardır açıkça yazılıp çizilmektedir. Bu parçaların en büyüğünün Türkiye'den kopacağı da yine alenen yayınlanan Amerikan kaynaklı haritalarla gözlere sokulurcasına gösterilmektedir.
Dolayısıyla, önce Türkiye'nin çözülmesi, her bakımdan gereklidir. BOP söz konusu olsa da olmasa da…
Türkiye'nin çözülmesi ne demektir? Batı açısından ideal olan, Kürdistan, Ermenistan, Pontus, uluslararası İstanbul, Yunan İzmir vb. diye açıkça parçalanmasıdır. Ama bu, çok göze batacaksa, AKAPE marifetiyle hazırlanıp piyasaya sürülen, hatta meclise sevk edilen, hatta hatta kimisi yürürlüğe sokulan yasaların da gösterdiği üzere merkezi idareyi sıfırlayıp ülkeyi eyaletlere bölmek, bir bütün olarak görünse de hukuken ve fiilen parçalamak da yeterli olabilir.
Türkiye'nin öyle veya böyle çözülmesi, "ikinci İsrail"in, yani sözde bağımsız – büyük Kürdistan'ın önünün açılması, dolayısıyla Amerika'nın gözü arkada kalmadan Irak'tan çekilmesi demektir.
Bunun arkasından istenirse BOP da gelebilir. Çünkü artık BOP'un 25 ülkesi içinde Amerika'ya kafa tutacak unsur kalmayacaktır, Türkiye örneği, Türkiye morali, Türkiye denilen bağımsızlık sancağı ortadan kalkmış olacaktır.
Buna karşılık Türkiye'nin çözülememesi, "ikinci İsrail" Kürdistan'ın kurulamaması, Amerika'nın bölgeye istediği gibi hakim olamaması, buna karşılık bölgede kalmak zorunluluğunun devam etmesi, bunun Amerika'nın iç siyasetinde, ekonomisinde vb., doğuracağı sorunların yanı sıra, BOP planının da işlememesi demektir. Çünkü, "Türkiye örneği, Türkiye morali, Türkiye denilen bağımsızlık sancağı" ayaktadır bu kez. Öteki 24 ülkeyi çözmek de zorlaşmıştır yani.
Hele Türkiye'nin kendi amaçları, çıkarları doğrultusunda Irak'a girmesi başta Amerika ve genel olarak Batı olmak üzere dünyada bütün dengeleri alt üst edecektir. Hele, diğer bütün uşakları, köpekleri bir yana itip bizzat Amerika'yla silahlı çatışma anlamında karşı karşıya gelmesi… Türkiye dünyanın ve özellikle bölgenin eklem yeri olma özelliğinden hareketle, aynı zamanda bölgede Amerika'yla silahlı karşılaşmayı göze alıp becerebilecek tek ülke olduğu gibi, dünyada da pek az ülkeden biridir. Böyle bir çatışmayı Fransa, İngiltere, Almanya bile göze alamaz.
Ve gidişata bakıldığında korkarız ki böyle bir silahlı karşılaşma gittikçe daha kaçınılmaz hale gelmektedir.
El hasılı…
Amerika, işte bu nedenle AKAPE adlı İşgal Genel Valisinden de yararlanarak Türkiye'nin elini kolunu sürekli bağlayıp, ipini özellikle çözdüğü PKK'ya dövdürmektedir.
Ama Türkiye'nin asıl sorununun AKAPE oldu da açık… Ağaç baltaya ne demiş: "Sapın benden, ona yanarım!.."
AKAPE'nin iktidar olmaya devam ettiği bir Türkiye, artık "Türkiye" olmayacaktır!
|