Gürcistan’da 2004 yılında Miheil Saakaşvili nin Gül Devrimi ile iktidara gelmesi 2003 yılında ve onun öncesinde örgütlenen sivil toplum hareketlerinin etkin faaliyetleri neticesinde gerçekleşmiştir.
Medya ve sivil Toplum örgütlerinin yükselerek yayılan sokak eylemleri, Halk üzerinde kötü etkisi olan önceki Cumhurbaşkanı Eduard Şawardnadze’nin görevinden ayrılmak zorunda kalması ile sonuçlandı ve Saakaşvili Amerika’nın desteği ile iktidara getirildi. Bu sivil devrime Gül Devrimi adı konuldu. Mayıs 2004’te, “İkinci Gül Devrimi” olarak adlandırılan halk hareketi de, Müslüman Gürcülerden oluşan Acara Özerk Cumhuriyeti’nin yönetim merkezi Batum’da gerçekleşti. Gürcistan’da cereyan eden bu olaylar yaşandığı sırada, eş zamanlı denilecek kadar örtüşen bir zamanda Kıbrıs’ta da Yeşil Devrim düzenlendi ve tıpkı Gürcistan’da olduğu gibi KKTC’de de batı yanlısı ve Amerikan çıkarları ile örtüşen siyaset izleyen kişiler iktidara getirildiler. Bundan sonraki süreçte Kıbrıs’ta olanları biliyoruz, bu sanki kendi sahsına münhasır başka bir olaymış gibi gözlerden kaçırıldı.
Bunların ardından üçüncü bir örnek ‘Turuncu Devrim’ adı ile Ukrayna’da yaşanmıştır. 31 Ekim 2004 tarihinde Ukrayna’da yapılan Devlet Başkanlığı seçimlerinde en büyük rekabet ABD ve Rusya yanlısı adaylar arasında yaşanmıştır. Yanukoviç Rus, Yuşçenko Batı yanlısıydı. Biri Rusçanın resmi dil olmasını, öteki AB ve NATO üyeliğini vaat etmişti. İktidar ülke bayrağındaki maviyi, muhalefet de bal ve arıyı çağrıştırsın diye turuncuyu kampanya rengi seçmişti. 21 Kasım'da ikinci turu yapılan seçimde, Yanukoviç'in yüzde 46'ya karşı yüzde 49 oyla kazındığı açıklanınca, 'devrimin' pimi çekildi. İlk kez 2002'de kullanılan turuncu renk, yeri göğü kapladı. Ülkenin batısı 'Seçimde hile var' diyerek Yuşçenko için ayaklanırken, doğusu Yanukoviç'in zaferini kutladı ve bir anda Kiev de büyük olaylar patladı ve yayıldı. Rusya lideri Vladimir Putin derhal Yanukoviç'i kutlarken, ABD ve AB seçimi kabul etmeyeceği restini çekti. Çıkan gerilim hemen Soğuk Savaş'ın hortladığına yorulsa da aslında, ülke bölünmüştü. Kökleri derinlerde olan tarihi fay hattı kırılmıştı. Seçim sonuçlarının çizdiği tablo, tarihten gelen gizli bölünmüşlüğün haritasıydı en başarılı renkli devrim buydu. Seçim konusunda şaibelerin çıktığı ülkemizde de, seçim denilen ama Demokratik anlamını kaybeden bu olguyu dikkatle analiz edip incelemekte fayda vardır.
Ukrayna’da belirsizlik devam ederken Ermenistan’da da ‘Kardelen Devrimi’nin ilk belirtileri ortaya çıkmıştır. Ermenistan muhalefeti 2004 yılı Mart ayından itibaren, yani daha önceden Cumhuriyet ve Adalet Bloğunda birleşerek, o zamanki Devlet Başkanı Robert Koçaryan’ın istifa talebi ile miting ve gösteriler düzenlemeye başlamıştır. Ancak Koçaryan, muhalefetin miting ve gösterilerini, Devlete karşı bir hareket olarak değerlendirip güç kullanarak dağıtmış, siyasi parti liderleri gözaltına alınmıştır. Muhalefet gösterilerinin kolay bir şekilde dağıtılmasının diğer bir nedeni de, hükümetin güç kullanımının yanı sıra muhalefet ve siyasi partiler arasında fikir birliğinin ve ortak eylem stratejisinin oluşmamış ve halk desteğini alamamış olmasıdır.
Ben bizde ki ‘’velev ki türban startı’’ ile başlayan Ortak akıl hareketinin de, İktidarı elinde tutması sebebi ile bundan daha avantajlı olmasına rağmen, benzer hatalara düştüğünü ve dez avantajların olduğunu düşünmekteyim. Ermenistan’da, Muhalefetin eylemlere başlamasında önemli faktörlerden biri, ABD Demokrasi Enstitüsü ve Soros Vakfı’nın işbirliği ve desteği ile Ermenistan muhalefetinin kendini güçlü görmesidir. Bizde de Soroscu 2. cumhuriyetçiler veya F tipi şakirt vs. çevreler de aynı morali taşımaktadır, fakat engeller farklıdır. Bu işbirlikçi kesimler ve Medyanın İktidara değil de Devlet kurumlarına muhalefeti ve ABD’nin orduya karşı tavrı sonucu daha büyük bir gücü karşılarına almış durumdadırlar…
O sıralarda, ABD Demokrasi Enstitüsü Ermenistan Ofisi Başkanı görevine atanan Chet Roger, 2004 yılı başlarında yaptığı konuşmalarda, Ermenistan muhalefetini desteklemiş, Rusya yanlısı görüşleri ile bilinen siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının faaliyetini çeşitli mecralardan eleştirmiştir. ABD Demokrasi Enstitüsü’nün Ermenistan muhalefetine verdiği destek, Gürcü muhalefetine verdiği destek kadar güçlü ve etkili olamamıştır. Ermenistan muhalefetinin başarısızlığının sebebi, muhalefetin yeterli halk desteğini elde edememesidir. Gürcü muhalefetinde elde ettikleri baskıya başkaldırı tepkisi, bizdeki gibi Ermenistan’da da güçlü değildir, iktidarın halk desteği ise çok güçlüdür, bu yüzden Soros ve Demokrasi Vakfı bu bölgede rahat çalışamamıştır, Koçaryan’ın halktan aldığı destek ise çok güçlüdür. Bu nedenle de muhalefetin Mart 2004 tarihinde başlayan hareket planı başarıya ulaşamamıştır.
Şu sıralarda Abdullah Gülün ABD seyahatlerinden sonra başlayan Ermenistan Seferlerinin ardında yatan şey nedir sizce? Şu özür dileme safsatası ile başlayan bu girişimlerin bize getirisi ne olabilir? Bu kadar acil ve hayati mesele varken, bu meselenin bu kadar güncel hale gelmesinin sebebi nedir dersiniz. Bu girişim Sarkisyan ve Koçaryan ile birlikte Ülkelerin karşılıklı yararı için çalışmak değil, Ermenistan kardelen devrimi için Ermenistan Muhalefetine Türkiye den destek koridoru açmak içindir. Bu faaliyetler, Kafkasya’daki Renkli Devrimlerin vasıtası ile yürütülen ve bize sarkarak genişleyecek bölgesel stratejilerin parçasıdır. Bizim ülkemizde de başlatmaya yönelik bütün çabalarına rağmen bu devrim için gereken halk desteğini elde edememişlerdir, çünkü uyuttukları halk işin devrim yanının ciddiyetinde değildir, futbol heyecanı ile bir nevi oyun içindedir, fanatik olan kesim ise azınlıktır. Eğer böyle bir ihtilal gündeme gelirse bu işbirlikçiler büyük hezimete uğrayabilir, yapılması gereken şey, kalkışmanın yayılmasının engellenmesidir. Bu konuda tek ve en büyük destekleri Kuzey ıraktaki yapılanma ve ABD’dir.
Ortadoğu ve Türkiye’deki işbirlikçilerinin dine hâkim olması ve sosyal kültürel alanda geçmişten gelen kavram karmaşalarının yarattığı keşmekeş ortamı, Yeşil Kuşak projesi kapsamında kitlelerin çok daha rahat uyutulmalarını sağlamaktadır. Bunun yanında, Yeşil kuşakta yer alan bizim doğu ve güney doğuya doğru inildikçe bildik yapılanmalar görülmektedir. Bu bölgelerdeki tarihten gelen aşiret yapıları ve sürekli değişen sınırlar içinde birbirini yiyen ve çıkarını kollayan işbirlikçilerin çokluğu, bu bölgede köklü derin bağlantıları ve inisiyatifleri olan Emperyalistlere avantaj sağlamaktadır. Bu toplu durum içinde Türkiye için tehdit oluşturan önemli stratejik konulardan biri de, içimizde geniş bir kitleyi etkileyen Fethullahçı Dini bir yapılanmanın, Saidi Kürdi vasıtası ile Kürdistan Teorisine de bağlanmasıdır, bu durum Fethullahı himayesine alan ABD tarafından kesinlikle Bop ve ötesi kapsamında değerlendirilmektedir. Yeni ABD yönetimi de, Irak işgaline ve sonrasındaki uygulamalara, Ortadoğu’daki ileriye dönük amaçlarına uyan bahaneler yaratmak zorundadır. Yine Asyanın içlerine uzanacak en büyük Tehdit, ABD’nin bizzat kendisinin yarattığı El Kaide ve genişletilmiş “radikal İslam” uzantıları olacaktır.
ABD’nin, Glasnost Perestroykadan sonra kaybettiği Komünizm öcüsü yerine yarattığı bu El Kaide tehdidi, uzantısı örgütler eliyle genişleyecek ve giderek yeniden bir Rus tehdidi yaratılacaktır. ABD’nin “ılımlı İslam” ya da “siyasi İslam” ın bu bölgede yayılıp yerleştirilmesinde en büyük işbirlikçileri ise, gölgesinde hüküm süren Vahabi Suudiler olmuşdur. Şu iyi bilinmelidir ki, bizim yetkililerin ayağına gidip el pençe divan durduğundan ve büyük muhabbet içinde bulunduğundan da anlaşılacağı gibi, eskiden beri Türkiye’de dönen dolaplarda da, bu Vahabi Suudilerin destekleri ve altın yüzüklü parmakları da vardır. Bunlar yeşil kuşağın en önde gelen altın halkalarıdır, Suudilerin ABD deki servetlerine ve Dünya çapındaki ilişkilerine dikkat ediniz. Yeşil kuşak bütün bu bölgeyi kavramaya yaradığı gibi, kolay güncellenebilen yapısı ile ABD’nin sudanda petrol çekişmesine girdiği Çin ve Rusya’nın gıda kanallarını kıstıracak bir proje olarak, AFRİKAYI da kapsayacak geniş perspektifte kullanımdadır.
Bilindiği gibi İspanya Forumundan sonraki süreçte iyice hızlanan gelişmeler ve yapılan ittifaklar ortadadır. O sıradaki, dış basındaki yorumlar, AB den ve ABD'den yükselen sesler ve çeşitli yetkili ve diplomatların söylemlerinden, Türk Silahlı Kuvvetlerini ve Türkiye'yi despotlukla suçlamaya çalıştıkları sezilmekteydi ve şimdi yürütülen bu faaliyetlere uygun bir alt yapı hazırlandığı görülmekte ve anlaşılmaktaydı. Artık şüphe yoktur ki, sivil ve asker vatanseverleri şiddet yanlısı çevreler olarak kamuoyu önünde köşeye sıkıştırmak için, uzun süredir bu işbirlikçiler tarafından Televizyonlarda bu kadar patırtı yapılıp kavram karmaşası yaratıldığı kesindir.
Müslüman geçinen bu çevrelerin, bu faaliyetleri içinde Ergenekon u Ordu ve ulusalcılara bağlayıp, bu kesimin bazı konularda ABD ve İsrail’i suçladığını söyleyip, ABD ve İsrail’i savunmaları da dikkat çekicidir. İlk aşamada niyetlerinin, Türkiye Cumhuriyetinin kurucu iradesini ve takipçisi olan vatansever, halkçı ve birlik yanlısı kesimlerini, Dünya kamuoyunun önünde anti demokratik göstermek olduğu kesindir. Amaçları giderek, Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurulduğundan beri halkı ezen, özgürlükleri engelleyen, Demokrasi için müdahale edilmeye muhtaç baskıcı zorba Devlet noktasına getirmek ve bu aşamadan sonra da bunu, Dünyayı tehdit ya da rahatsız eden bir noktaya taşımaktır amaç… Biraz ayrıntılı bakılırsa, ABD'nin gasp etmeyi düşündüğü bölgelerdeki aradığı bahanenin de bu olduğu görülecektir. Evet dikkat edilecek en önemli nokta budur ve bu vatan hainlerinin genel faaliyetleri de bu yöndedir. Bu niyet ABD Başkanlık seçimleri ile durmuş gibi görünse de devam edecektir.
ABD Başkanlık seçimlerinden sonra, eski kötülüklerini Bush a yıkarak halı altına süpüren ABD de, Dick Cheyni ve statik kadrolar hala görevdedir. Ayrıca, CIA’nin yeni Başkanlarına Dünyadaki faaliyetlerini nasıl aktardığı ve nasıl motive ettiği anlaşılamaz bir şey değildir. Bu planlar President Obama ile güncellenerek yenilenen tazelenmiş bir Strateji hazırlığı ile uygulamaya girecektir. İsrail in son Gazze saldırısı dikkat çekicidir ve bu bölgede bazı yeni Stratejiler konusunda ipucu vermektedir, Hamas ın amacı nedir? Gücü nedir? Neyine güvenir? Bunlar karışıktır. Birleşmiş Milletlerde ABD ve İngiltere’nin İsrail in kınanmasını veto etmeside anlamlıdır, bunların niyetleri kesin olarak bozuktur. Türkiye’de de uzun süredir ayaklanma alt yapısı hazırlanıyor, Güney doğu kaynaklı kalkışmalar dikkat çekicidir. TV programları ile 28 Şubatta Ordumuza ve kurumlarımıza saldırıya geçen belli ekol gazeteciler ve ‘’ Aydınlar’’ bir süredir ortada gözükmüyor. Irak operasyonu sırasında Ordumuza ve kurumlarımıza saldıran tavırdan eser yok, sanki hiç yaşanmadı…
Bu durumda bir gariplik yok mu sizce? O dönemde deşifre olan bu gazetecilerin ve ‘’ Aydınların bir süredir ortadan çekilmesi, o sırada oluşan cepheyi yumuşatmak ve oluşan direnci dağıtmaya yöneliktir. Bu kişilerin şu sıralarda yeni iddialarını bombardıman halinde yayınlayacakları belgesel ve haber programları hazırladıklarından emin olun. Şu sıralarda ortamın nasıl gevşediğine bir bakınız, Tayyip bey sesini yükseltmeye başladı ve belediye seçimlerine doğru hızlanacaktır şüpheniz olmasın her şey hazır. Bunlara rağmen işbirlikçi yandaş Medya da Ulusal çıkarlara sahip çıkan söylemler yükselmeye başladı, bu biraz garip gelmektedir ve izlenmesi ve temkinli olunması şart bir olgu olarak durmaktadır. Bir süredir yaşadığımız bu sessizlik manalıdır, kapsamlı olarak planlanan ve büyük ihtimalle bizim belediye seçimleri ile hızlanacak ve giderek yayılacak, büyük bir saldırının hazırlığına yönelik gibi duruyor. İmralı ya yerleştirilecek özgürlük savaşı önderleri imajı ve bu yönde oluşacak eylemler de bunu tamamlayacak bir çaba gibi durmaktadır.
Bütün bunlar başladığında, batıdan gelecek anti Demokrat despot yönetim suçlamalarının da bombardıman halinde başlayacağından şüpheniz olmasın. Yani büyük ihtimalle Ortak akıl devrimi bizim yerel yönetim seçimleri ile başlayacaktır, bu strateji için çok güçlü bir enformasyon unsuru olarak CIA’nin President OBAMAYI motive ettiğinden emin olunuz. CIA President Obama ya, dünyadaki politikalarını nasıl aktardı dersiniz? Dahası bu Dünya görüşü ile doldurulan ve çok geniş bir kitlenin sempatisini toplayan bir Siyahî OBAMA karakterinin, ABD’nin Dünyadaki bu sahte bayrak stratejileri için oluşturabileceği kamuoyu desteğini tahmin edebilir misiniz? Onun destek vereceği bir Demokrasi getirme operasyonları, bir kısım Dünya kamuoyundan onay alabilir, bu da bütün Dünya ve bu bölge halkları için yeni yıkım ve sıkıntı anlamına gelecektir.
Saygılarımla
Yurtsever Yurttaş
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Hava sıcaklıkları özellikle yurdun kuzey ve doğu bölgelerinde 4 ila 6 derece azalacak. Yurdun büyük bölümünde yağış ...
Denetim, vergi, yönetim danışmanlığı ve kurumsal finansman hizmetlerinde dünyanın en büyük kuruluşlarından biri olan D...
Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, Dünyada çok büyük bir değişim yaşandığını belirtti ve "Bu y...
Merkez Bankası, bankalara özkaynaklarının iki katına kadar likidite desteği kredisi kullanma olanağı sundu. Krediler, bire...