• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color

Dengeli.net

03
Mayıs
2008
Anasayfa
Teleferik Yazdır E-posta
Prof.Dr. Mümtaz SOYSAL   
Çarşamba, 12 Aralık 2007
Prof.Dr. Mümtaz SOYSAL DAĞDAN terörist indirmek, herhalde teleferiğe bindirip inince davul zurnayla karşılamak olmasa gerek. DTP çevrelerinin dillerine doladıkları özerk bölge modeline geçmek de dağa çıkanları indirmeye yetmez.

Niçin dağa çıktıklarına bakmak gerekir.

Ozaman çok öncelere, eylemli ve silahlı hareketin başladığı günlere, yani 1970'li yıllara inmeden olmaz. Çünkü, bilmek gerekir ki, başlangıç, Kürt o sıra Kürt milliyetçiliğiyle doğuvermiş değildir. Unutulmaması gereken şudur: Güneydoğu terorizmi gençlik içinden, sosyal düzene başkaldıran yeraltı gençlik hareketlerinin içinden filizlenmiş, onlarla birlikte büyüyüp serpilmiştir.

Yani, daha genel bir sosyal yaranın, azgelişmişliğin yarattığı ve bu bakımdan azgelişmişliğin en yoğun olduğu bölgeye yönelik olarak ortaya çıkan bir başkaldırış söz konusuydu. Elbet, neredeyse on dokuzucu yüzyıl sonlarından beri gelen bir "Kürtçülük" hep olagelmiştir. Ortaya çıkan sonuç, o Kürt milliyetçiliğine çok daha ağır bir sosyo-ekonomik boyutun eklenmesiyle oluşmuş sayılır. Bunlara 12 Mart ve 12 Eylül sorgulamalarının, tutukevlerindeki uygulamaların hıncını da eklemek, muhterem müttefiklerimizin ve sevgili komşularımızın sinsi hesaplarını da katmak gerekir.

Kısacası, bugünkü Güneydoğu terörünün arkasında bir yığın etken vardır ama, temel neden, daha doğrusu bütün öbür etkenleri kolaylaştıran neden, sorunun özde sosyo-ekonomik nitelikte oluşudur. Dolayısıyla dağdan adam indirmenin ve konuyu adam gibi bir zemine oturtmanın çareleri, sosyal yapıya ve ekonomik kalkınmaya ilişkin sorunlara el atarak aranmalıdır.

Yalnız el atarak değil, o anlamda başlamış adımlar varsa onlar üzerinde yoğunlaşarak, uygulanmaya konmamış planlar varsa onları yeniden gözden geçirip sağlam bir Güneydoğu Planı'yla ortaya çıkarak.

Oysa şu günlerin gündeminde dolaşan "plan" , galiba daha çok ceza hukukundaki sonuçlara ilişkin eski önlemlere eklenecek yine aynı nitelikte önlemlerden oluşturulacağa benziyor. Ne yazık ki, 1960'ların unutulmaz Planlama Müsteşarı Osman Nuri Torun'un başka âlemlere göç ettiği bir günde, arkasında bıraktığı ülkeye bakıldığında plan sözünü ağza almak bile çok kişiyi güldürebilir. Artık hiçbir konuda planlama kavramına yanaşılmayan bir yerde Güneydoğu Sorunu gibi çok boyutlu ve çok çetin bir konuda toprak reformunu, feodal kalıntıların ortadan kaldırılmasını, kapatılmı
ş kamu işletmelerinin yeniden açılmasını, devletçe sanayi yatırımlarına tekrar girişilmesinden söz etmek belki hayalciliktir ama, böyle bir sosyo-ekonomik plan düşüncesinin doğru olduğu da yadsınamaz.

 

feed0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy