|
Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye'nin dünyadaki küreselleşmeden daha hızlı bir entegre döneminden geçtiğini belirterek bundan sonraki sürecin nasıl olacağını anlattı.
Devlet Bakanı Şimşek, Konya Büyükşehir Belediyesi ve AK Parti İl Başkanlığını ziyaretinin ardından Dedeman Otel'de ''Küresel Ekonominin Anadolu'ya Yansımaları'' konulu konferans verdi.
Şimşek, 2002-2007 yılları arasında Türkiye'nin ekonomik büyümesi, kişi başına milli gelir, istihdam ve işsizlik gibi konularda yaşanan gelişmeler hakkında bilgi aktardı. Türkiye'de yüksek oranda cari işlemler açığı olduğunu, bunun kısa dönemde çözümünün bulunmadığını, ancak orta uzun dönemde çözüme kavuşabileceğini belirten Şimşek, ''Problemi çözmek için bizim oturup beşeri sermayeye yatırım yapmamız lazım. Son 5 yılda en büyük kaynak milli eğitime ayrıldı. Beşeri sermaye çok önemli.
Esas büyümeyi ve rekabet gücünü etkileyen faktörlerden birisi'' dedi. Bu kapsamda araştırma ve geliştirmeye giderek daha fazla kaynak aktaracaklarını da ifade eden Şimşek, ''Şu anda bizim Ar-Ge harcamalarımız milli gelirin yüzde 0.8'i civarındadır. Batıda ortalama yüzde 2, İsrail'de yüzde 5'tir. Yani hiçbir şey tesadüf değil. Zamanında kim beşeri sermayeye yatırım yaptıysa, Ar-Ge'ye daha fazla kaynak ayırdıysa, o ülke yüksek katma değer ürünlere geçişi sağlamıştır'' diye konuştu.
Cari açığın azaltılması için yapacakları bir takım reformlar olduğunu vurgulayan Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü: ''İş gücü piyasası reformu, enerji piyasası reformu, bunlar çok önemli reformlar. Alt yapının rekabetçi bir şekilde geliştirmesi, beşeri sermaye, Ar-Ge ve markaya ağırlık verilmesi gerekiyor. Cari açığa kısa dönemde çözüm yok. Ama Türkiye bunu başaracak, sadece zamana ihtiyacımız var. Bu arada olası bir şoka karşı da Merkez Bankası'nın rezervleri yaklaşık 20 milyar dolarlardan 70 milyar dolara çıkmış durumda.''
-KÜRESELLEŞME-
Küreselleşmenin ekonomik, sosyal, demografik birçok boyutu olan ve çok uzun bir süredir dünya gündeminde bulunan önemli bir kavram olduğunu belirten Şimşek, şöyle devam etti: ''Yani bundan birkaç yüzyıl öncesine gitseniz, memleketler memleketleri fethediyordu, yakın dönemde çok uluslu şirketler vardı. Ancak artık bir anlamda bu internetle, finansal piyasalardaki entegrasyonla, bu ticari gelişmelerle bunlar tamamen yepyeni bir boyut kazandı.
Bugün mesela Çin'deki ihracatın yüzde 57'sini yabancı şirketler yapıyor. Yani küreselleşme dediğiniz zaman, ticaret hacmi inanılmaz boyutlarda. 2002 yılında dünya ticaret hacmi 6.4 trilyon dolardı. 2006'da 12.1 trilyon dolara çıktı. Neredeyse ikiye katlandı. Yani dünyada hızlı bir şeklide mal ve hizmet hareketleri başladı. Mesela gelişmekte olan ekonomilerde, ithalat ihracat toplamı 2002 yılında 2.9 trilyon dolarken, geçen yıl 6.5 trilyona çıkmış.
Yani iki kattan fazla artmış. Türkiye'ninki de 87 milyar dolardan 270 milyar dolara çıkmış, 3 katı artmış. Yani biz dünyadaki küreselleşmeden daha hızlı bir entegre döneminden geçiyoruz.'' Biz istesek de istemesek de dünyada muazzam hızlı bir değişim yaşandığını vurgulayan Şimşek, şunları söyledi: ''Biz buna ya ayak uyduracağız, kendimizi ona göre hazırlayacağız, bunu fırsat olarak kullanacağız ya da bu süreç biz sırtımızı dönsek bile bizi ne yediğimize, ne içtiğimize kadar etkileyecek.
Mutlaka küreselleşmeyi iyi anlamak gerekiyor. 2002 yılından bu yana, ihracatı almışız 103-106 milyar dolara çıkarmışız. Bu ihracat içerisinde yüksek katma değer oranı artış göstermiş, yani bu dönüşümü yavaş yavaş yapmış durumdayız. Bizim için önemli olan bilgi yoğun, yani katma değeri yüksek, dolayısıyla kar marjı yüksek ürünlere yönelmemiz. Bu ürünler her sektörde mümkündür.''
-İHRACATTA KATMA DEĞERİ YÜKSEK ÜRÜNLERE GEÇİŞ-
İhracatta katma değeri yüksek ürünlere geçmek için devlet olarak üzerlerine düşen görevler olduğunu belirten Şimşek, ''Bir kere bizim teşvik sisteminin daha rasyonel yapıya ulaştırılması lazım. Bölgeler arası kalkınmışlık farkını gidermek bir unsur. Diğer bir unsur kamu kaynaklarıyla yönlendirme sistemini doğru yapılandırmamız. 2008 yılında teşvik sistemi sona eriyor. Biz bu arada bölgesel, sektörel bazda daha rasyonel sisteme nasıl geçebilirizin hazırlıklarını yapıyoruz'' diye konuştu.
Öncelikle insana yatırım yapılması, niteliklerinin iyileştirilmesi gerektiğini ifade eden Şimşek, şunları kaydetti: ''Yılın ilk çeyreğinde birkaç düzenleme yapacağız. Bunlardan biri istihdam paketi. İki unsur var. Bunlardan birisi istihdam üzerinde bir takım idari ve mali yükler var. Mesela 49 işçi çalıştırıyorsunuz. Diyoruz ki 50'ye vardığınız zaman şunları şunları istihdam edeceksin. Doktoru, avukatı, hükümlüyü, özürlüyü istihdam edeceksin. Bunlar arasında özürlüler önemli. Biz bir sosyal devletiz. Ancak biz sizi zorlayacaksak, 'özürlüleri istihdam edeceksiniz' diye, o zaman primleri bizim ödememiz lazım.
Öyleyse diyoruz ki Hazine olarak zorunlu istihdam nedeniyle aldığınız özürlülerin primlerini biz ödeyelim. Öbürlerinin hepsini kaldırıyoruz.'' İkinci konunun istenen nitelikte çalışan bulmakta zorlanılması olduğuna işaret eden Şimşek, ''Bunun için de işsizlik fonu var. Burada para birikiyor. Bunu biz yönetiyoruz. Diyoruz ki bu fonun bir kısmını yıllık olarak ülke çapında nitelik geliştirme programlarına ayıralım. İŞKUR gelip soracak, 'size ne lazım tasarımcı mı, kaynakçı mı?' Kursundan, cep harçlığına kadar ben vereceğim.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bunun üzerinde çalışıyor'' dedi. Meclise Ar-Ge'ye ilişkin yasa tasarısı da gönderdiklerini ifade eden Şimşek, ''Bilgi yoğun ürünlere geçmek için Ar-Ge'yi desteklememiz lazım. Diyoruz ki Ar-Ge kurarsanız, çalıştırdığınız doktoralı ise yüzde 90, değilse yüzde 80 sosyal güvenlik piriminden vs. muaf ediyoruz'' diye konuştu. Konferansa, Devlet Bakanı Şimşek'in eşi Anneliza Şimşek, Vali Osman Aydın, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, iş adamları, sivil toplum kuruluşları temsilcileri de katıldı.
|