Önce Musa Kart kedi karikatürü ile devreye girdi… Arkasından Avşar kızı, derken Baykal diline doladı. Anlaşılmıştır hükümetin başı kedi sevmiyor, kediye benzetilmekten hiç hazetmiyor. Ya sevmiyor, ya da geçmişte ki benzerlikten dolayı kedi denilmesinden hoşlanmıyor! Batıl inançlara sahip galiba, geçmişte ki kedi vakasına “benzerim” diye mi korkuyor acep? Bilinmez!
Neyse, sorun burada hükümetin başı değil zaten, sorun “kedi” lakabı! Olaya kediler tarafından bakarsak, acaba hükümetin başına benzetilmekten hoşlanıyorlar mı? Benim kedim var, 13 yaşında… Görenler “aslan mı besliyorsun?” diye soruyor, bir hayli iri cüsseli . Her benzetme söyleminde kedime şöyle bir bakıyorum, hiç alakası yok! Yaşamım boyunca hep kedim oldu. Bu yüzden kedileri çok iyi tanıyorum ve çok seviyorum ve kesinlikle, ama kesinlikle hiçbir benzerlik göremiyorum! Hükümetin başının kedilere benzetilmesine ben de kedim de artık bozulmaya başladık! Kedimi anlatayım, o zaman sizde hak verirsiniz sanıyorum… *Miyavlamaz! Hani şu dur durak bilmeden vara da yoğa da miyavlayanlardan değildir. Sessiz sakindir, ama boyun büküp eyvallah ta demez. Gerektiği yerde, gereken kadar kendine has mırlama sesiyle dileğini anlatır. Hatta bazen kızdırmak için sesimizi yükselttiğimizde bile, yemyeşil gözleriyle direk gözlerimin içine bakar ve kendine has sesiyle itiraz eder! Ağzı olduğu halde miyavlamayanlardandır! *Şimdiye dek asla hırsızlık yapmadı! Mutfak tezgahında rahatlıkla et ve et ürünleri bıraktığımda bile iznim olmadan yan dönüp bakmaz bile. Önüne istediniz kadar en sevdiği yiyeceği koyun dönüp bakmaz. Kaldı ki hırsızlık yapacak? Ne zaman yiyeceğine bakar? İki kişilik, dev aile kadrosuyla, maaile hep beraber sofraya oturduğumuzda ancak konulan yemeğini yer, üçüncü şahıs aile bireyi olarak! *En önemli meziyeti ise evin içindeki yer belirleme becerisidir. En stratejik yerleri seçer ve oraya kurulur! Seçilen bölge evin tüm bölümlerini rahatça gözleyebileceği stratejik bir alandır. Dış kapı, pencereler, mutfak, salon kapıları hepsine hakim bölgede oturur. Yerini belirler ve gelecek herhangi bir olağan dışı durumlarda derhal tepkisini ortaya koyar. *Toprağına, pardon pardon yerine sahip çıkar, savunmasını çok güzel yapar! Haddinize mi O’nun yerine oturmanız! Aman Allahım hele bir öyle gaflette bulunun! Genellikle önceden oturup yerinin işgal edilmesine karşı çıkmış olur! Ama yine de kedim uzakta iken , ihtiyacını görürken misafir gelip yerine oturduğunda ise: O iri, yemyeşil gözlerini açarak ve kendine has tehditkar sesiyle önce misafirin önüne geçer otur ve taciz edercesine dik dik bakar, uyarır! --“Kalk orası benim yerim!” dercesine insanları ürkütür bu bakışlar. Bu kibarca ricasıdır. Hala oturmaya devam edenlere, o kocaman 11 kiloluk cüssesiyle “kıııııhh” diye bir ses çıkartır ki buda sabrının sona erdiğini gösterir. Sonra daha da oturmaya devam ederlerse, bir panter edasıyla yerine sahip çıkarak pat diye kucaklarına atlar, parçalayacak kadar tırnaklarını geçirir ve yerine oturanı cezalandırır! Kedim toprağını pardon yerini korur, sahiplenir! Öyle kolay kolay oturduğu yeri yabancı kimseye vermez, sadece benim dışımda… *Tehlikelere karşı da son derece duyarlıdır kedim. Evimize gece biz uyurken bir kere hırsız girmeye kalkışmıştı. Daha hırsız pencereden girerken hırsıza gününü gösterdi hemen! Biz hırsızın korkudan çıkardığı sesine uyandık. Evini korur, vatanına pardon evine bağlıdır, dışarıdan gelen tehlikelere karşı daima uyanık durur. Tüm bunları anlatınca vahşi bir kedi gözünüzde canlandı ise düzelteyim efendim. Son derece munis ve sevecendir. O gerçekten bir şahsiyettir. Kendine ait prensipleri var, disiplinlidir ve çok bağlıdır ailemize. Her sabah beraber kalkarız. Çok uzun olan antrede bir iki spor çalışması koşturmadan sonra doğru tuvaletine gider… ihtiyacını giderir. Sonra sabah kahvaltısını beraber yapmak üzere mutfağa gelir. Her sabah işe giderken geçirir, eve dönünce karşılar… Hele karşılaması bir ömre bedeldir. Antrede ki halıya post misali yatar ve benim sevmemi bekler, ben sevmeden asla kalkmaz. Sanki bir bebek gibi evin tüm bölümlerini benimle beraber gezer ve bana hep sessiz sedasız eşlik eder. Kediler gerçekten de çok hisli hayvanlardır. Hastalıkta bile ağrıyan yerimi bilir ve kendine has özel tedavi yöntemleri uygular. Biliyor musunuz bilmem? Kediler kırılan, çatlayan veya kopan, kas ve kemiklerini mırlama yöntemleriyle tedavi ederlermiş. Başım ağrıdığı zaman, o kocaman bedeninin tüm ağırlığını vererek başıma yatar ve kuvvetli bir mırlama sesiyle beni gevşetir ve uyur kalırız beraber… Uyandığımda ise başımın ağrısı kesilmiştir. Kediler asil hayvanlardır. Sağlam bir karakterleri vardır, yalaka değillerdir. Kimselere boyun eğmezler! Hele ki rüşvet vererek sevmeye kalkın, rüşvete bile bakmadan tırnaklarıyla cevabını verir! O isterse siz sevebilirsiniz, istemezse asla dokunamazsınız bile… Bağımsızlık duyguları çok gelişmiştir. Ruhları özgürlükten yanadır ve asla kısıtlanmaya gelemezler! Siz kediye sahip değil, kedi size sahiptir! Ooo daha o kadar çok sayamayacağım kadar meziyetleri vardır ki… Dile kolay tam 13 yıl… Hadi şimdi söyleyin bakalım. Hükümetin başının hiç kedi ile benzerliği var mı? Saygılar.
|