Dengeli.net

30
Ocak
2009
YAZARLARIMIZ YURTSEVER YURTTAŞ Amerikancı mıyız? Rusçumu? Yoksa Yusufçumu?
 

Amerikancı mıyız? Rusçumu? Yoksa Yusufçumu?

Ne demektir Amerikancıyım? Açılımını biri anlatsın bana lütfen. Türkiye’de neler oluyor? Bu Amerikancılık ne demek? Hayırlı bir şey mi? Eğer muhterem bir zatında işbirliği yapacağı kadar çok hayırlı ise hepimiz Amerikancı oluverelim gitsin... Bu Amerikancılar için, Amerikancı olmamakta çok kötü bir şey, maazallah cehennemlik olmakla eşdeğer sanki. Amerikancı olmamak dışlanmak işkence görmek hatta evirip çevirip vatan hainliğine kadar gidebilir.

Bir bakalım şu Amerikancılığa;

Bu durum bilindiği gibi yeni bir şey değildir, Mustafa Kemalin yakın çevresindeki görüş ayrılıkları ve ufuk darlığı, Atatürk ün ölümünden yani 1946’lardan sonra işte böyle önemli bir Devrimin en büyük gediğini yaratmıştır. Bunun yarattığı müsait ortamda,  Kurtuluştan sonra sinen ve fırsat kollayan bütün çıkar birlikleri, Atatürk ün ölümünden sonraki tek parti ve soğuk savaş döneminde, güçlenme imkânı bulmuştur. Bu çevreler, bağımlı politikalarla elde edilen Dış destekleri ve sinsi çabaları sayesinde siyasi erki ele geçirmiş ve Emperyalistlerle yapılan iş birlikleri ile bizi bugünlere getirmiştir. Bu işin vebali büyüktür ve bu ihanet öyle basit laf ebelikleri ile savuşturulacak ve insanlara yutturulacak bir şey de değildir, insanları ücretli köleler haline getiren sorumlularını insanlık lanetle anacaktır.

Bu yönde oluşan müsait ortamda Emperyalistlerle, Yeşil kuşak vs. türlü entrika teknikleri ile etkileşim halinde gelişen, Tarikat, Ticaret, Siyaset destekli çarpık kapitalist sistemin çıkar ilişkileri güçlenmiştir. Devrimi başlatan kurucu iradenin yerleştirmeye çalıştığı Eğitim seferberliği ve sosyal devlet yapılanması dışlanmış, sosyal eşitlik bozulmuş buna bağlı sınıflar oluşturmuştur. Bu süreçten sonra uygulanan batıya bağımlı ekonomi politik programların, Mustafa Kemalin Fikirleri ve hedefleri ile uzaktan yakından hiçbir alakası yoktur ve bu zihniyetin ekonomik olarak ezdiği kesimlerde şimdilerde oy için sadaka dağıtılan fakir vatandaşları oluşturmuştur.

Üstelik bütün bunlar yapılırken, Atatürkçüyüz, ATATÜRKÜN gösterdiği yönde muasır medeniyetler seviyesine çıkıyoruz diye naralar atarak muasır medeniyet kavramı çarpıtılmış, batılılaşma safsatasına dönüştürülmüştür. Hâlbuki batılı dedikleri çevreler, Viyana Kongresi ile insanlığın önünü kesen Monarşi çevreleri ve onların yenidünya uzantısı sömürgecilerden başka birileri değildir. Üstelik bunların bu bölgedeki kokuşmuşluğun sorumlusu olan işbirlikçileri, kendi zihniyetlerinin yarattığı bu sonucu, hatta ABD’nin kurduğu ve vebalini taşıdığı kontrgerilla vs. nin kırdığı cevizleri bile, türlü entrika ile Kemalizm’in üstüne yıkmaya çalışmaktadırlar. Bu çabaları çok dikkat çekici ve ibret vericidir ve kesinlikle çok kapsamlı bir stratejinin alt yapısını hazırlamak için kullanılan bir halkla ilişkiler ve propaganda çalışmasının bir parçasıdır.

Toparlarsak, soğuk savaş dönemine denk düşen süreçte, bu çevrelerin çabaları ile 3 lü ittifak, 4 lü takrir, Atlantik paktı NATO, Avrupa Ekonomik Topluluğu, Ortak Pazar vs. AB tazyikli bağımlı ekonomi politik uygulamalar ve darbelerle, ülke şimdiki bağımlı kritik noktaya getirilmiştir. Batılı emperyalistlerin dünya görüşünü benimseyen ve ikballerini orada gören zihniyetlerin Ekonomi politik uygulamaları, başımıza bela olan bu çarpık kapitalist ve garip bağımlı sistemi yaratmıştır. Bunlar, uyandırmayın kerizleri felsefesi ile hep hasır altı edilmiştir.

Bütün bu yaşananların sorumluları hala pişkince yollarına devam etmekte bu faaliyetleri daha da ileriki bir safhaya taşımaktadırlar. Şimdilerde fakirlere yardım palavraları ile bazı uyanıkların işine yarayan, Hz. Ömer adaleti uygulayan Hazretler sarması, o zamanlardan bilumum karşı devrimci çevrelerin çabaları ile oluşan bu bildik sistemin ortaya çıkardığı bir olgudur.  Yani halkın fakirleşmesinde büyük suçu olan zihniyetin temsilcileri, inanılmaz bir yüzsüzlükle halkın kurtarıcıları rolüne bürünmekte ve bütün suçu Mustafa Kemale yüklemektedir.

Hani bizim çağdaş geçinip Kopenhag kriterlerini ağzından düşürmeyen ay dın larımız var ya Emperyalistleri allayıp pullayıp bize sunan. Birde şu uluslar arası sıcak para var ya, çekirge sürüsü gibi dünyada dolaşıp indiği yeri kalbura çevirip oradaki insanları perişan eden. Çok merak ediyorum bu kadar insanı kurtarmayı düşünen demokrat bir dünyada uzaydan mı gelip insanları söğüşleyip gidiyor, yoksa kimse farkında değil diye fırsattan mı faydalanıyor? Peki, bizim hayatı Iskalamayalım diye düşünen bazı pişkin bukalemun çevrelerin bunları bilmeme ihtimali var mı? Bu dünyada olanları senelerdir okuyor takip ediyoruz, üstelik çoğu batılıların kaleminden, olup biten ortada. Bu yavşaklar görmüyor olabilir mi bunu? Onlara göre batının egemenleri çok demokrat ve özgürlük aşığı insanlardır, bizi şeriattan bile onlar koruyacak.

MUHTEREM FAALİYETLER

Okuyucular Artık eskiden devamlı duyduğumuz nurcu ayinlerine baskın yapıldı haberleri zamanındaki durumda değiller, çok güçlü bir ağabeye arkalarını vermiş ABD de çeşitli sivil toplum örgütleri ve enstitüler kurmuş durumdalar. Ulaştıkları finans gücü ile kurdukları Televizyonlarda, Türkiye de bile Emperyalistleri savunur vaziyetteler. Teşkilatları ve Dernekleri Dünyanın ABD’nin yoğunlaştığı bölgelerinde faaliyet yürütüyor. Tarihi boyunca insanların beynini yıkayacak yöntemler bulmak için bilimsel araştırmalar yapan ABD’nin, yerde ararken gökte bulduğu büyük nimet durumundadır Fethullah hoca. Bu sıralarda Dünyada da çok ilgi ve itibar görmektedirler, hatta birçok Emperyalist ülkenin, tüh biz niye önce fark etmedik diye dövündüğü hissediliyor. Şu sıralarda bize yaklaşmasına rağmen, Jirinovski bile Rusya’ya davet etti Sayın, Güleni.

Rusya’nın da ilerde nasıl politikalar yürüteceği konusunda şüphelerimiz vardır ama kim olursa olsun insanlık çıkarlar doğrultusunda olumlu yaklaşan Devletler, daha doğrusu halklarla dayanışma gerekliliği vardır. Bu zorunluluk sadece bu bölge halkları için değil, eğer dünyada barış amaçlanıyorsa, Amerikan Halkı dâhil tüm Dünya halkları için de geçerlidir. Yani saldırgan ve yağmacı niyet olmazsa sorun çıkmayacaktır, kavganın sebebi saldırgan Emperyalist niyetlerdir ve şu sıralarda tohumları atılan Amerikancı, Rusçu kutuplaşması da kesinlikle bu kötü niyetlerin bir ürünüdür.

Türkiye’de de kesin olarak uzun süredir ayaklanma alt yapısı hazırlanıyor, Güney doğu kaynaklı kalkışmalar dikkat çekicidir. TV programları ile 28 Şubatta Ordumuza ve kurumlarımıza saldırıya geçen belli ekol gazeteciler ve ‘’Aydınlar’’, bir süredir ortada gözükmüyordu. Irak operasyonu sırasında Ordumuza ve kurumlarımıza saldıran tavırdan eser yok, sanki hiç yaşanmadı… Bu durumda bir gariplik yok mu sizce? O dönemde deşifre olan bu gazetecilerin ve ‘’ Aydınların bir süredir ortadan çekilmesi, o sırada oluşan cepheyi yumuşatmak ve düşmanla işbirliği imajını silmeye yöneliktir. Ayrıca o sırada oluşan direnci dağıtmaya ve saldırgan taraf değil Demokrasi talep ederek yenilenme isteyen taraf imajını tazelemeye yöneliktir. Bu kişiler şu sıralarda yeni iddialarını bombardıman halinde yayınlayacakları belgesel ve haber programları yayına vermeye başladılar. Zebari buradaydı yapılan anlaşmalar ortada kimseden çıt çıkmıyor.

Şu sıralarda ortamın nasıl gevşediğine bir bakınız, bir şeyler bu tutuklama dalgalarının da katkısı ile dikkatlerden uzak tutuluyor. Beylerbeyi sesini yükseltmeye başladı ve belediye seçimlerine doğru bu faaliyetler hızlanacaktır, şüpheniz olmasın her şey hazır. Bunlara rağmen işbirlikçi yandaş Medya da Ulusal çıkarlara sahip çıkıyormuş gibi anti Emperyalist söylemler yükselmeye başladı, sırtlarının dayalı olduğu yerler belliyken bu biraz garip gelmektedir. Bir süredir yaşadığımız bu sessizlik çok manalıdır, AB’nin malum zevatları da tam siper, kapsamlı planlanan bir şeyler var gibi. Büyük ihtimalle bizim belediye seçimleri ile hızlanacak ve giderek yayılacak bir strateji mevcut, ABD’nin genel Stratejilerine ve AB’nin ganimet paylaşımına paralel olaylarla gelişecek büyük bir saldırının hazırlığına yönelik gibi duruyor.

Değişik oluşumlar ve girişimler var. Ordumuzun kadrolarımız a dan z ye Atatürkçüdür sözlerine güvenmek istiyorum ve kahramanlarımızın sıçanların ifadeleri ile tutuklu muamelesi görmesini hazmedemiyorum. Biz fedakâr ve vatansever kesimler, şimdi biz Atatürk devrimlerini mi koruyoruz hiç pahasına. 1946’dan beri süren bir karşı devrim sürecinin ve 12 Eylüllerin sonunda, uyanan vatansever birileri var mı dersiniz? Yoksa onlar tasfiyemi edildi, neye inanmam gerektiğini anlayamaz haline gelmekteyim. Ordumuz biraz konuşsa iyi olur, peki o gurur duyduğumuz Ordumuz, sonunda biz tutuklamasın sakın. Hayretle duyduk ki Amerikancıymış birileri, ABD şu sıralarda Dünyaya faydalı bir şeyler mi yapmışta, siz ‘’CISI’’ oldunuz bir yerlerin, yoksa Yusuftan mı çıkıyor bu sözler. Bizim için esas olan erdemdir, bu ilahi boyutta Yusuf konuşmaz hak konuşur hak, onun bunun uydusunda gölgesinde değil, Haklı olanın yanında olmak dik durmak esastır.

Saygılarımla



busy
 

Yazarlarımız içerik eklediğinde e-posta ile haberdar ol

Havalar 4-6 derece birden soğuyor

Havalar 4-6 derece birden soğuyor Hava sıcaklıkları özellikle yurdun kuzey ve doğu bölgelerinde 4 ila 6 derece azalacak. Yurdun büyük bölümünde yağış ...

Dünyanın en hızlı büyüyen 12. perakende şirketi Migros

Dünyanın en hızlı büyüyen 12. perakende şirketi Migros Denetim, vergi, yönetim danışmanlığı ve kurumsal finansman hizmetlerinde dünyanın en büyük kuruluşlarından biri olan D...

"Gelişmekte olan ülkeler çözümün parçası olacak"

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, Dünyada çok büyük bir değişim yaşandığını belirtti ve "Bu y...

Merkez Bankası'ndan bankalara likidite desteği kredisi

Merkez Bankası'ndan bankalara likidite desteği kredisi Merkez Bankası, bankalara özkaynaklarının iki katına kadar likidite desteği kredisi kullanma olanağı sundu. Krediler, bire...

Sık Kullanılanlarınıza Ekleyin
Bu sayfayı Sık Kullanılanlarınıza Ekleyin
Açılış Sayfanız Yapın