• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color

Dengeli.net

05
Mayıs
2008
Anasayfa
Sivillerle Askerler Yazdır E-posta
Prof.Dr. Mümtaz SOYSAL   
Cuma, 14 Aralık 2007

Prof.Dr. Mümtaz SOYSAL Devletin savunma ve güvenlik sorunları devlet içindeki bir tek organın kendi başına alacağı kararlara bırakılamaz.


Hele yabancı devletlerin yol gösterişlerine, öğütlerine ve kendi çıkarları yönünde yaptıkları hesaplara asla.

Çünkü bunlar ulusal konulardır ve ulusal çerçevede düşünülmeli, çözümleri için ulusal çareler üretilmeli ve başkalarını işin içine sokmadan sonuçlandırılmalıdır. Soktunuz mu, nereye varacağınız belli olmaz. Bir bakarsınız, bambaşka kapıların önünde bulursunuz kendinizi.

Ya da bir tuzağın ya da bir kapanın içinde.

Örnek mi? Kıbrıs politikası yıllar yılı bir ulusal politika ya da devlet politikasıyla yürütülmüştü. Mekanizma basitti: Türk Dışişleri, Türkiye'nin başbakanı ve Türk Genelkurmayı, TC ve KKTC'nin cumhurbaşkanları. Bu mekanizma bozulup dağılınca nereye varıldığı ortadadır.

Bu gibi konularda kritik olan sivil-asker ilişkisidir. Askerin yanlış yorumlanmış falanca anayasa maddeleri, eksik bilinen uluslararası kurallar, başkalarının evrensel doğrularmış gibi sundukları ilkeler ve işlerine geldiği için önerdikleri formüller uğruna dışlanması, önerdiklerine demokrasi adına sırt çevrilmesi kimsenin yararına olmaz. Her ülkenin kurumları arasındaki ilişkiler "sözde evrensel" reçetelere göre değil, kurumların tarih içindeki yerlerine, devletin oluşumundaki paylarına, özellikle de savunma ve güvenlik konularında başka kurumlardan herhalde daha iyi yapacakları gözlemlere, çözümlemelere ve hesaplara göre düzenlenmeli ve uygulanmalıdır.

Bunun için normal iletişim yolları vardır ve 1961 Anayasası'ndan beri ayrıca Milli Güvenlik Kurulu gibi bir özel organ da yaratılmıştır.

Böyle bir açıdan bakınca, PKK'nin bir şekilde siyasal parti olarak Meclis içinde yer almasına karşı Genelkurmay Başkanı'nın başka bir toplantı sonrasında söylediği sözlerin böyle söylenmiş olmasını yadırgamamak zordur. Asker, bu soruna ilişkin görüşünü, itirazını ve ulus devletin savunucusu olarak yapması gereken engellemeyi başka türlü, daha kesin biçimde ortaya koyamaz mıydı?

"Muhtıra" yla suçlanma endişesinin medyanın çullanmasından çekinme mi, siyasal iktidarla köprüleri atmama özeni mi, dünyadaki ve hele müttefiklerdeki tepkileri hesaba katış mı?

Oysa başka türlü birçok sorunda olduğu gibi bu sorunda da Cumhuriyetin çöküş sızısını içlerinde duyanlar güvendikleri kurumdan daha açık ve kesin bir davranış beklemekteydiler.

Endişe verici olan, Cumhuriyet uğruna can yemini etmiş olanlar arasındaki dayanışmanın bu yüzden sarsılabilecek olmasıdır.


feed0 Okuyucumuz düşüncesini yazıya döktü.

 
  küçült | büyült
 

busy