|
Pekin “Turistlerimiz”e kavuşmuş bulunuyoruz, döndüler!..
Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Allah aşkına bu “Değerli” yönetici kadrodan “Kasımpaşa usulü” karşılama törenini ihmal etmeyiniz efendim!.. Ne yapsanız haklarıdır!..
Harika Pekin gösterisinden sonra, kendi hesabıma aklımdan çıkaramayacağım sahnelerin başında elbette ki, Elvan’ın pistteki çaresiz ve yalnız haldeki “Çırpınışı” olacaktır. Müthiş bir başarı ile ikinci olmuş, bitiş çizgisini geçmiş, milyarlarca insana ulaşan tv kameralara ona dönmüş, o sağına soluna bakınıyor, Türk kafilesinden bir adam(!) arıyor... Bir adam bulsun da, kendisine Türk bayrağını uzatsın, o da bayrağa sarınıp, o muhteşem mekanda tur atsın, dünya alem kendisini böyle görsün... Yok, ona bayrağı uzatacak bir adam yok!.. Kızcağızın hüzünlü bakışı unutulacak gibi değil... Olimpiyatların ortak görüntüsü neydi?.. Madalya alan sporcular, hemen kenara geliyor, kafileden insanlardan aldıkları, ülkelerinin bayraklarını şerefle kucaklıyor ve bu bayrağın görüntüsü altında, varlıklarını dünyaya yansıtıyor... Elvan, beş bin ve on bin metre gibi çok önemli iki yarışı sallıyor ama, bizim ekabir sırtına bayrağımızı koyamıyor... Ve bir koca pişkinlik!.. Nice sonra ortalığa çıkan federatif sorumlu, “Valla özür dileriz!..” kabilinden meseleyi geçiştiriyor ki, biz biraz araştırınca işin içerisinde iş olduğunu gösteren “Tezgaha” bile ulaşıyoruz!.. Beş bin ve onbin metrenin müthiş kızı Elvan’ın önünde saygı ile eğiliyorum, altın madalyası ile yurda dönen Ramazan Şahin’i sevgi ve minnetle kucaklıyorum... Her ikisi de sadece müsabakalarındaki rakiplerini alt etmediler, üstüne üstelik, mensubiyeti içerisinde bulundukları kafile içinde, kendilerine yönelik çirkefliklerle de boğuşmak zorunda kaldılar!.. Anlaşılıyor ki; “Bizans’ın entrikaları” da Pekin’e götürülmüştü!.. Hemen belirteyim ki bu yazıda kast edilecekler, madalya alsınlar almasınlar sporcular değildir... Sporcunun yeri gönlümüzdür, bu gün olmaz yarın hedefi bulur, yeter ki önü tıkanmasın, o da sporcu ahlakını korusun... Sözünü edeceğimiz “Yurda avdet eden aslanlar”ı teşhis edeceğiniz kanaatindeyim!.. Bir kere kafilemizin büyük bir onur içerisinde “Dönüş” yaptıklarını biliyoruz!.. Çünkü giderken, kafile başı Gençlik Ve Spor Genel Müdürü Mehmet Atalay, “Olimpiyatlarda yarışmanın, seyirci olmanın bile büyük bir onur...” olduğunu söylemişti... Yani “Seyretme” işini başarı ile yerine getirip “Seyir onuru madalyasını” kaptıkları ortadadır... Kafileyi Başbakan uğurlamış, uğurlarken de onlara “Sizler, Türkiye’yi sadece branşınız olan spor dalında değil, her alanda temsil edeceksiniz. Önemli başarılara imza atacağınıza yürekten inanıyorum” demişti... Demişti çünkü, olimpiyatlara hazırlanırken, istenilen bütün tahsisatın verilmesi, madalyaya gidecek yolun harcamalarının geniş tutulmasını isteyen o olmuştu... Allah için “Harcamaların kısılmadığını” gösteren bilgiler de mevcut!.. Haberlere göre; “Pekin’deki sınırlı kontenjan nedeniyle kendi ismini silip, antrenör yazan federasyon başkanları, yine de masraflarını bütçeden karşılama yoluna gitti. Olimpiyat köyünde kalamayacak olsalar da tutulan otel ya da evlerde konakladılar. Otel tutan federasyonun ise kalabalık misafir grupları götürmesiyle bilinen Güreş Federasyonu olduğu belirtildi.” Ramazan Şahin’in altını alırken, etrafını saran ve kameraya kafasını sokan “Kalabalığın” kimler olduğunu hep merak etmişimdir... İlgili federasyonun egemenlerinin, Ramazan’ı hiç hazmetmedikleri, yenilmesini istedikleri, kendi “Kolladıklarının” iki seksen uzanmasından sonra, popolarını kurtarmak için Ramazan’ın madalyası ardında saf tuttuklarını dinlemek, tıpkı Elvan’a yapılanları dinlemek gibi bir durumdu!.. Pekin Olimpiyatları’ndan benim anladığım; Her konuda olduğu gibi sporumuzda da aşılması zor “Çin Seddi” mevcut... Çekememezlik, haset ve “Bana getirisi yoksa olmayıversin” prensibi denilen engeller... Türkiye “Altına gidecek” sporcuyu buluyor ama gideceği yolu tıkamaktan da geri durmuyor!.. Bunun adı da... Made in Türkiye!..
|